Madem Rıza Tevfik’ten başladık, devam edelim… Anlaşıldığı kadarıyla hazret, bizim Kamil Paşa ile de çok iyi geçinirdi. Nitekim sonradan Kıbrıs’a gelip, paşanın mezarını da ziyaret etmiş! O kadar… Arabahmet Camii’ni bir anlatışı var! Bayıldım…

1912’de Kamil Paşa son defa sadrazam olduğunda, bunu çağırmış ve bir makam önermiş! O da siyasetten bıktığını, paşa kendine bir iyilik edecekse, mesleği ile ilgili bir görev vermesini istemiş! Kamil Paşa da kendisini, Karantina Kurulu’na atamış! Rıza Tevfik, üniversitede tarih ve edebiyat bölümü başkanı, Tevfik Fikret’ten sonra Üsküdar Amerikan Koleji Türkçe öğretmeni, halk gözündeki lâkabı Feylesof ama meslek itibarı ile hekim… O zamanın ana gümrüğü olan Galata Karantina Kurulu üyesi olmuş ki nerdeyse Osmanlı’nın bütün sağlığı bu kurula emanet!

Feylesof’un atandığı Galata Karantina Kurulu’nun 1912 yılı itibarıyla, üyeleri, şu kişiler:Başkan: Aristidi Paşa, Azalar: Müşir (Mareşal) Nafiz Paşa, Hayrettin Paşa, Göz Doktoru Esat Paşa, Ferik (Korgeneral) Pavlaki Paşa, Ferik Zaoros Paşa, Ferdinand Paşa, ve Dr. Rıza Tevfik Bey! Kurul sekreteri de Sami Bey…

Güzel bir karışım! Aristidi Paşa’nın çok ünlü bir hekim olduğunu bilirim… Nafiz Paşa da padişahın şahsi hekimiydi… Esat Paşa, daha sonraları İttihat ve Terakki’nin önemli liderlerinden biriydi. Mütarekede Anadolu’ya subay kaçıran örgütün en önemli üyesi, CHP döneminde Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları yapmış Hasan Esat Işık’ın babası, ünlü bir göz hekimidir… Amenna! Ama o iki Rum kimlerdi ki Korgeneral rütbesi taşıyorlar: Pavlaki Paşa ile Zaoros Paşalar? Ve dahi Ferdinand Paşa? Herhalde Osmanlı hizmetindeki Hristiyan paşalardan biridir…

Bunları atayan da bir Kıbrıslı Sadrazam… Bektaşi’liği, dillere destan!“Osmanlı bir Türk devleti mi idi?” sorusu, bazı çevreleri çok rahatsız eder ama işte mal meydanda!Aslında bütün mesele, ulus devlet denilen antiteyi, ezelden beri vardı; ebede kadar da var olacak zannetmekten kaynaklanıyor! 

Osmanlı bir imparatorluktu ve son nefesini verene kadar da imparatorluk olmanın gereklerini yerine getirmeye çalıştı. Önemli olan etnik kimliğiniz değil, yönetici elit içine girip giremediğiniz idi! Hangi etnostan olursanız olun… Aynen bugünkü ABD gibi… Ne var ki bu karman çorman topluluğu, bir arada tutan bir zamk vardı ki o da Osmanlılık denilen düşünce biçimi idi… Ünlü Berlin Konferansı’nda Almanya’nın büyük Şansölyesi Bismark, Yunan delegesinden sonra Osmanlı adına içeri giren Dışişleri Bakanı Kara Todori Paşa’yı görünce, “Çıktı Yunanistan, girdi Yunanistan” demiş. Paşanın yanıtı: “Çıkan Yunanistan, giren Osmanlı’dır…”

Feylesof’un yazdıklarından anladığımıza göre, bütün o “paşa”lar mükemmel Türkçe, kendisi de başka bazı dillerin yanında, çok iyi Rumca biliyordu. Türkler’in ve Türk kültürünün o devletteki rolü, kültürel hegomonyadan ibarettir! Zamk da o idi işte… Bugünün ABD’sinde İngilizce ve Anglo-Sakson kültürünün oynadığı rol gibi…

Osmanlı budur… Tarihi doğru kavrasak, bugünün pek çok derdinin çareleri, orada gizlidir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31