Kaç haftadır (hatta ay) İstanbul’da neyi var neyi yok satıp Fethiye’ye taşınan bir arkadaşım,” Gel ve gör, ondan sonra gelecekte nerede yaşayacağına karar ver” diyordu.
O konuşurken, içimden,  burnumda tüten ülkem dururken oralarda ne işim var, diye geçiriyordum.
Pek niyetim yoktu açıkçası…
Hele pahalı uçak biletleri aklıma geldikçe.
Meğer kış aylarında yani turizmcilerin ölü sezon dedikleri aylarda, birkaç gün önceden de yer ayırttın mı, Kıbrıs’a oranla çok uygunmuş.
Ki yol aynı, hizmet aynı, koltuk ikram her şey aynı…
Yarı fiyat olduğunu görünce, işim de yoktu geçtiğimiz hafta sonu…
“Yürü” dedim İstanbul’dan bıkmış diğer arkadaşıma, “gidiyoruz” .
Uçak Dalaman pistine doğru alçalırken gözüm sağdan soldan koylara ve adacıklara takıldı.
Ne güzelmiş buraları…
Ne kadar da bakir görüntü veriyormuş.
Uzaktan mı temiz yoksa yakından da mı, inince göreceğiz.
Bir an evvel yaşamalıydım oraları.
15-16 yıl evvelki Fethiye’yi biliyordum
O da topu topu  Ölü Deniz, dağdaki kral mezarları ve çevresi kadardı bilgim.
-Rahmetli Turgut Özal’ın tatillerini yaptığı ve meşhurlaştırdığı Göcek Koyu’nu gördünüz mü?
Görmemiştik…
-Bir an evvel dal oraya çünkü gece oluyor. Hiç olmazsa birkaç fotoğraf çekebilelim.
Üstelik hava yağacak gibi de bulutluydu.
Girdik .
Girne gibi desem değil, daha küçük burası.
Yalusa gibi desem değil, büyüktü üstelik etrafı ormandı.
Ama denizi tam Akdeniz.
Tepelerden, koylardan, sonbahara girdiğini yeni fark eden sarı meyve bahçelerinden geçerek sırtını orman, yüzünü denizle birleştirmiş Fethiye’ye 50 dakikada geldik.
İlk dikkatimi çeken geniş yolları, rahat trafiği, temiz akan deresi, çeşmelerinden su içilebilmesi  ve en önemlisi binaların dik olmaması.
Hani Trabzonlu Gökmen bizim ülkemiz için öyle diyordu ya…
Burada yoktu onun önerdiği  dikine binalar ve çarpık yapılaşmalar.
Sadece bazı yollarında ufak tefek yıpranmışlık var, o kadar.
Nüfusu kış aylarında 75 bin civarları…
O saatte Çalış Plajı’nı, çarşısını, hastane, adliye binasını ve birkaç yeri daha görüp Fethiye’ye tam karşıdan bakan bir balık lokantasına girdik.
Nesli bitmek üzere olan Lagos balığına bakarken garson, ”Abi benim de ikinci vatanım Kıbrıs” demez mi…
Nereden nereye, iki yıl Girne’de sahilimizi işgal eden büyük otellerden birinin aşçısıymış.
Lefkoşa’ya Lefkoşe dese de…
Baf’ın yerini bilmese de…
2 yıl meyhane çalıştırdığı halde eşeksi…n mezesini bilmese de…
 Küçük’e göre bizden farkı olmayan KKTC’lilerden birisi.
Fethiye’de yaşıyor ama aklı Kıbrıs’ta…
-Nasipse yine döneceğim, dedi gece vedalaşırken…
-Yarın sabah erkenden çıkalım çünkü hem vaktimiz az, hem gidilecek çok yer var, dedi arkadaşım..
İçimden eskiden bildiğim Fethiye’yi geçirdim…
 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31