Bugün Türkiyelilerin milli yemeklerinden lahmacunu biliyoruz…

Ama 1974 öncesi bilmezdik.

Zaten kültürümüzde yeri yok bilmemiz de gerekmiyor.

O dönemlerde siyah beyaz filmlerde seyyar satıcılarda görür, isminden dolayı macun sanırdık.

Tatlı yani.

İlk lahmacunu Aksaray’da bir büfede tatmıştım.

Yeğenim, “Yürü be yeğen felekten bir gece geçirelim” dediğinde kırmızı ışıklı gece kulübü gelmişti aklıma.

Arabaya binip, Taksim’e çıkıp, sabahlara kadar eğlenecektik.

Eh iyi sayılan bir kıyafetle çıktım evden.

Bilmezdim Aksaray Taksim’in neresinde…

Ne kadar uzağında…

Savaştan yeni çıkmış üstümüz başımız garibandı.

Dolmuş lükstü.

Otobüsler de pahalı geliyordu ama yine de mecburen otobüse bindik.

35 C idi otobüsün numarası…

Yani Kocamusafapaşa- Taksim hattı.

Aksaray’da indik

“Yürü” dedi yeğenim, “bir şeyler yiyelim”.

Yürüdük Yenikapı’ya doğru.

Sağda büfeler vardı; hiç görmemiştim öyle büfe filan.

Veleddin Dayı’nın sandviççi dükkânı vardı sinemanın yanında..

Bir de bizim kantin, okulun içinde

Ne bileyim büfe ne…

Acayip makineler vardı; depolarında dönen bir demir; içinde de sarı bir su vardı… “Limon” dediler.

Yeğenim istedi ben de bir bardak istedim; limona falan benzediği yoktu.

Bildiğin içine sarı boya atılmış şekerli soğuk su.

“Yanında da lahmacun yeylim” dedi yeğenim.

Limon suyuna baktım, bir de lahmacuna…

Tatlı macun ile ekşi limon arasındaki ilişkiyi düşündüm.

Uyar mıydı?

Yakıştıramadım.

Uymazdı ama gecenin adı felektendi…

Bir şeyler olacaktı her halde.

“Olsun” dedim.

Lahmacunlar geldi…

Ilıktı; hamuru ıslaktı; üstünde değişik bir karışımı vardı.

Karışımın içinde birçok malzeme vardı ama kıyma olmadığından emindim.

Yedik.

Birinci lahmacundan sonra midem bulandı.

Oydu.

Ta ki Çatoz’lu bir kızla evlenen Antepli arkadaşımın yaptığı lahmacunlara kadar.

O çiğ köfteyi de güzel yapıyor.

Malzeme Antep’ten olunca tadına doyamazsın.

Urfa ile Antep bu konuda kavgalı.

İki taraf da kendi lahmacun ve çiğköftelerinin has olduğunu savunuyorlar.

Not: Baf’tan sonra neredeyse Lefkoşa’yı tanımadan İstanbul’da yaşamaya başlamıştım.

“Döneceğim güne kadar misafirim” demiştim İstanbul’da.

Misafirim dediğim ama hala misafirlikten kurtulamadığım İstanbul’da yaşadığım ilk günlerimden bir anımdı bu…

Bugün lahmacuna kadar gelebildim…

Belki daha sonra felekten gecenin devamını anlatırım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31