“Gördün mü,” diye sordu…

“Görmedim” dedi…

Oysa yapan oydu.

Diyelim hırsız, evdeki parayı kaptı, kaçıyor.

Çaldığı para cebinde…

Ev sahibi arkada…

Kovalayan haklı ama dışarıdan bakan bunu nerden bilsin…

Hırsız, “Dövecek” der…

Ahali dövmesin diye ev sahibini yani haklıyı tutuğu gibi yere yatırır.

Hırsız kaçar.

Sonra ev sahibi derdini anlatır.

Ahali hırsızın peşine düşer.

Ama hırsız nerede ve kim?

Bu durumda ev sahibi kim diye sorarsanız anlatayım.

Yıllar önceydi.

Birkaç kişi olarak bir yerde yaşamaya başladılar.

Zaman içinde kaynaştılar.

Birbirleri ile bütünleştiler.

İlk geldikleri günleri unuttular.

O günü yaşamaya başladılar.

Mutluydular.

Dışarıdan gelenlere, kendi başları ağrımasın diye ödün verdiler.

Ödün verdikçe dışarıdan gelenler, “daha çok ödün,” dediler.

Ödünlerin ne önü kesildi, ne arkası.

Baktılar,  “evimizdeyiz ama bu yabancılar bize rahat yüzü göstermeyecekler…

İyisi mi onları def edelim, dediler.

Oturup konuşmak istediler, ileriye dönük harekât çizeceklerdi ki…

Yabancılar yani menfaatleri tehlikeye girenler, menfaatlerinden vazgeçmek istemediler..

Tuttular evde yaşayanlara, “siz farklısınız ama unutunuz” dediler.

Evdekileri aldı bir telaş.

Farklı mıydılar, gerçekten.

 Farklıymışlar.

Oysa aralarında birbirleri ile tek olanlar vardı.

Kim, kim, kimse bilemiyordu oysa.

Sonradan isimlere baktılar.

Gittikleri ibadethanelere baktılar.

Dediler ki “sen ve sen, aslında sen ve diğerisiniz”…

O günden sonra başlamaz mı evdeki huzursuzluk.

Paralar ayrıldı.

Koltuklar ayrıldı.

Sandalyeler, tabak, tencereler.

Ve bir müddet sonra gitti gidecek denilen ödün avcıları, birden üç oldular.

Ve üçü de kavgalardan nasiplerini kapma sevdasına tutuldular.

Derken tabaklar, tencereler, cezveler havalarda uçuştu.

Tabağı bir taraf, tencereyi diğer taraf, kalan çatal kaşığı da bir diğer taraf kaptı…

Üçü de “benim” dedi.

Evde yaşayan kim, kim, kimsenin bilmediği ama aslında birbirleriyle aynı kişi olanlar bakakaldılar.

Şimdi evde daha çok kalabalı var.

Birinin koltuğunda diğeri, diğerin sandalyesinde bir diğeri oturuyor.

Ama genelde evde hakları olanlar ayakta duruyor.

Oysa…

Otursalar bir odada…

Deseler ki ne oluyoruz?

Hem eskisi gibi huzurlu olacaklar hem gap gacağı tekrar kendi mutfaklarına koyacaklar.

Günümüzün özeti aslında bu…

Biri yaptı…

Ötekine, “gördün mü,” diye sordu…

Diğeri de, “neyi,” dedi…

İşte ev sahibi böyle biri…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31