Dünden kaldığımız yerden, devam edelim:

Kiriyakos Cambazis’in sorusu, “Yoksa biz gerçekten de iki halk mıyız?” cümlesi, kitabı okuyanların göreceği gibi, bir kinayedir!

“Evet, öyleyiz” demek istemektedir!

1990’da, ilk defa ortaya çıkıp da “Kıbrıs’ta tek halk yoktur” dediğimde, “gün gele demokrat Rumlar da bunu kabul edince ne yapacaksınız?” diye sorduğumu, ben unutmadım! İşte, şimdilik kinaye yoluyla da olsa;  Cambazis kabul ediyor…

Hikâyesini ve nedenini dünkü yazıda anlattığım “Tek Halk” iddiası, aslında nüfusça daha küçük olan halkı, daha büyük olana mahkûm etmek üzere uydurulmuş, etnosantrik bir tezdir.

Hiçbir halk, bir başkası “sen yoksun” dedi diye, ne yok olur, ne de yok olmayı kabul eder.

“ Yosun” diyene güvenini kaybeder, o kadar… Ulusal Sorunlar, gerçekten de self determinasyon ile çözülür. Bu hakk, üç bileşeni içerir:

a) Gönüllü olarak birlikte kalma,
b) Gönüllü olarak ayrılma.
c) Gönüllü olarak ayrılıp, başka bir devlete bağlanma…

Bütün o “tek halk” safsatası, Kıbrıslı Türkler’e bu seçim hakkını vermemek üzere uydurulmuştur.

Oysa,  Kıbrıs Türk Halkı, sürekli olarak, gönüllü olarak birlikte kalma’dan yana tavır koymuştur.

1973’te Denktaş - Kliridis Görüşmeleri’nin sonucu, meclisin oybirliği ile onayladığı Perez de Cuellar Belgesi ve halkın % 65 oy oranı ile evet dediği Annan Planı, bunun göstergeleridirler.

Güneyde niçin %75 hayır çıktı?

Adanın egemenliğini resmen temsil etmesine, 1964’ten bugüne sayısız yasa çıkarıp, devleti kendisine göre düzenlemesine siz izin verdikten sonra, AB’ne tek başına, hepimiz adına girmesinin yollarını döşeyip,  onu sizinle paylaşmasını nasıl beklersiniz?

İki halkın varlığı, ille de ayrılığın nedeni değildir.

Ama bir şeye engeldir:

Adanın, Helen egemenliğinde bir devlet olmasına!

Şu anda Kıbrıs Devleti, Helen işgali altındadır.

Bundan payımızı alacak mıyız?

Yoksa zaten onların da istediği gibi, BM ve AB’ye üye bir Helen devletinin, Kıbrıs adasının egemenliğini tek başına temsil etmesine çanak tutup,  bir yeni dünya savaşı çıkmadan değişmeyecek bu konjonktürün değişmesini mi bekleyeceğiz?

Bilmeliyiz ki masadan karşı tarafı suçlu çıkararak da kalksak, bugünün dünyası, BM ve AB üyesi bir devletin ne bölünmesine, ne de bir parçasının başka bir devlete bağlanmasına, izin vermez!

Ancak:

Güney’de giderek artan “Onlar orada, biz burada” söylemi, Taksim’in ta kendisidir…

Şimdi artık Kıbrıslı Türkler değil; Kıbrıslı Rumlar’ın bir kısmı Taksim istiyorlar…

Adayı bölecek olan da budur…

Çünkü artık, Kıbrıslı Türkler değil, Kıbrıslı Rumlar’dır Taksim isteyen…

Hiçbir biçimde o “tek halk”a dahil olmadığımız için, ortalama insan, bizimle değil devleti, hiçbir şeyi paylaşmayı istememeye doğru gidiyor!  Kıbrıs’ta iki eşit halk vardır!

Birinin ne hakkı varsa, ötekinin de o hakları vardır…

Bu ada bölünemeyecek kadar küçük, ama paylaşılabilecek kadar da büyüktür…

Ama eğer bölünürse, kusur, öteden beri “bölecem” diyenlerde değil; “böldürmem” diyenlerdedir…

Bu da böyle biline...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31