Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un Kıbrıs Raporu’nun taslağı BM Güvenlik Konseyi üyelerine sunuldu…

Raporda Ban, doğalgaz yataklarını, Kıbrıs sorununun çözümü için teşvik olarak varsaydı...

Bu görüşünü daha da genişleterek, “bölgede çıkarları olan herkesin yararına olacak daha derin bir işbirliği doğurmasını umut ediyorum” dedi.

Çözüm yönünde önemli bir umut olarak görülen Akdeniz’deki Hidrokarbon yataklarının varlığı, rapordaki ifadelerle daha da anlam kazanıyor...

Kuzeyde bizimkilerin seçim yarışı gündemdeyken, Rum Basını bunu geniş bir şekilde ele aldı...

Sayın Eroğlu, çoğu kez Türk liderlerin ifade ettiği gibi, BM Genel Sekreteri’nin New York’ta yayımlanan rapor taslağının, olumlu ve olumsuz unsurlar içerdiğini söyledi...

Fakat olumsuz yönlerini çok fazla öne çıkarmadı...

Rapor taslağında yer alan “doğalgazın çözüme teşvik olabileceği” elbette ki yeni bir görüş olmamakla birlikte, uzun vadede önemli bir ümit kaynağı olma özelliğini güçlendiriyor…

Tüm bunlara bağlı olarak, Katimerini Gazetesi’ne demeç veren Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’in ifadeleri gelecekle ilgili farklı bir yol haritası ortaya çıkartıyor...

Röportajın satır aralarına baktığımızda, farklı bir konjonktür ortaya çıkabilme ihtimalini de görebiliriz...

Rumlar bugüne kadar çözümün anahtarı Türkiye’dir dese de, bu yönde söylemden öteye somut bir adım atılmadı...

Bir dönem Hristofyas Talat’la görüşürken, Sayın Talat’ın bağımsız olmadığını kastederek, “sütten kesil de gel” sözünü örnekleyebiliriz…

İkisi de Kıbrıslı çözümü savunan liderler olmasına karşın çözülemeyen Kıbrıs sorunu konusunda Anastasiadis hükümetinden ne kadar umutlu olunabileceği çok tartışıldı...

Hatta CTP ve Talat başta olmak üzere büyük bir kesim, Anastasiadis’in seçilmesi halinde müzakerelerde ilerleme olacağı görüşünü taşıyorlardı…

Şimdi aynı düşünceleri taşıyorlar mı bilemiyorum ama Anastasiadis’in bu çevreleri hayal kırıklığına uğrattığını düşünüyorum…

Üstelik Disi’nin kökeni ve vizyonu ortadayken ve üstüne üstlük Anastasiadis’in seçildiği gün kucağında nur topu gibi bir ekonomik kriz bulacağı açıkken, ondan ümit beslemek zaten hayalcilikten öteye gitmezdi…

Annan Planı’na “evet” demesi maalesef onun Kıbrıs sorununa bakış açısını değiştirmiyor…

Tıpkı Ankara’nın “evet” demesine rağmen değişmediği gibi…

Ancak Kasulidis’in söylediklerine dikkatle bakıldığında, ekonomik krize odaklanan Anastasiadis’in yanı sıra, Dışişlerinin aslında boş durmadığı hatta planlı bir çalışma içinde olduğu görülebilir...

Kasulidis’in demecinde dikkat çeken en önemli unsur, Anastasiadis’in görüşmeci ataması konusundaki nedenin çok da basit olmadığıdır...

Kasulidis, Türkiye’nin müzakere sürecine doğrudan müdahil edilebilmesinin ilk yolunun, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin müzakereci ataması olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor, “bu müzakerecinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurumlarıyla hiçbir ilişkisi olmayacak ve böylece, Türkiye’nin doğrudan temas kurmamak için öne sürdüğü tüm bahaneler ortadan kalkmış olacak”…

Yani asıl hedef konunun gerçek muhatabı olan Ankara ile görüşmek…

Bunun içinde Ankara’nın görüşmemek için sunduğu tüm bahaneleri ortadan kaldırıyorlar…

Ve en önemlisi de, Ankara ile görüşmek için bizi bir engel olarak görmüyorlar…

Hani bizimde öyle engel olma gibi bir niyetimiz var mı emin değilim…

ABD ise Güney Kıbrıs’ın içerisinde bulunduğu ekonomik kriz ve Türkiye’deki iç gelişmeler nedeni ile Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümünün şu an için mümkün olmadığına inandığı ve bu sebepten ötürü de, “çözümden biraz az, doruk anlaşmasından biraz fazlası” olacak bir formül için kulis faaliyetlerine başladığı ileri sürüldü...

Umarım seçim telaşında gözden kaçanlar, seçilecek olanlar tarafından dikkatle incelenir ve bu fırsatlar çok iyi bir şekilde karalılıkla değerlendirilir...

Evet, gerçek muhatap Ankara’dır ama iki taraf arasında bu görüşmeler başlarsa ve biz piyon olarak bile bu görüşmelerde yer almazsak, bu sonumuz olur…

Çünkü her iki tarafta önce kendi çıkarlarını masaya yatıracaklardır…

Bu da bazı yasa dışılıkların resmiyete kavuşması anlamına gelir…

Kıbrıs sorunu gündemde yok diyenlerin biraz daha gözünü açması gerektiğini düşünüyorum…

Çünkü bana göre en kritik dönemden geçiyoruz ve biz bunun farkında bile değiliz… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31