Eskiler söyler hep “bu memlekette çalışan hiç kimse aç kalmaz” diye.

Çocukluğumda hep bu söze gıpta ederdim de şimdi hiçbirimizin bu söze gıpta etmesinin bir anlamı kalmadı artık.

Zira çalışsakta iki iş birden yapsak da geçinemiyoruz.

Durum bu kadar kötü.

Hükümetin bir süre önce hayat pahalılığını sözde bir süreliğine dahi olsa durdurduğunu biliyoruz.

Ekonominin günden güne kötüye gittiğini belki milletvekilleri ya da bakanlar pek fazla farketmiyor; zira onların maaşı 7-8 bin TL; bunu eleştirmiyorum ama ülkenin önemli bir kesimi kötü ücretlere çalışıyor.

KREDİ KARTI KULLANMAKTAN KORKUYORUZ

Maaş konusuna birazdan değinirim.

Bir başka baş belası da kullandığımız kredi kartlarımız.

Hani şu bankaların zorla vermeye çalıştıklarından ama suçlu biziz; kullanmasak diyorum ama yapamıyoruz işte.

Alış veriş için marketlere uğradığımızda ücretler  bu kadar pahalı deyip içimizden ihtiyaçlarımızı alıyoruz almasına da ödemeye gittiğimizde çekine çekine kredi kartını uzatıyoruz “acaba limiti var mı kartın?”  diye.

TÜRK LİRASI DEĞER KAYBEDERKEN

“Türkiye hapşursa biz grip oluruz” bir zamanlar çok moda bir sözdü bu.

Yeri gelmişken kullanayım dedim; Türkiye’de Paşalar istifa etti Türk Lirası % 25 değer kaybetti, döviz tavan yaptı.

Araba, ev taksiti ödeyenlerin hali içler acısı.

Tanınmış bir devlet olsaydık eğer kendi yönettiğimiz merkez bankamız ve en nihayet değeri olan bir paramız olurdu.

Düşünsenize hangi hükümet gelirse gelsin tanınmamışlığın verdiği sıkıntıyla bir ekonomik politika dahi ortaya koyamıyor.

AMA!

Hali hazırda kendi para birimimiz, kendi merkez bankamız yokken bir de Ankara istedi diye Hayat pahalılığını kaldırmanın, asgari ücreti yılda 3 yerine 1 kez belirlemenin bir akılcı mantığı var mı?

Bu noktada bakanların konumu gereksiz hale düşüyor söyleyim..

HER KAPININ ÖNÜNDE İKİ ARABA VARMIŞŞŞŞ

Bir de bu saçmalık çıktı.

Türkiye’den her yetkili açıklama yaptığında; “ oooo sizin durumunuz çok iyi, bakın her evin önünde iki araba var, her sene tatile gidiyorsunuz, tembelsiniz, çalışmıyorsunuz” falan filan.

Bu ne Allah aşkına.

Ne yapalım kardeşim , toplu taşımacılığın olmadığı bir memlekette ATLA mı gidelim işimize gücümüze yoksa iki araba yerine station wagon bir Renault 12 mi edinelim.

Yani fakirleşin diyorlar Ankara’dan, merak etmeyin fakirleşiyoruz, rahat olun.

Açıkçası her tepki gösterdiğimde soruyorum kendi kendime ne gereği var bu kadar tepkinin diye sonra bir bakıyorum konuştuğum herkes aynı tepkiyi veriyor..

FAKİRLEŞİYORUZ

Adeta fakirleşiyoruz beyler adeta fakirleşiyoruz.

Ne ay sonu kredi kartlarımızı ne de borçlarımızı ödeyebiliyoruz.

Ne yazık ki Hükümet bu konuda bir önlem almıyor.

Biliyorum poh pohlanmak hoşlarına gidiyor, benimde gider ama yolunda gitmiyor işler işte, iyi gitmiyoruz.

Gün gibi açık bu; Başbakan İrsen Küçü k Maliye ve Ekonomi Bakanlarını da yanına alıp bu ülkeyi düzlüğe çıkarmak için yollar aramalı.

Şu kadar kredi verdik, bunu yaptık demekle olmuyor.


SOSYAL HİZMETLER DAİRESİ KENDİNİ MAHCUP HİSSEDİYOR MU?

Fotoğrafta gördüğünüz kadıncağız yok artık, öldü.

Sefaletten ve hastalıktan öldü.

Adı Fatma Zayıf. 

Birkaç kez basına çıktı ve yetkililerden yardım istedi.

Etmediler.

KKTC gibi bir memlekette sefaletten ve hastalıktan öldü.

Ne Çalışma ve Sosyal Yardım Bakanı Şerife Hanım ne de O’na bağlı Sosyal Yardım Dairesi elini uzatmadı.

Fatma Zayıf haberini yapan meslektaşımıza defalarca kez açıp sormuş, arayan var mı diye.. arayan yok tabii.

Zira bilmem kaç tane oyu yoktu rahmetlinin..  bir barakanın içinde vefat etti.

Eğri oturup doğru konuşalım; bu ülkede sayıları pek fazla olmasa da Fatma Zayıf gibi insanlar var; onlara “illak” diye bakmak ya da yardımdan kaçınmak insanlığıa sığar mı?

Bakan Şerife Ünverdi’nin bu olaydan ne kadar haberi var bilmem ama aciz olduğumuzu anladım..

NE BİÇİM LİMAN KONTROLUMUZ VAR ALLAH AŞKINA?

Tatalu Alima Epse Kombel; bu yabancı kadın AIDS hastası, dolandırıcı bir kadın. 

Tam tamına 58 kez sahte pasaportla giriş çıkış yapmış ülkemize.

Yahu Allah aşkına ne biçim kontrolörlerimiz var bizim?

Nasıl bir sistem uyguluyoruz gibi bu ve bunun gibi vakalarla karşılaşıyoruz.

Kadın kim bilir kaç kişiye de Aids bulaştırmıştır.

Zira bizim toplum korunarak ilişkiye girme meraklısı değil ya.

Sağlık Bakanlığı ciddi bir soruşturma başlatıp bu kadınla birlikte olan kişileri derhal tespit etmeli .

Bir bakın bakalım “TIK” var mı?

Yok tabii, olmaz da..

Maalesef Bakan Kaşif çok ihmal eder oldu bu tür sosyal konuları.

Bravo sana Kombel, gene gel merak etme de biri anlamaz sen olduğunu…

ERSAN SANER’İN KİMLER KUYUSUNU KAZIYOR?

Ulaştırma Bakanı Ersan Saner politikaya atıldı atılalı yüzü hiç gülmemiştir sanırım.

Hep birileri uğraştı durdu kendisiyle.

Aldığım duyumlara göre şimdi de Bakanlığına bağlı bir daireden birileri sürekli basına Bakan Saner’i kötüleyen bilgicikler veriyor ve Ersan beyi zor durumda bırakıyor.

Bana gelen duyumlar böyle.

Bu tip köstebekler her bakanlıkta olur Sn Saner; siz yine de tedbirinizi alın..

Açıkçası ben Ersan Saner’in bu kadar üstüne gidilmesine karşıyım.

Adam elinden geleni yapıyor işleri yoluna koymak için.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31