Uzun, sıcak yaz başladı… Daha mayısta ısı bu kadar yükselmişse, temmuzun ve ağustosun sıcaklarını düşünün!... Temmuzda tavan yapan geçen yılın kavurucu yazı, aşırı sıcaklardan kaynaklanan ölümler, hastalıklar ve tedirginliklerle doluydu. Güney Kıbrıs’ta aşırı sıcakların neden olduğu ölümler ve ölümcül hastalıklar resmen açıklanmıştı… Bizim tarafta ise resmi bağlamda öylesi bir duyarlılık gösterilmedi.
   Ama ülkenin aşırı sıcakların sarmalına girmesiyle birlikte çeşitli yaştaki ölüm olaylarının arttığı, hem hastane kayıtlarından ve hem de gazetelerdeki ölüm duyurularından gözlemlenebilmişti yaz boyunca.
   Küresel ısınma nedeniyle ünlü ada sıcaklarının her yıl biraz daha şiddetlendiği Kıbrıs’ta başkent Lefkoşa bu sıcakların rekor kırdığı bölgedir. Meteoroloji raporlarına bakıldığında Lefkoşa’daki ısının diğer bölgelere oranla birkaç derece daha yüksek olduğu yaz mevsimi boyunca görülür.
   Oysa beş bin yıl öncesinin Kıbrıslılarının bu bölgeyi başkent olarak seçme tercihlerinden biri de, coğrafyasının serin olmasıydı. Sık ormanlarla kaplı dağların eteğindeki püfür püfür esintili bu bölge, yerleşim için cezp ediciydi. İlk yerleşim hareketleriyle birlikte, Lefkoşa’nın içi ve çevresi de bolca ağaçlandırıldı. Bahçesiz tek bir ev, tek bir mekân yoktu… Gezgin yazarların eski Lefkoşa gözlemlerinde, yüksek hurmalıklardan, geniş bahçeli evlerden bolca söz edilmektedir. Bu bahçeli evlerdeki konukseverlikler ve geleneksel ağırlamalar anlatılmaktadır.
   Hani nerede şimdi o güzelim bahçeli evler? Eski Lefkoşa’nın karakteristiği olan hurmalıklar? Bir zamanlar ortasından nehir geçen yemyeşil Lefkoşa baştanbaşa beton cehennemine dönüşmüş durumda.
     *          *       * 
   Çevresel duyarsızlık zaman içinde Lefkoşa’yı ağaçlarından ve yeşilliklerinden arındırdı. Baltanın ve yangınların yok ettiği serinletici ormanların yerini, alev kusan kayalar ve bozkırlar aldı. 1995’deki unutulmaz Beşparmaklar yangını ise her şeyin üstüne tuz biber ekti, Lefkoşa’yı klimatik özelliğinden tümüyle arındırdı.
   Yok başka çaresi; ölümcül yaz sıcakları rekora vuran Lefkoşa’nın havasını yumuşatabilmek için birkaç neslin bıkmadan ve usanmadan ağaçlandırma ve yeşillendirme kampanyasına soyunması gerekir. Ama hani nerede o heves? Tam tersine ayakta kalabilen ağaçları ve yeşillikleri de yok etme yönünde bir devinim söz konusu… Bu bağlamda her gün yeni bir barbarlığa tanık olmaktayız. Her barbarlıkta yüreğimiz yanmaktadır.
   Yazda korkunç sıcaklarla başa çıkabilme adına kimisi radikal sayılacak önlemlerin alınması gerekir. Örneğin çalışma saatleri değiştirilebilir. Bazı Arap ve Afrika ülkesinde olduğu gibi gündüz mesailerinin geceye kaydırılmasını önerenler bile var ki, bu önerilerinde hiç de haksız değiller.
    *        *        *

   Koloni yönetiminde İngilizler, sıcağa alışkın olmayan kendi yöneticilerini de koruyabilme adına,  kavurucu yaz sıcaklarında yaşamı rahatlatan ve ferahlatan önlemlere başvururlardı. Resmi ve özel mesaiyi günün serin saatlerine kaydırır, öğle sonrasının birkaç saatini mutlaka siesta tatili yaparlardı. O kadar ki, kurala uymayıp iş yerini açan özel sektör mensuplarını cezaya bile çarptırırlardı. Dükkânlar yaz çalışma programında tam saatinde kapanacak, tam saatinde açılacaktı… Kural buydu.
   Öğle tatilinin başladığı saat 13.00’te sirenlerle duyurulur, tatilin bittiği ise yine saat 16.00’da çalınan sirenlerle haber verilirdi. Sirenlerin biri Girne Caddesi’ndeki polis merkezinin çatısında, biri Baf Polis Binası çatısında, üçüncüsü ise Atalasa’da idi… İki siren sesinin arasında siesta tatiline uymayanların yakasına polis yapışırdı. Denizi olmayan Lefkoşalıları serinletebilme adına birkaç yere yüzme havuzu da inşa etmişlerdi.
   Yaz aylarında resmi giyim tarzlarının da göze batan bir özelliği vardı. Hükümet görevlileri diz üstü kısa haki pantolonlar, onun üstüne de yakası açık, kısa kollu gömlekler giyerlerdi. Ayaklarda sandaletler... Güneşli ortama çıkanların başında ise mutlaka hasır ya da mantar koloniyal şapkalar vardı… Trodos ve Kantara’daki resmi mesire yerleri, hükümet görevlilerinin dönüşümlü yaz tatillerine tahsis edilmişti.
   Gelin görün ki, kolonicilerin ölümcül yaz sıcaklarına karşı bu ülkede aldıkları akılcı önlemlerin urubunu bile biz bugün alamıyor ve boyuna dayanılmaz sıcaklardan yakınmakla yetiniyoruz. Oysa bu sıcakları dayanılmaz yapan biraz da bizim duyarsızlıklarımız ve tedbirsizliklerimiz değil mi?..          

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31