Lefkoşa’nın Çağlayan’ı, bir kez dokunulduğunda bin kez “ah” dinleten duyarlı bölgelerimizden birisi… Geçen hafta “Ankara ve Çağlayan Parkı” başlıklı yazımı sunmamdan sonra telefonum Çağlayan’a dair defalarca çaldı…
   Bazı mailler de atıldı…
   Bana söylenenlerden en ilginci şuydu: “Sadece ‘Ankara’ adını değil, ‘Çağlayan’ adını da kaldırsınlar o parktan. Çünkü o park artık Çağlayan’ın namlı tarihine de yakışmıyor.”
   O parkın artık Çağlayan’ın namlı tarihine neden yakışmadığının gerekçeleri ise arka arkaya diğer okurlarımın sıraladığı yakınmalardaydı.
     *       *       *
  “Parkın adıyla oynamakla sorunları çözülmez” diyorlar…
   Peki nedir o çözümlenemeyen sorunlar?
   Gecenin ilerlemiş saatlerinde o parkın ana caddeye bakan park yerinde TIR’lar indirme yükleme işleri yaparlarmış, hem de büyük gürültüler çıkararak…
   Gece ilerlerken fuhuşçular, alkolikler, uyuşturucu bağımlıları ve karanlık tipler de parkın kuytu köşelerini işgal ederlermiş…
   Gündüzleri parktan prezervatifleri toplayan çocuklar bunları evlerine “balon” diye götürürlermiş…
   Çağlayan parkının önündeki geniş caddede geceleri hız tutkunları arabaları ve motosikletleriyle gösteriye çıkarlarmış…
   Kimi kendini bilmezler çöplerini getirip resmen parkın içine boca ederlermiş…
   Dilerim Başkent Belediye Başkanımız Kadri Fellahoğlu ilgili birimlerini bu sorunların üzerine gönderir… Yoksa yakında Çağlayan sakinleri heyet oluşturarak kapısına dayanacaklar… Edindiğim gözlem budur…
      *       *       *
   Hazır Başkan Fellahoğlu’ndan beklenenlerden söz açılmışken, önümdeki notların bazılarını da buraya aktarmalıyım. Bunlar da yine okuyucu uyarılarından kaynaklanıyor:
   Boş arsalardaki ve yol kenarlarındaki kuru otların temizlenmesi hızlandırılmalıdır. Bunlar hem yangın tehlikesi, hem trafik riski ve hem de haşere rahatsızlığı yaratıyor. Köşe başlarında yükselen kuru otlar sürücülerin görüş mesafesini daralttığından trafik kazaları da olmaya başladı bu yüzden…
   Lefkoşa Türk Belediyesi’nin yol kenarlarındaki kuru otları biçen minik traktörleri yoksa, bunlardan birkaçını taşra belediyelerimizden ödünç alabilir… Mesarya’da yol alırken oraların belediyelerinin yaygın biçimde bu traktörleri kullandıklarını gördüm… Küçük taşra belediyelerinde bile var olan bu cihazlardan başkent belediyesinin yoksun olması büyük eksiklik…
     *         *         *
   Bir okurum da Lefkoşa sokaklarındaki kasislerin durumundan yakındı… Bu kasislerin siyah – beyaz renklerle boyanması gerekir. Neden?.. Sürücülerin dikkatinin çekilebilmesi için. Kasislere yanaşıldığını gösteren yol kenarı levhaları da yok çoğu yerde…
   Özellikle Lefkoşa’yı iyi tanımayan sürücüler bu belirsiz ve işaretsiz kasislere çarpmaktan kurtulamıyorlar.
Bu olgu, kaş yapayım derken, göz çıkarma halidir… Yani kasisler trafik güvenliği için tasarlanmışlardır ama, farkındalık yaratamayanlar tam bir trafik tehlikesine dönüşebiliyorlar… Hem cana, hem de mala zarar verecek niteliklere bürünüyorlar…  
   Dilerim Başkan Fellahoğlu, belediyenin ilgili birimini bu kasislerin yeniden gözden geçirilmesi için seferber eder…
   O bağlamdaki haklı şikayetler ve yaşananlar ciddiye alınmalıdır…  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31