Oldum olası yağmur altında yürümek hoşuma gitti.

Birden bastırınca bir mağaraya sığınırsın.

Belki bir ağacın dibine…

Veya bir damatlı bulursun.

Yağmur iyice sıktı mı siner kalırsın orada.

Sonra ıslak dallara bakarsın.

Toprağın kokusuna.

“Oh be sıcak oturdu” dersin yaz ise ve kışta güneş açınca güneşi kucaklarsın.

Omorfo’ya gitmek üzere yola çıktım…

Çıkarken hava bulutluydu.

Bulut varsa dağlara bakacaksın.

Nereye kadar gider.

Koyu mu yoğunluğu ne...

Gösterir kendini yağmur.

Birazdan yağacam der...

Tedbir alırsın.

Doğa hiç şaşmaz bu yüzden.

Babam yıllarca balıkçılık yapmıştı; bilir havayı.

Fırtına kopacak mı, balık sürüleri ne âlemde…

Denize, havaya baktı mı anlardı.

Bir gün Baf Limanı’na giderken uzaktan şimşekleri fark etti.

Hava açıktı ancak.

Limandan çıkmaya hazırlana iki tekne varmış…

Biri Yunanistan gemisi diğer ikisi küçük teknelerdi.

Koşmuş.

-Durun, demiş nereye gidiyorsunuz…

Biri Limasol’a diğerleri başka ülkeye gideceklermiş.

-Gitmeyin, fırtına büyük olacak batarsınız, demiş babam…

Biri gitmekten vazgeçerek inmiş, diğerleri, “ne anlarsın” der gibi sürmüşler denize.

Ertesi gün haber geldi…

Gidenlerden biri zor da olsa sığınmış Limasol Limanı’na, diğeri kayalıklara çarparak batmış.

Omorfo’ya girmek için Girne’den yola çıktığımda dönüp baktım Beşparmak Dağlarına.

Silikçe şimşek çakıyordu…

Kara bulutlar vardı.

Yağacaktı belki de fırtına geliyordu.

Sürdüm Lapta, Garava yönüne.

Kameraları takip etmekten manzaraya bakamadım…

Ancak kapitalizm sistemi kurmuş bir kere…

Dolandıracak.

Denizin bittiği yerden güneye kerhanelerin olduğu ormanlık alana saptım…

Su getireceğiz denilerek delik deşik edilmiş ormanlara içim sızlayarak baktım.

TC kökenliler durup, “biz fethettik” der baktılar.

Kırmızı toprağı ile ünlü Mirtu’ya vardım…

Hava hala bulutluydu ancak yağmamıştı henüz.

Sonra ODTÜ kampüsünün olduğu Gabudi’ye vardım…

Hedefe az kalmıştı.

Köy ürünlerin yapılan Arodezlilerin yaşadığı Gabudi’de Mersin Tantuni’cin gördüm.

Tam köşedeydi dükkân.

Burada ne işi olabilirdi?

İşbirlikçilere bir şükran çektim…

Ve Gabudi’den Omorfo Ovası’na yürüdüm.

Denize doğru bahçelerin üstünde apak güneş parlıyordu…

Lefkoşa’ya doğru ise simsiyah bulutlar.

Yağmur tam da oraları dövüyordu.

Omorfo’ya indim…

Gördüm.

Yolları çamur basmadı bu kez…

Demek ki ders almasını bilmek önemli…

Omorfo Belediyesi iyi çalışmış.

Tebrikler.

Tam aradığım yağıştı o.

Hani mağaraya siner kalırsın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31