Kıbrıs’ta toplumlararası çatışmaların kanlı biçimde sürdüğü, Türkiye ile Yunanistan’ın da savaşın eşiğinde olduğu günlerde, Kıbrıslı Türklerle Rumlar film teatisindeydiler...
  
“Yunanistan’ın ulusal aktrisi” olarak ünlenen sinema ve tiyatro sanatçısı Aliki Vuyuklaki’nin 62’nci doğum gününden 3 gün sonra 23 Temmuz 1996 tarihindeki ölüm haberi, biz Kıbrıslı Türkleri 60’lı yıllardaki sinema anılarımıza götürmüştü. Hayli hüzünlenmiştik. Uluslar ve toplumlar arasındaki düşmanca sürtüşmelerin kanlı bir şekilde doruğa tırmandığı ortamlarda bile sanatın gücüyle anlamlı yakınlaşmalar ve iletişimler sağlanabileceğine Aliki Vuyuklaki ve onun tetiklediği Türk ve Yunan filmleri modası sayesinde tanık olmuştuk.
  
Charlie Chaplin bir zamanlar, “sinema bir barış sanatıdır” demişti. Siyasetin ve şovenizmin en gergin günlerinde Kıbrıs’taki Türk sinemalarında Yunan filmlerinin, Rum sinemalarında ise Türk filmlerinin büyük izleyici kitleleri önünde geçit resmi yapması, Chaplin’in bu saptamasını doğrular nitelikteydi.
  
Yıl 1963… Kıbrıs’ta tüm şiddetiyle süren toplumlararası çatışmalar nedeniyle anavatanlar Türkiye ile Yunanistan tarihlerinin en gergin dönemini yaşamakta. İki ülke arasında savaş tehlikesi var. Aliki Vuyuklaki o günlerde Yunan tiyatrosunun ve sinemasının tartışılmaz yıldızıdır. Yakışıklı eşi Dimitri Papamihail ile birlikte çevirdiği salon komedisi türündeki filmler Yunanistan’da gişe rekorları kırmakta. Bu güzel çiftin “Dayak Cennetten Çıkmadır” adlı filmiyle İstanbul’da başlayan Yunan filmleri modası kısa sürede Kıbrıslı Türklerin sinemasal dünyasına da ulaşır.
  
Yunan Kralı Konstantin’le yaşadığı ve reklam mı, gerçek mi olduğu hala anlaşılamayan kısa süreli aşkla ünü daha bir parlayan Vuyuklaki’nin süksesi, hem İstanbul’daki ve hem de Kıbrıs’taki Türk sinemalarının perdelerine yansıyacaktır. Bu sempatik ve yetenekli Yunan oyuncusunun Türk sinema salonlarının gişe rekorlarına da damgasını vurduğu görülür.
O günlerde televizyon bağlamında Rum tarafının siyah – beyaz tek kanalına mahkum olan Kıbrıslı Türkler, Aliki’nin elektriğine işte bu kanalda arka arkaya gösterilen filmlerle zaten çoktan kapılmışlardı. Uyanık bir sinema işletmecisi olan İsmet Zihni, Rum tarafından getirttiği Aliki Vuyuklaki filmlerini Lefkoşa’daki yazlık ve kışlık Şahin sinemalarında sununca, kelimenin tam anlamıyla kapalı gişe olayı yaşanır. Kapılar kırılır!..
  
Aliki Vuyuklaki filmlerinin 60’lı yılların ortamında, Rum saldırılarına karşı sınırlarda Türk mücahitlerinin nöbet tuttuğu o günlerde Lefkoşa Türk sinemalarında büyük izdihamla oynatılabilmesinin bir başka nedeni daha vardı. O neden, Rum toplumunda da Türk filmleri modasının tetiklenmiş olmasıydı. Rum halkı, kendi kontrollerindeki Kıbrıs’ın tek kanallı televizyonunda haftada bir kez Türkler için  gösterilen Yeşilçam filmlerinden Türk sinemasına ilgi duymaya başlamışlardı. O kadar ki, Türklerden çok Rumların izlediği bu filmlerin küçük televizyon ekranlarından geniş sinema perdelerine taşınması ihtiyacı doğar. Rum sinema işletmecileri, halkın bu ilgisi karşısında İsmet Zihni’den, Aliki Vuyuklaki filmlerine karşılık Ayhan Işık’ın, Orhan Günşiray’ın, Ediz Hun’un, Göksel Arsoy’un, Hülya Koçyiğit’in ve Aliki’nin tıpatıp benzeri olan Filiz Akın’ın tüm filmlerini isterler. Özellikle Hülya Koçyiğit’li ve Ediz Hun’lu “Kadın Asla Unutmaz” adlı film, Rum sinemalarında izleyici rekoru kırar.
  
60’lı yılların içinde, bir filminin galasına katılmak üzere Şahin firmasının davetlisi olarak Kıbrıs’a gelen ününün doruğundaki Orhan Günşiray’ı Rum yönetiminin kontrolündeki hava alanında çok sayıda Rum da karşılar. Galayı izlemek isteyenler de olur ama o günlerde Rumların Türk bölgesine girebilmesi olanaksızdır. Yine de, sinema üzerinden başlatılan barışçı ve güzel iletişimi sürdürebilmek düşüncesiyle bir jest yapılır. Orhan Günşiray ve kendisiyle birlikte Kıbrıs’a gelen eşi ve kayınvalidesi sınırdaki butik Rum oteli Kornaro’da konaklatılır. “Benim İstanbul’da çok sayıda Rum dostum var” diyen Günşiray, bir Rum otelinde konaklamasında sakınca görmediğini belirtir. Kornaro oteli Rum hayranlarının akınına uğrar.
  
Günşiray’ın o günlerde Aliki Vuyuklaki ile “Sıralardaki Heyecan” filmini çevirmesi gündemdedir. Günşiray “filmin bu güzel adada çekilmesi ve böylece barışa katkıda bulunması için ağırlığımı koyacağım” der. Ne ki, bu tasarısını eyleme koymayı başaramaz. Film bir başka adada, Marmara’nın ortasındaki Büyükada’da çekilir.
  
Artık Aliki yok!.. O efsanevi Türk yıldızları da yok. Vuyuklaki ile birlikte aşk filmi çeviren 1929 doğumlu Orhan Günşiray, Aliki’den 12 yıl sonra, 29 Ağustos 2008’de yaşama veda etti.   

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31