27 Ekim 2020 Salı 09:06
1364 Okunma
“Kazansaydınız, kaybedecektik!”

Yuvarlak rakamlarla gidelim...

KKTC’nin 2021 yılı bütçesi ne kadar?

Diyelim ki 10 milyar TL!

Yuvarladık ya rakamı; bu yüzden en yaklaşık rakamı yazdım...

Yani, dünkü kurdan yaklaşık 950 milyon Sterlin!

2021 yılında, uzmanlarımıza ve Maliye Bakanı’nın söylediklerine bakacak olursak, en fazla 4 milyar TL’lik bütçe açığı beklentimiz var!

-*-*-

Türkiye’nin 2021 yılı bütçesi ne kadar?

Gider olarak bir buçuk trilyon!

Gelir olarak da bir trilyon 200 milyar civarında!

Dünkü kurdan bu gelir 114 milyar Sterlin ediyor!

Bu arada Türkiye 2021 yılı bütçesinde yaklaşık 300 milyar TL’lik bir açık bekliyor!

-*-*-

Türkiye’nin bu açığı kapatması için ne yapması lazım?

Pandemi olmamış olsaydı, Türkiye turist ağırlamış olsaydı, 2020 yılındaki geliri yaklaşık olarak 300 milyar TL olacaktı...

35 milyar Dolar 2019 yılı geliriydi... Bundan yola çıkarak aynı rakamın dünkü kurdan hesabını yaptım, 300 milyar TL rakamına oradan ulaştım!

-*-*-

Türkiye’nin yuvarlak hesapla 2021 yılındaki bütçe açığı 300 milyar TL olacak!

Bizimkisi ise en fazla 4 milyar TL!

-*-*-

Kafanızı daha fazla karıştırmamak için söyleyeyim; “mevcut koşullarda Türkiye’nin bu uçurumu kendi adına kapatması ihtimali” çok düşük...

Türkiye, 2021’de pantolonu – ceketi kaybedip, üşüyecek, çıplak kalacak diyebiliriz!

Ama bizim açık, Türkiye için, “pantolondaki bir kaç milimetrelik sökük”ten başka bir şey değil!

-*-*-

Türkiye’nin kendi açığı için, kumaş lazım, terzi lazım, biçki lazım, dikiş lazım, makine lazım, elektrik lazım, astar lazım, iplik lazım... İşi çok zor’

-*-*-

Ancak aynı Türkiye için bizim sökük, bir iğne, bir de 20 santimlik iplikle halledilebilir!

-*-*-

Şimdi; gelelim bizim asıl meselemize...

Seçim dönemi öncesinde hepimiz çok gerildik...

Karpuz gibi ortadan ikiye bölündük...

Bu arada karpuzun “göbek kısmının fazlası” Ersin Tatar’a kalınca, O da seçimi kazandı...

-*-*-

Özetle “Türkiye ile kavga etmek” dediğimiz meseleye bir kez daha bakalım diyecektim...

-*-*-

Gönül veya gönlüm arzu eder ki; Kıbrıs Adası birleşik bir devlet şeklinde yaşasın...

Huzur içinde...

Masmavi gökyüzü...

Alagadi senin, Trodos benim...

Lefke senin, Agros benim...

-*-*-

Bir hafta Baf, bir hafta Dipkarpaz...

İki şiş kuzu, bir şiş domuz...

Şeftali’nin kıyması kuzudan bannası domuzdan!

Rakı senin, Ouzo benim...

Zivaniya senin, gonyak benim!

Hade şerefe, eyva da gene...

-*-*-

Evet, gönlüm bunu arzular...

Savaşsız, kavgasız, arızasız...

Dertsiz ve de tasasız...

-*-*-

Toprak sorunu olmayan; başkanlık kavgası edilmeyen; doğal gazı bölüşülmüş; turist kalabalığından yorgun düşülmüş; paraya gömülmüş; biraz alkol ama esas da aşırı mutluluktan sarhoş bir ülke!

-*-*-

Gelsin gitsin kebaplar!

Gelsin gitsin suvlalar!

Hade gumara gidelim!

Hade içelim!

Hade gabareciler sizi, akşam nerdeydiniz?

-*-*-

Akşam, düğündeydik!

Maria ile Ahmet’in düğünü vardı; oradan çıktık; Marios ile Ayşe’nin nişanında bulunduk!

Cumartesi bizim Kenan’cık sünnet oldu; kirvesi de Andreas abiydi; çok güzel eğlendik!

Pazar günü de kilisede, bizim Yorgo’nun toruncuğunun vaftiz törenindeydik; ardından bir kutlama, bir kutalama, ammmman guzzzzum, ammmman yavriiiim!

-*-*-

E değil!

Böyle değil!

-*-*-

Üstelik, bırakın böyle olmadığını; bu salgın, bizi per perişan etti!

Daha da edecek!

Çok uzun sayılan bir süre, ne üniversite öğrencileri, ne de turist gelecek!

Özel sektörde bir yığın kişi daha işini kaybedecek!

Özel sektörde bir çok iş yeri daha kapanacak!

-*-*-

Kısacası sevgili dostlar; Mustafa Kemal’in Gençliğe Hitabe’sinde de dediği gibi, “... bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmak” değil; “ahval-i umumiye”yi; idâre-i kelâm, icra-yı hükûmet veya en kötü ihtimalle idâre-i maslahat etmektir!

-*-*-

Ne mi demek mi istedim?

Demek istediğim; sizlerin keyfi yerinde olabilir sevgili devrimci – solcu devlet memuru kardeşlerim!

Seçim kazanmak elbette hakkınızdı!

Ama bilmeliydiniz ve bilmelisiniz ki; sizin maaşlar hala ödense de, ahval-i umumiye yani genel durum, perişandır!

-*-*-

İdare-i kelâm, yani işi idare edebilmeliyiz...

İcra-yı hükûmet; yönetebilmeliyiz... En azından devletin maaşlarını ödeyebilmeliyiz...

-*-*-

Veya en kötü ihtimalle idâre-i maslahat edebilmeliyiz; edebilmeliydik!

Yani “işleri öyle veya böyle yoluna koyabilmeliyiz; koyabilmeliydik!”.

-*-*-

Kısacası; 2021 yılı bütçe açığımız olarak tahmin edilen 4 milyar TL’yi bulamazsak; hanginiz maaşlarınızdan en az yüzde 30 kesinti kabul eder?

-*-*-

Kısacası; evet, siz adına “onursuzluk, gurursuzluk, hatta satılmışlık” da diyebilirsiniz ama önümüzdeki yıl hatta yıllar; “açlık”, “kaos” ve “karmaşa” da içerebilirdi...

Bunu gören ve çok iyi hesaplayan binlerce kişi, bütün suçlamalarınıza, aşağılamalarınıza, dışlamalarınıza, küfürlerinize rağmen, size oy vermedi...

-*-*-

Haaaaa bu arada sol parti kurup da “onur, gurur ve satılmamaya” sahip çıkacaksınız ya; “Seçim ve siyasi partiler Yasası ile Anayasa’yı değişmezseniz; devlet çalışanları olduğunuz için siyaset yapmanız ya imkansız ya da çok zordur...”

Ama istifa edebilirsiniz mesela!

Veya ne bileyim; emekli olabilirsiniz!

-*-*-

Küfür ve herkesi aşağı görmeye de devam etmekten sakın vazgeçmeyin ama!

Çok kısa söyleyeyim; “kazansaydınız, kaybedecektik!”

Bilmem anlatabildim mi?

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.