Her zaman söylerim ne olursa olsun sonuç olarak devam eden bir hayatımız var.

Kurduğumuz düzen içerisinde en iyiyi bulmak ve bu şekilde yaşamak zorundayız.

Mesela; Her hangi bir doğal afet karşısında ne kadar hazırlıklıyız.

Önümüzde çok canlı bir örnek var.

Türkiye de yaşanan deprem olayları bize de bazı dersler vermeli.

Sadece yerle bir olan yapılarla ilgili değil, yaşanan tüm süreçten dersler çıkartılmalı.

Geçen yıl Kıbrıs’ın kuzeyinde aşırı yağışlar nedeniyle bir sel olayı yaşandı.

Önce olayı tartıştık sonra suçlu aramaya başladık.

Böylesi doğa olaylarının önüne geçmek elbette zor.

Fakat bunların etkisini azaltacak önlemleri almak veya almamak bizim elimizde.

Nitekim dere yataklarına yapılan evlere, çarpık ve kaçak yapılara tanık olduk.

Herhangi bir zararı olmayan insanların zarar görmüş gibi tazmin edilmesine, bunun yanında da gerçek anlamda zararı olan insanların mağdur edildiğine tanıklık ettik.

İhmallerin önemli oranda rol oynadığı bu olayın sonucunda önemli hasarlar meydana geldi.

Yardımlar toplandı.

Bu yardımların dağıtılmasında da adaletsizlik yapıldığı ve sel için toplanan paraların hala daha yerine ulaşmadığı yönünde ciddi ithamlar var.

Bunları hep yazdık, hep söyledik. 

Türkiye de önce depremde hayatını kaybeden insanlara ağladı.

Şimdi suçlu arıyor.

İktidarda olduğu süre içerisinde eleştiri yönünden AKP en zor dönemi yaşıyor.

Özellikle toplanan deprem vergisinin başka amaçlar için kullanılması bu eleştirilerin ana kaynağı.

Yapılan yardımların yerine ulaşmadığı yağmalama olaylarının yaşandığı, fırsatçılık yapılarak ekmeğin 2,5 TL bir küçük suyun 2 TL’ye satıldığı, yardım malzemelerinin dağıtılmasında siyasi tercih ayırımı yapıldığı yönünde çeşitli iddialar var.

Kıbrıs’ta deprem olmayacağı düşünülebilir mi?

Tabi ki düşünülemez.

Peki, bu yönde alınan tedbirler var mı?

Öncelikle ülkemiz deprem kuşağında bulunmaktadır.

Bunu bilmeli ve kabullenmeliyiz.

Bu yönde eğitici ve bilinçlendirici projeler hazırlanıp uygulanmalıdır.

Kaçak ve çarpık yapılaşma önlenmeli.

Van depremine bakarsak yan yana iki binadan yeni olanı çökerken eski binanın hasar almaması, sorunun binalarda olduğunu ortaya koyuyor.

Deprem kuşağı bakımından Van ve Kıbrıs’ın benzerlikleri var.

Dolayısı ile ayni şiddette bir deprem olma olasılığı ülkemiz içinde geçerlidir.

İlk yapılması gereken tedbirli olmak, kabullenmek ve bilinçlenmek.

Ve elbette “Denetim”.

İnşaat Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Sayın Seran Aysal ile telefonda konuştuk.

Sayın Aysal konuyla ilgili önemli bilgiler verdi.

Fakat benim aklımda en çok kalan “Bizde sıkıntı proje denetimlerinden sonra başlıyor” şeklindeki yaklaşımı oldu. 

NEW YORK UMUTSUZ

Kıbrıs için en önemli konu Sayın Eroğlu ve Sayın Hristofyas’ın New York da BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’la yapacakları üçlü görüşme elbette.

İki günlük görüşme dün başladı ve bugün sona erecek.

Böyle bir ortamın oluşması karşısında umutlu olmak tabi ki bir gereklilik.

Çünkü bu durum bir fırsattır.

Ve fırsatlar iyi değerlendirilmelidir.

Bu yaklaşımım her iki taraf temsilcisi içinde geçerlidir.

Zirve öncesi yapılan açıklamalara bakılırsa, her iki tarafta da pek bir beklenti yok.

Belki de çözüm sürecinde olumsuz bir sona doğru gidişin ilk adımı bu zirve olacak.

Sayın Dışişleri Bakanımız “Görüşmelerden kim kaçarsa, kaçsın KKTC tanınacak diye bir şey yoktur” dedi ya bir kez daha soralım görüşmelerin kopması durumu ortaya çıkarsa Kıbrıs’ın kuzeyi ne olacak?

New York’taki görüşmelerde beklentilerin dışında gelişmeler yaşanırsa bu konuları da dilimiz döndüğünce yine bu köşede değerlendireceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31