Haberi işittiniz.  Ermenistan politik açıkgözlük yapar,  Pasifik Okyanusu’nun 12 bin nüfuslu Tuvalı adlı küçücük bir adacığı ile Devletlerarası ilişki kurar. Amacı Tuvalı adlı bu devletçiğin Dağlık Karabağ Bölgesini bağımsız ülke olarak tanımasını  sağlamak!           Politikanın ne numaraları biter ne  atraksiyonları!  Her şeyi bitse  gösterirsiniz  paranın ucunu, devam eder!

Nitekim “hafızai beşer,”  dedikleri gibi “nisyan ile malül olmadığından”   Bu Ermeni-Tuvalı olayı bizi 1878’lere götürür.  Osmanlı son demlerini yaşamaktadır Rus askerleri Ayastefanos’a yani İstanbul’un Yeşilköy’üne kadar dayanmışlardır. İngiliz hemen devreye girer,  Osmanlı Devleti’ni Kıbrıs yönetiminin geçici olarak kendisine devredilmesi karşılığında bu Rus belasından kurtaracağını vaat eder.  Sonuçta Ayastefanos anlaşması imzalanır ve Kıbrıs yılda 92  bin 982 sterlin karşılığında İngiliz’e kiralanır.  Ne var ki  İngiliz de açıkgöz bu parayı Kıbrıs ahalisinden toplayarak öder,  bütçesinden tek kuruş çıkmaz!    O yıllardan beridir de  Kıbrıs Türk halkı bu İngiliz’den çekmektedir  ki Allah kurtarsın gayrı!

…Yukarıdakileri yazarken demek istedik ki “Ermeni’nin yaptığı ne ki?”   İngiliz böylesi siyaset atraksiyonları ile koca Kıbrıs adasını yuttuydu!

**********

ŞİMDİ BAKALIM NE OLACAK:Dün az biraz sözünü ettiydik.  Rum İdaresi oturdu  “artık İngiliz’in adadaki üslerinden çekilmesi”  kararını aldı.  Gerekçesini de bu  üsler statüsünün   Sömürge yönetiminden kalma köhnemiş bir tasarruf olarak açıkladı. 

Ancak Rum Yönetimi  işlevini yapan  tek üs durumundaki Ağrotur’u  “jeopolitik yönü ve milli güvenlik çıkarlarını gözeten konumu”  ile değerlendirmeyi de unutmadı ki   İngiliz Üs’ü terk ederse Rum halkının  nasıl bir ikbale konacağını biliversin!  Tabi fincancı katırlarını ürkütmemek için  şu beylik lafı ekledi:   “Ada askersizleştirilecektir!”  

PEKALA İNGİLİZ RUM’UN BU KARARINA UYAR MI?  Bir süre önce  “asla ayrılmam”  açıklamasını yaptıydı.  Bu yeni kararın ise henüz cevabını vermedi. Buna karşın Rum yeni bir oyun peşindedir izlenimini vermektedir.

ÇÜNKÜ:  Ekonomik krizi hissederken,  Yunanistan’dan  dolayı pek de rahat olmayan Rum liderliğinin Üs’lerden elde ettiği  gelirlerle ekonomisine yansıyan  getirilerini teperek böylesi zamansız  bir karar alması beklenmiyordu.  Buna karşılık  “tümden askersizleştirilmiş bir Kıbrıs”  hedefi ile çıktı yola.  Açıkça  “Türkiyesizleştirilecek bir Kıbrıs hedefi!”  İngiliz askeri çekildikte Türk askeri kesinlikle sorgulanır! 

Hristofyaslı Rum Yönetimi bu tezgâha mı mekik atmıştır bilemiyoruz!  Yoksa Kıbrıs siyasetini yeni bir pazarlığa taşıyarak ve de blöf yaparak  İngiliz’i de fiilen ve kendinden yana olması koşulunda olaya katmak mı istemektedir?     Öğrenmek için az biraz bekleyeceğiz.

**********

EROĞLU’NUN ÇIKIŞI.

Yok, içteki sallan yuvarlan  “işler”  için değil.  Zirveden sonra hâlâ ara sıra ve zorla  sürdürülen görüşmelerden hiçbir sonuç çıkmazken, geçtiğimiz günlerde,  Mülkiyet konusunda yaptığı açıklama.   “Toprakta ne alacağımı bilmezsem mülkiyeti görüşmem”  dediydi Eroğlu. 

Son dönemlerin akıllıca sözlerinden birisi olmalıdır.  Çünkü bugüne kadar süregelen müzakerelerde sadece Hristofyas’ın önerileri,  bitmeyen istekleri ve muzırlıkları tartışılmıştır!

HATIRLAYIN:  Benzer  olay Annan planında da vardı.  Güney’deki Türk varlığı hiç dikkate alınmadan Rum’un yeniden Kuzey’e  nasıl egemen olacağı madde madde belirtiliyordu.  Neyse ki Rum hayır dediydi de sıyırdıydık felaketi..

Kuzey’deki Türk halkı şimdi yine ayni oyunla sarmalanmak istenmektedir.  Müzakereler hep   “Rum’a ne vereceksin”   esası kapsamında sürdürülmektedir.  Ya Güney’deki Türk varlık ve mülkü?  Karşılığında Kuzey’de ne kadar toprağa sahip olacağımızın lafı edilmezken,   Rum’un Kuzey’de nelere sahip olacağının pazarlıkları yapılıyor.  Eroğlu itirazında bal gibi haklı.  

**********

VE MÜJDELER OLSUN

Önce yazalım ama:  “Var mı toprak gibisi!”  Bir karışı için savaşlar çıkar.  Bizde ise 38 yıldır  “ye ye, al sat, kap kaç  bitmez!”  Nitekim manşetlere çıktı:    “Hâlâ elimizde 500 bin dönüm Rum arazisi ve 10 bin de ev falan varmış.” 

İddia Taner Derviş’e ait. Ne kadar doğru bilmeyiz ama yarısı doğru olsa,  yine de   büyük olay!  Buna karşın Derviş’in bir başka iddiası var:  “Eşdeğer hakkı olduğu halde hâlâ 4 bin 500 dosya açık.  Yani karşılıkları verilmemiş.  Bu nedenle 5 milyar puan elde kalmış.”

Olayı bir ihmal mı yoksa yasalarla korunmuşluk sonucu olarak mı değerlendirelim?   “Bugüne kadar  Rum’un mülkü kimlere hangi hak ve kanuna dayalı adalet ilkelerinde dağıtıldı?  Kim nasıl  Rum mülkünü tapulu malı haline getirdi?  Neden  4 bin 500 eşdeğer hakkı  yendiği için   “haksızca gasp”  sorunu haline gelen uygulama sorgulanmadı?  Neden ötesi Rum mülkü bitmez tükenmez   “yağma Hasan’ın böreği”  tutumunda belirli insanlara  “oylar,  partisel ve kişisel çıkarlar,   popülizm gibi dalkavukça sahtekârlıklarla dağıtıldı?  Ve çözüme kadar eşdeğer mallar ötesinde devletin olması gereken mülk neden  türlü çeşitli alavere dalaverelerle  hakkı olmayan insanlara dağıtıldı? 

Bir gün bu büyük yağma ve rant’ın hesabı sorulur mu dersiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31