Bu hafta sonu liglerimiz başlıyor. Lig başlarken geçen yıla göre takımlarımız geçmişten daha kalite yabancı oyuncu transferleri yaptılar.

Onları binbir ekonomik zorluklara rağmen kulüplerimiz adamıza getirdiler. Geçmişte Türkiye veya Avrupa’da forma giymiş bu oyuncuları, önümüzdeki haftadan itibaren seyretme olanağı yakalayacağız.
   
Takımlarımızın bir kısmı “ Süper Lig Şampiyonu” olabilmeyi hedef olarak önlerine koydular. Transferlerini ve hazırlıklarını da bu çerçevede yaptılar.
   
Peki “Süper Lig Şampiyonu” olan takım hedef koyduğu şampiyonluğun ertesi gününü hesapladı mı?
   
Hemen hemen her bir kulübümüz bir “Bet şirketinin” mali olarak desteklediği bir yapıya bürünmüş durumda. Seyirci gelirlerinin, o günkü maçın hakemleri ve gözlemcilerinin parasını ödeyemeyeceği bir olgu olarak karşımızda durmaktadır. İş bu iken bu değirmenin suyunu bulup getirene “aşkolsun” demekten başka söyleyecek söz bulamıyorum.

İyi ki UEFA’ya dahil bir federasyon değiliz! Aksi halde önümüzdeki yıllarda uygulanacak “mali fair play” gereğince kulüpler ancak gelirleri kadar harcama ve transfer yapabileceklerdi! Ama böyle bir sıkıntımız ne şimdi ne de gelecekte olmayacak... Bundan dolayı “hesapsız/kitapsız” bir lig daha bizi bekliyor demektir.
   
Yine kendimiz çalıp, kendimiz söyleyeceğiz. Yüzlerce “futbol yazarımız” gazetelerde yazıp, televizyonlarda Türkiye’den kopya edilmiş programlarda hakemleri, futbolcuları, teknik adamları yorumlayacak. Yerden yere vuracak. Kırk yıllık dostlar karşı karşıya gelecek belki de!
   
Bir sezon iyisiyle kötüsüyle bitecek ve “Süper Lig Şampiyonu” olan takım o gün sahanın sadece bir yanında bulunan tribünler önünde “şeref turu” değil bir ileri-bir geri “şeref koşusu” yapıp, sonrasında da duşunu alıp, gece yemekli kutlamaya katılacak.
   
Bir de, bir süre sonra muhtemelen Cumhurbaşkanı, Başbakan, bölge millitvekilleri, Kaymakam ile ileri gelenlerinin biraz da para toplamak için gerçekleştireceği “Şampiyonluk Balosu” yapılacak ve sezon sona ermiş olacak.
   
Küme düşenler ise kaderleriyle başbaşa kalırken ligi ikinci bitireni dahi bir hafta sonra hatırlamayacağız!
   
Bu mu özlenen, hedeflenen? Binbir tane başkan, örgüt, dernek, federasyon, kulüp, yönetim kurulları, futbolcular, teknik adamlar... Akıtılan ter, harcanan paralar ve emekler, bitmek bilmeyen tartışmalar, itişme/kakışmaların sonucunda gerçekten bu mu hedeflenen?
   
Peki ama hedeflenen ne? Bunu ne zaman konuşacağız? Kafamızı kumdan ne zaman çıkarıp, bunları hamaset ve milli meseleyi karıştırmadan “sporun birleştirici” özelliğini öne çıkarıp tartışacağız? Ama siyaset yapmadan hani!
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31