Gençlik yıllarımdan beri yazıp söylediğim,savunduğum,zaman zaman alay konusu olduğum,zaman zaman Türkiye-Israil ve KKTC arasında mekik dokuğumuz  tarihi projenin nerede ise son adımları atılmak üzere…

Buna ait dosyamda neler yok ki…

Bu yazımda geriye bakarak anlatacağım.

Nihayet bir tarih yazılıyor.

Verilen bilgiye göre “Anadolu’dan Kıbrıs’a can suyu” projesinin gerektirdiği barajın temeli bugün atılıyor.

Manavgat’tan su nakli yerine Dragon çayından su nakledilecektir.

Dragon çayı üzerinde inşa edilmesi kararlaştırılan bu baraj sayesinde yılda 75milyon metre küp su Kıbrıs’a aktarılacaktır.

Bu bir tarihin yazılmasıdır.

Hedef için dört yıllık yeni bir zaman dilimi daha kondu.

Hani “Olsun da ne zaman olursa olsun” derler ya ;bu söz nerede ise  bu proje için söylenmiş adeta!

Şimdi gözler Dragon çayı üzerinde inşa edilecek barajın tamamlanması, KKTC’de inşa edilecek barajın sonuçlanması ve boruların döşenmesine çevrildi.Ortaya konan 4 yılı iple çekeceğiz.

Tanrı bize o günü göstersin…

Çünkü bu projeye inanmak ve savunmak önemli idi.

Anadolu suyunun Kıbrıs’a ulaşması,tarımda kullanılarak üretimin arttırılması ve tarımın çeşitlenmesi,içme suyunun kalitesinin yükseltilmesi,su sorununun tarihe karışması KKTC’nin zenginliği olacaktır.

Bunun başkaca yansıması Kıbrıs adasının “Su” ile Anadolu’ya bir kez daha bağlanması demek olacaktır.

Ada tarihi boyunca battı-çıktı ve ana kara olan Anadolu’dan koptu.Zafer Burnu’na gidenler orada suyun ne kadar sığ olduğunu görürler.

Şimdi erteleme olmazsa 2014 yılında Kıbrıs ve Anadolu borularla bağlanmış olacaktır.

Elbette bunu elektrik,petrol ve gaz hatları izleyecektir.

Çünkü dünyaya borularla petrol ve doğal gaz veren Türkiye,minnacık Kıbrıs’a bunu sağlamaktan uzak duramaz.

Her boru Kıbrıs’ı Anadoluya daha sıkı bağlarla bağlayacaktır.

Biz buna bakalım.

Uzakta bir yerlerde,kendi yağları ile kavrulan AB ülkelerine bakıp da hayal görmeyelim

***

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin oluşmasından hemen sonra,adada kalıcı barışı sağlayacağına inandığı için Birleşmiş Milletler Uzmanı Dr.Hold, “Kurak Kıbrıs adasına zenginlik sağlayacak olan girişim” olarak tanımladığı ünlü su projesini açıklamış ve Makarios ile Liderimiz rahmetli Dr. Fazıl Küçük’e “Anadolu’dan Kıbrıs’a borularla su nakil projesini” sunmuştu.

Cumhuriyetin ilân gününde bile “Kıbrıs 600 yıl sonra eski sahiplerinin(Bizans)eline geçti” diye ilân etmekten çekinmeyen Makarios,bu projeye engel olmuş ve daha sonra “Vanayı Türkiye’nin eline mi verelim?” demişti.

Çünkü O’nun hedefi Türklerden kurtulmak (Akridas Plânını Türkü yok etmek için hazırlatmış ve 21 Aralık 1963’de uygulamaya koymuştu),gerekirse adaya kança takıp mümkün olsa Yunanistan’a bağlamaktı.

Dr.Hold’un o günün maliyetleri ile 25 milyon Sterlin olarak belirttiği proje dosyalarda kaldı.

1969 yıllarında  ben bunu basına taşıdım.HALKIN SESİ ve BOZKURT gazetelerinde sık sık gündeme soktum.

Yıllarca feci kuraklığın yaşandığı dönemdi.

Köylü ne yapacağını şaşırmıştı.

1970’de konuyu Mesarya köylerinde sık sık gündeme taşıdık.

Hatta zamanın Serdarlı Sancaktarı rahmetli Komutan Hüseyin Yakış, Dr.Hold’un projesi konusunda benden bol bol bilgi almış,Serdarlı’da bölge köylerini toplamış,bana da söz hakkı vererek projenin güncellenmesine katkı koymuştu.

Rahmetli Özker Yaşın Haftalık “Savaş” gazetesini yayınlıyordu.

O Konferansta bulunmuş ve gazetenin ilk sayısında benim bir karikatürümü yayınlamıştı.

Türkiye’ye bağlanan ve Kıbrıs’a uzanan ve ucundan su fışkıran bir hortum vardı.

Altta ise benim ağzımdan “Anadoludan billur sular getireceğiz” diye yazıyordu.

1970 Milletvekili seçimleri arefesinde olduğumuzdan benimle ve Hüseyin Yakış ile alay ediyordu…

Serdarlı Sancaktarının istemi ile bu konuda girişim yapmak üzere Türk ve  Rum Köylüleri toplayan Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği Başkanı Hüseyin Gültekin,Turgut Yenağralı ve yönetim kurulu üyeleri,”Türkiye’den borularla su getirilmesi” girişimini Makarios’a taşıma izni almışlardı.

İstek Sancaktar’dan gelmişti.

Durumdan Dr.Fazıl Küçük ve Rauf R.Denktaş da haberdar edilmişti.

Makarios kuraklıktan bunalan,kırılan Türk ve Rum Çiftçileri dinledikten sonra  “Biz Türkiye’den değil Suriye’den su getireceğiz” demişti.

Suriye Türkiye suyu kesse susuz kalırdı.

Makarios ise Suriye’de yazın kuruyan bir dereden söz ediyordu.

O yıl Rumlar,Kıbrıs’ın tarihinde ilk kez Suriye’den hayvanlar için balyalı saman ithâl etmişlerdi.

Oysa Suriye’nin suyu olsa başına sürerdi…

Makarios, daha sonra ünlü sözünü Rum Çiftçilere yinelemişti: “Borularla su nakline evet dersem vana Türkiye’nin eline geçer ve bize santaj yapar. Kabul edemem” demişti.

Rum Çiftçiler daha sonra bunu Mesarya ‘daki Türk Çiftçilere aktarmışlardı…

Anadolu’dan Kıbrıs’a borularla su nakil projesinde daha sonra Israil de sahne almıştı.

Bunu de ilgili gelişmeleri ve yaşananları yarın yazacağım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31