Gündelik gazeteler için, yaz bir bunalım dönemidir! Haber yok! Herkes tatilde, deniz kenarında, yaylada, izinde, şurda burda… Haber yok, okuyan da azalmış! Gazeteyi yapanlar, dokuz doğururlar! Sayfalar nasıl dolacak? Allahtan dört yılda bir, olimpiyat oluyor… İki yılda bir de Avrupa Futbol şampiyonası… Aradaki yıllarda da kıvran dur!

Köşe yazarları, nispeten rahattırlar çünkü, kendi gündemini kendi uyduruyor… Hiçbir şey bulamazsan, birine sataş, bir haftayı kurtarırsın… İnsanlar kavga etmeyi sevmez ama kapışanları izlemekten büyük zevk alır. Mevsimlerden yaz, günlerden de Pazar ise ayvayı yediniz… Gazetelerde haber namına, “davul tozu-minare gölgesi” satılır.

Bugün izninzle, çatin Altan’dan aldığım bir anekdota, iki de ben ekleyip, sizi gülümsetmeyi yeğliyorum. Belki yaz günü pazartesi sendromunuzu aşmaya yarar:

Vaktiyle Kâmil Paşa İzmir Valisi’yken; Şair Eşref de, Karaağaç’da kaymakammış. 2 aydır maaş çıkmadığı için; Eşref, aşırı sıkıştığından Paşa’ya başvurmuş. Kâmil Paşa da vilayet defterdarına:
- Eşref’in maaşını verin, diye emretmiş. Ama defterdar, uzun pazarlıklardan sonra sadece 1 aylığı vermiş. Eşref, yine doğru Paşa’ya çıkmış. Kâmil Paşa sormuş:
- Bu surat ne Eşref, aylıkları versin diye defterdara emrettim ya...
Eşref’in yanıtı:
- Öyle ama bir “ayı” veriyor, öteki “ayı” vermiyor.

Bilindiği gibi Kâmil Paşa Kıbrıslı’dır… Eşref de Kıbrıs Mutasarrıflığı yapmış uzun yıllar burada yaşamış ve evlenmiştir. Paşa o zamanlar Kıbrıs Evkaf müdürlüğü görevini yürütüyordu. Tanışıklıkları adadan olsa gerek! Bu da benden:

Bir defasında Paşa Kıbrıs’a gelecek olmuş, Eşref’i çağırıp, adadan bir şey istiyor mu diye sormuş. Eşref de “ Paşam” demiş, “hiçbir şey istemem ama bana bir Kıbrıs Eşeği getirirsen, çok makbule geçer!” Paşa da “Olur” demiş… Gel zaman git zaman, paşa adadan dönüyor, şair de rıhtımda hazır ve nazır, eşeğini bekliyor. Kâmil Paşa, vapurdan inmiş. Ortada eşek yok… Tam arabasına binmiş gidiyor, kenarda bekleyen Eşref’i görmüş. Hemen arabayı durdurup, şairi çağırmış.

“Eşref” demiş, “Allah seni inandırsın, aklımdan çıkmış! Şimdi seni görünce aklıma eşek geldi! Getirmedim…”

Eşref boş mu duracak? Yanıtlamış:

“Bir şey değil paşam… Varsın eşek gelmesin.  Sen geldin ya?”!

Şimdi anlatacağım, muhtemelen uydurmadır ama dinleyin:

Vaktin birinde Osmanlı Bakanlar Kurulu, sahrada bir çadırda toplanıyor. Masanın başında, sadrazam Öküz Ahmet Paşa… Sağında Kamil Paşa oturuyor, solunda da Mehmet Emin Paşa… Biri içişleri, öteki dışişleri bakanları… Ansızın, toplantının yapıldığı çadırın kapısından bir öküz başını uzatıyor! Bir süre dik dik sadrazama baktıktan sonra;

“Mööööö” deyip, çekiliyor! Bizim iki Kıbrıslı paşa, basıyorlar, kahkahayı… Biri soruyor:

“Paşam, biz dilinden anlamayız! Akrabanız size ne sordu?”

Öküz Ahmet Paşa yanıtlıyor:

“Hiç… Bu iki Kıbrıs Eşeği’nin arasında ne yapıyorsun? Dedi”…

Uydurmadır, çünkü çağdaş değillerdir… Ama uyduran, güzel uydurmuş!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31