Yaklaşık 4 gündür ELAM’ın15 Kasım nedeniyle düzenlediği eylem tartışılıyor...

Tepki büyük...

Sebebi ise, ELAM üyelerinin Yunan Bayrakları açarak yürümeleri ve bir Kıbrıslı Türk’ün arabasına saldırmaları...

Çok doğru ve yerinde bir tepki...

Bu çirkin ve faşist saldırılara mağruz kalan insanlarımıza çok geçmiş olsun diliyorum...

Ancak bu olayı bazı kişilerin yaptığı gibi tüm Rumlara mal etmek ve “Rum’dan dost olmaz” noktasına getirmek çok yanlış...

Bu olayları kullanarak eski defterleri açmanın kimseye bir faydası olmaz...

Zaten o eski defterleri tarafsız bir gözle açarsak içerisinde utanmamız gereken çok şeye rastlarız...

O nedenle iki toplumun ayrı ya da beraber bir şekilde bu adada yaşamak zorunda olduklarını unutmamalyız...

Bir de tarihi tek yanlı kitaplardan takip eden kişilerin yazdıklarını ya da söylediklerini dikkate almamak gerekir...

Aksi takdirde “profesyonel Rum düşmanı” olur çıkarsınız...

Arkadaşların iddiasına göre 63 olayları da bu tür ufak, tefek şeylerden çıkmış...

İlkokulda okutulan kitapları incelersek bu arkadaşların iddiaları doğru ancak gerçek öyle değil...

Bunları iddia eden arkadaşlarımız Ayhan Hikmet ve Ahmet Gürkan’ın neden öldürüldüklerini araştırmalıdırlar...

İddialarının cevapları bu cinayetlerin çözümünde yatıyor...

Neyse, yukarıda da belirttiğim gibi geçmiş defterleri açarsak bu durumun içinden çıkamayız...

O nedenle biz konumuza dönelim...

Sonuçta ELAM’ın çizgisi ve destek kitlesi belli...

Kendi toplumu içinde bile kabul görmeyen ve sürekli dışlanan bir yapıdalar...

Bunu katıldıkları seçimlerde elde ettikleri oy oranından anlayabiliyoruz...

Dün bazı gazetecilerin köşe yazılarını okurken gerçekten irkildim...

Resmen Rumlara kin kusmuşlar...

Hatta bazıları Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimine “ahmaklık” bile bastı...

Nedeni ise, Rum yöneticilerin bu tür faşist olayların önüne geçmek için yeterli önlem alamamaları...

Yazara göre bu “ahmakça” bir davranışmış...

Peki, bu “ahmaklığı” basan kişilere sormazlar mı, “siz ne önlem aldınız” diye...

8 Ağustos 1996 tarihinde yaşanan sınır olaylarında tellere sıkışan Tasos İsaak’ın kafasına demir cisimlerle vurup onu öldürenlere ne oldu?

Ahmak olmayan kuzey yönetimi onları yargıladı mı?

Ya da bu olayların önüne geçmek için herhangi bir önlem aldı mı?

Peki, 6 gün sonra 14 Ağustos 1996 tarihinde tırmandığı bayrak direğinde boynundan vurularak öldürülen Solomos Solomu’yu vuran kişiye ne oldu?

Cezalandırıldı mı, yoksa ahmak olmayan kuzey yönetimi tarafından ödüllendirildi mi?

İki insanın hayatından bahsediyorum, sizce bu insanların hayatı önemli değil miydi?

Onların da sevenleri, aileleri ve çocukları yok muydu?

Peki, bu iki kişiye acımayanlara karşı kuzey yönetimi de acımasız oldu mu?

Evet, güneyde yaşanan olaylar karşısında Kıbrıs Cumhuriyeti yönetiminin almış olduğu önlemler yeterli değildir...

Kıbrıslı Türklerin güneye geçerken hala tedirgin oldukları bir gerçektir...

Aynı şekilde kuzeye geçerken tedirgin olan Rumlar da vardır...

İşte biz bu nedenle adamıza çözüm ve barış gelsin istiyoruz...

Yoksa birilerinden nefret etmek, onları suçlamak ya da hedef göstermek çok kolay bir iş...

Zor olan güzeli istemek, barışı ve çözümü desteklemektir...

Birleşik bir kıbrıs için mücadele etmektir...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31