Hiçbir olay Türkiye’den  Kuzey’e, denizden döşenecek borularla akıtılacak su kadar önemli değildir.  Ne dün ne de eğer bu büyük olayı da aşan bir başka büyük olay gerçekleşmezse,  yarın.

Dolayısıyle geçen hafta  olagelenlerin dökümünü yaparken   “su” yu başa koyduk.

Buna karşın sırf muhalefet yapmak için gazetelerdeki bazı “köşeci”  refiklerimizin  bu su projesini küçümsemelerini anlayamadık.  Çünkü biz onlar gibi Kuzey’e akıtılacak bu suyun  Türk halkına bile yar olmayacağı savında değiliz.  Aksine ölesiye savundukları şu  Türk-Rum halkları arasındaki barışçı ilişkilere bir halka daha ulayacağı inancındayız.  Pööh pöh çekmeyin!  Gün geldi Türk o tarafa geçerek  alışverişini, tatilini,  beribadosunu yaptı,  hastanelerinde muayene oldu;     Rum Kuzey’e geldi yedi içti,  gezdi tozdu,  kumarını oynadı.  Dahası ne   iki toplumlu etkinlikler bitti ne sanat siyaset toplantıları.

Pekala bunlar bu adada iki halk arası güvenlikli barış ortamlarını yaratan olaylardır da Kuzey’e akıtılacak sudan Güney’e de elden geldiğince verilecek su mu tu kaka olacaktır!  
KISACA. Garagözlükle hacivatlık yapmayın!  Çünkü muhalefet yapmak uğruna Türkiye karşıtlığını  “su gibi aziz”  bir olaya irca etmek  hem ayıptır hem de  susuzluktan kavrulurken yanan bir  halkın,  “akmasa bile damlasına muhtaç olduğu   suyuna tükürmektir!”  

  **********

BEŞİR ATALAY’A KATILAMIYORUZ

Eğer  “dünyada yaşanan krize rağmen”  dedikten sonra  “ekonomik paket sayesinde KKTC ekonomisi her yönü ile iyiye gitmektedir”  demeseydi şu görüşte mutabakata varırdık.  “Evet KKTC dünyadaki krizden çokluk etikilenmedi.”  
Ne var ki kimseler de  “Yunanistan’dan  öte ülkelerin KKTC’ye oranla    bu krizden ne kadar etkilendiğini de açıklamadılar!  En azından   “onlar ve biz”  diyerek ekonomi yanı sıra yaşam koşullarımızın dünyadaki yerini bilelimdi!    
(Mesela geçtiğimiz günlerde de yazdıktı.  Tanınmamış,  ambargolar altında kıvranan bir ülkenin ekonomisinden söz etmek mümkün değil ama bir bakıyorsunuz ki   dünyadaki  ülkeler arasında  “rekabet edebilirlik” statistiklerine  girmişiz!  Bu yönümüzle tutun ki  “nev’i şahsına münhasır bir ülkeyiz.”  Çünkü  kızacaksınız ama hani o  icadım olan  “çözümsüzlük çözümdür”  lafı vardır ya,  biz farkında olmasak da siyasi çözümsüzlüğü kendi defakto statümüzde  çözüm yapmışız ki artık kimseler bizi yok farz edemiyorlar)

GELELİM ATALAY’A:   O  “ekonomik tedbirler” dediğinin henüz bir teki uygulama safhasına girmedi.  İlki emeklilerden bir iki yüz lira kesinti yapmaktı,  yargından döndü.  Diğeri Sosyal Sigortalıların  primleri ile oynanırken   emekliye ayrılma yaşını yeniden ayarlamaktı,  bunun da getirisi yıllar sonra olacak.   Kaldı ki  yeni istihdamlar yapılmayacak deniyordu  maşallah gırla!  Hatta makam arabalarını yenileme bile sırada! 

Özelleştirmelerin daha ilk ayağı gerçekleşti ki o da Meclis’ten geçen yasası!  Yani semeresini ne alan ne gören var!  Eee, nasıl atlattı bu Kıbrıs Türk halkı ekonomik krizi?  Maliye Bakanı Tatar da açıkladıydı:  Aynen Türkiye’de olduğu gibi  “dolaylı vergilerle!” 

Basarsın milletin gırtlağına,  sökersin,  olur biter!  Elektrikten gaza,  akaryakıttan harçlara,  yiyeceklerden içeceklere…  Kısaca hava ile güneşin dışında ne varsa zam üzerine zam bastırırsın sonra çıkarsın ve dersin ki  “iyiyiz iyi!” 
İYİ DEĞİLİZ:  Gün günden pahalılık canlar yakıyor. Bakın TC kökenliler bile son dönemlerde bu nedenle kaç kaçana olmuşlar!  Evlenenler kadar boşanmalar var ki   büyük nedeni geçim sıkıntısı.  Kaldı ki yüzlerce üniversite genci var işsiz!  Mahkemeler haciz,  çal çırp davaları ile  yüklendi!     Trafik kazalarının azmasının bir nedeni de  bu pahalılığın yarattığı huzursuzluklardan.  Hatta sürekli artan intiharlar bile! 

Yani KKTC eğer şu anda  “zevahiri kurtarır”  gibi görünüyorsa da  tahta kurdu gibi dur durak bilmeden içini kemiren  “pahalılık”  sürekli artıyor.  Şimdi durup bu pahalılığa önemli değildir mi diyeceksiniz?  
Kaldı ki bir süre önce Maliye Bakanı Tatar’ın  “bütçe açıklarını düşürmeye devam ediyoruz”  demesine nazire  yapılan resmi açıklamada,  Bütçe Gelirleri bu yılın  ilk iki ayında geçen yılın ayni dönemine göre  62 milyon TL düşerken,  bütçe giderleri 69 milyon TL yükseldi!  
Yani ortada  evet bir ekonomik tedbirler paketi vardır,  fakat uygulanan sadece  dar gelirli insanların canını çıkaran, tuzu kuru olanların işlerini kısırlaştırıp iflaslara davetiye çıkaran,  intiharlara neden olan,  ayrılmaları artıran dolaylı vergiler bastırmasındaki zamlardır!  

  **********

 AP’NİN DOĞRUDAN TİCARET ÇIKIŞI

Bir gün Histofyas’lı Rum bıktırıp usandıracaktı.  İhtiyatlı görüşümüzle başladı bile. Çünkü kendilerinden başka siyasi irade ve alternatif tanımıyorlar.  Kısaca ne müzakerelerde esnektirler ne de AB üyesi işlevlerinde!

Nitekim geçtiğimiz hafta AB’nin Parlamento Başkanı Schulz Maraş’a karşılık doğrudan ticaretin başlamasını savundu.  İngiltere Parlamentosunda da benzer çalışmalar varmış…

Olay iki yönden önemlidir.  Zaman zaman biz de  “verin şu Maraş’ı gitsin”  diyorduk.  Ancak biliyorduk ki Maraş çözümün mihenk taşına vurulacak siyasi kozlardan birisidir.  Şu anda Maraş’a  işte o  “koz”  görevini oynattırıyorlar.  “Verin Maraş’ı  kaldırın ambargoları.”   Doğrudan ticaret kapıları açılsın…

İkincisi:  Zaten doğrudan ticaret olayı başladı mıydı iki bölgeli statü kemikleşir gayrı.  Çünkü AB ile KKTC arasında direkt  “tanınma  tanışma, resmi ilişkiler başlar.”  Daha ne isteriz ki?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31