“Kıbrıs NATO üssü olamaz” dedik, Kıbrıs NATO üssü oldu…

“Silahsızlandırılmış bağımsız bağlantısız Kıbrıs” diye bağırdık, hem ikiye böldüler hem de burnuna kadar silahla doldurdular…

“Üslerden arındırılmış Kıbrıs” dedik başımızda bir üs yetmezmiş gibi onun yanına İsrail’i sokuşturmaya çalışıyorlar.

Ne biçim ülke burası?

Ne kuzeyde, ne güneyde, ne ülke genelinde Kıbrıslıların hâkimiyeti yok…

Görünürde bir devlet -Kıbrıs Cumhuriyet- var ama o da yarım.

1960 yılındaki anlaşmalara göre cumhuriyetin üç garantörü, iki de paylaşanı olmalıydı.

Garantörler Yunanistan, Türkiye, İngiltere, paylaşanlar ise Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar.

Varsın garantör olan ülkeler garantörlüklerine devam etselerdi…

Varsın onlar burayı kendi yavru-vatanları bilselerdi…

Ve yine varsın ayrılıkçılar Kıbrıs’ı değil garantörleri kendi anavatanları saysalardı…

Ama iki halk yan yana kardeş kardeşe cumhuriyeti paylaşıp birlikte hareket edebilselerdi.

Ne o sahip çıkabildi cumhuriyetine ne diğeri.

İki tarafın da ayrılıkçıları kendi ülkelerini anavatan saydıkları ülkelere peşkeş çekmek için çalıştılar, çabaladılar, yarıştılar…

Ve başardılar…

Şimdi, bütün olması gereken Kıbrıs, iki parça…

Biri kuzeyde bağımsızım diyor, diğeri güneyde tek bacak ilerlemeye çalışıyor.

Ne bir taraf tam bağımsız, ne diğer taraf…

İşler de haliyle iyiye değil kötüye gidiyor.

Ve bu durum devam ederken birleşme adına çalışılacağına…

Kıbrıslırumlar,  “Petrol bulduk” diye öne fırlayıp havaya girdiler…

Ki baktılar cep boş…

Aynı, üzerine baraka yapacak parası olmayan dededen kalma arazileri olan…

Veya birileri kullan diye bilmem ne kadar metrelik lüks yat veya uçak bağışladı ama cepte personele de mazota da para yetiştirecek para olmayan…

Ve malı gidip sponsora veriyor…

Bizimkiler de böyle…

“Petrol, doğalgaz bulduk, köşeyi döneceğiz” dediler ama petrolü çıkartacak ne deneyim ne de paraları var…

Haliyle İsrail’in kucağına oturdular.

Bu oturuş öyle bir oturuş ki şart koşacaklarına şartlarla baş başa kaldılar.

Ve İsrail tutturmuş, “hem işçilerimi, hem onların ailelerini hem de kuracağım tesisi korumam için asker getireceğim, üs verin”…

Kıbrıs cumhuriyeti kurulurken üç garantörü iki de paylaşanı vardı…

Garantörler Yunanistan, Türkiye, İngiltere, paylaşanlar ise Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar.

Bu kadar garantöre rağmen İsrail garantörü bol bu ülkede iş yapsın diye ayrıca garantörlere karşı garantör olmak istiyor.

Hristofyas ise İsrail’e, “kuzeyde iş yapmazsanız olur” demiş…

Umarım doğru değildir…

“Kıbrıs NATO üssü olamaz” dedik NATO üssü…

“Silahsızlandırılsın” dedik silah deposu…

“Üslerden arındırılmış” dedik şimdi de İsrail üssü…

Ve İsrail bu hizmetlerine(!) karşı, garantöre karşı garantörlük istedi…

İlginç yani…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31