Öyle yerel yönetim deyip, belediyecilik deyip, belediye başkanlığı deyip de es geçmeyin ha!

Hele Lefkoşa Belediyesi deyip de küçümsemeyin sakın.

Büyük projeler, büyük rantlar yaratır. Büyük rantların büyük kısmı da kentlere kalmaz. İşte sorunumuz da bu ya zaten!

Lefkoşa Türk Belediyesi’nde bu rantların nasıl dağıldığı, projelerin finansmanını kolaylaştırmak için nelerin kullanıldığı gibi konularda alınan kararlar, gerek Lefkoşa halkında ve gerekse de yerel siyasal çevrelerde kuşku ile bakılan ve tartışılan konular olmayı sürdürüyor.

Eminim ki işin rengi açığa çıkana kadar “prestij projesi” niteliği taşıyacağına inanılan projeler sayesinde Cemal Bulutoğulları, kendi adının kalıcılığını hayal ediyordu. Fakat öyle olmadı. Tam tersine, tüm Lefkoşalı’nın ve hatta tüm Kuzey Kıbrıslı’nın saygısını yitirdiği, her gördüğünde neredeyse haline acıdığı bir başkana dönüştü.

Açıkçası, ne başkanın başkanlığı kaldı, ne belediyenin saygınlığı, ne de işlerliği…

Yerel yönetim denilince belediye hizmetlerinin, kentin her yerinde, aynı standartta ve kesintisiz olarak sağlanmasını ve kent halkının tamamının bu hizmetlerden yararlanma hakkına sahip olduğunu kabul ederek göreve başlayan bir başkan ve ekip hayal ederiz. Oysa Lefkoşa’da artık yalnızca kendine dönük, durmadan kendini besleyen, kamu kaynaklarını çarçur eden, eşi dostu kollayıp geniş kitlelere kötü hizmet veren bir yönetim anlayışı mevcut… Ne gariptir ki alan memnun satan memnun görünüyor. Ses çıkaran yok ne de olsa. Hatta koruyup kollananlar arasına, ses çıkarma ihtimali olanlar da alınınca, tamamen ses çıkmaz oluyor.(İşte hem bu yazının, hem de memleketin en düşündürücü noktası!)

***

Lefkoşa’da, yerel yönetimde karar alma süreçlerinde şeffaflık sağlanması gerektiği söylene söylene ezberlendi. Fakat bu şeffaflık ne kadar zormuş ki, bir türlü sağlanmadı!

Sorumluluk üstlenme, hesap verme ve sorma mekanizmaları, mali, ekonomik ve siyasal boyutlarını içeren bütünsel bir anlayışla yerel yönetim hizmeti sürdürmeyi sağlamak ne kadar zormuş ki, bir türlü başarılamadı.

Yazılı ve sözlü, ulusal ve yerel basınla ilişkilerin kuvvetlendirilmesi gerektiği, yerel yönetimin temel ilkelerinden olarak bilinir. Ancak bizde bu ilke, yerel yöneticilerin satılık kalem arayışı ile eş anlamlı tutuluyor ve çoğu zaman örtülü(!) ödenekten, şeffaf alanlara kadar, medyayı hiç etik olmayan yöntemlerle elde tutmaya çalışıyorlar.

***

Eylül maaşlarını alamayan belediye çalışanlarından memleket çapında kaç kişinin haberi var sordunuz mu? Belediye çalışanları, emeklerinin karşılığını alamadıkları gibi, yetenek, kararlılık ve heyecanlarının köreltildiği bir yerde çalıştıklarını düşünerek kahroluyorlar.

Yerel yönetim bir hizmet sektörüdür ve temelinde insan faktörü vardır. İnsan faktörüne doğrudan bağlı olan bir sistemde, en az değer gören öğe insanlar olursa, öyle bir yerel yönetim anlayışından nasıl verim beklenebilir ki?

***

Daha geçtiğimiz hafta sonu, 10 dakikalık şiddetli yağışlarda sele teslim olan bölgelerin yaralarının sarılmadığı kışı karşılamaya hazırladığımız şu günlerde ortaya çıktı. Hatta belediye başkanının kendisi de su baskını mağduru oldu: Başkan kendi kazdığı çukura kendi battı anlayacağınız!

İroniye bakar mısınız? Yerel yönetimin en tepesindeki başkan, yıllardır önlem alınamamış su baskınına teslim oldu. Üstelik su baskınlarından kenti kurtarmak uğruna tüm yolları delik deşik edip, Lefkoşa sokaklarında asfalt bırakmayan başkanın ta kendisi…

***

Uyanın be arkadaşlar!

Yerel yönetimlerde dinamik, etkili ve yeni bir yönetim anlayışının ortaya konulması ve bu alanda daha yaratıcı, esnek ve insana yönelik hizmet ve tekniklerin geliştirilmesi için bu günden tezi yok harekete geçlmek şart!

Uyanmak şart anlayacağınız!

Eğitim, sağlık, kültür ve sanat çalışmalarını belediyeye kambur gibi gösterip devlete pas etmek çabalarının da bilincindeyiz! Saçmalığın daniskası olur bu da!

Çağdaş belediyeciliği takip edecek yeteneği olsaydı Lefkoşa Belediyesi başkanı’nın ve onun akıl hocalarının; eğitim, kültür ve sanat için belediye bütçesinden ayrılan ödeneklerin artırılması gerektiğini de bilirlerdi. Kültür sanatı kambur gibi görerek sırtından atmaya çalışmak, belki hükümetin oyunlarına alet olmak, halkın beklentilerini ve vergilerinin karşılığını hiçe saymaktır.

***

Biz seni halkçı bilirdik Cemal Başkan! Yapamayacaksan gölge etme Lefkoşalıya artık!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31