27 Ocak 2021 Çarşamba 09:19
816 Okunma
Norveç olalım demiyorum da...

Londra’da yaşamını yitiren Kıbrıslı Türklerin sayısının 200’ü aştığı söyleniyor...

Dün, çok saygı duyduğum, sevdiğim bir insanın daha Covid – 19’dan yaşamını yitirdiğini öğrendim...

Akile Işın hanımefendi...

-*-*-

95 yaşındaydı...

Yaşlı mıydı?

Benim için her ölüm, her yaşta ölümdür...

Ve yaş, bir insanın salgın hastalıktan ölmesi için bir sebep değildir!

-*-*-

Akile Işın hanımefendi, öğretmenim olan 81 yaşındaki annemin ortaokuldan ya da öğretmen kolejinden öğretmeniydi...

-*-*-

Çok şık giyinen, ülkesini çok seven, eski öğrencisi annemin selamını götürdüğümde çok sevinen, toplum işlerine kendini adamış, çok güzel konuşan, sevgi dolu, güler yüzlü bir insandı...

Tanıdığım, tanıştığım ve müsaade etmediği halde ellerini çok defa öpebildiğim için çok gururluyum...

Allah rahmet eylesin...

Yakınlarına başsağlığı diliyorum...

-*-*-

Yapacak bir şey yok ve hayat devam ediyor...

Akile Işın, eğitime çok değer veren eski bir öğretmendi kendisini tanıdığımda...

Sohbetlerimizde, eğitimin önemine vurgu yaptığını iyi hatırlarım...

-*-*-

Daha önce de yazdım, eğitim sadece akademik anlamıyla ele alınmamalı...

Toplumların eğitimli olması çok önemlidir...

Eğitim, insan sevgisi öğretir...

Eğitim, ülkeyi, Dünya’yı, doğayı sevmeyi öğretir...

Daha iler gidersek, eğitim paylaşmayı öğretir...

Öğretmelidir...

-*-*-

Karantinada kalması gereken bir kişi; otelden veya yurttan kaçıyor, hırsızlık yaparken yakalanıyor!

Eğitim eksikliği!

Efendim yoksulluk mu diyorsunuz?

Kimse kusura bakmasın ama yoksul olmak, karantinadan kaçıp hırsızlık yapmanın sebebi değildir.

Haaaa yoksul olmak, eğitimde eşitsizliğin sebepleri arasındadır ama o da daha çok işin akademik tarafını ilgilendirmektedir.

-*-*-

Covid 19 salgını ya da yeni tip koronavirüs pandemisi; adına ne derseniz deyin, şu anda Dünya’yı kasıp kavuran ve bir süre daha kasıp kavurmaya devam edeceği, hatta ülkemizde ufaktan bir tesirli dönem geçireceği muhakkak olan ciddi bir sorundur.

-*-*-

Bu sorunla başa çıkamayışımızın en başında gelen sıkıntılardan biri eğitim eksikliğimizdir!

Yok canım, Dünya kadar profesörümüz, doçentimiz, doktoralı bilim insanımız var!

Hatta belki de toplumun büyük oranı üniversite mezunudur!

Olmadı, 16 yaşına kadar eğitim zorunludur!

Ama mesele, akademik eğitim değildir ki!

-*-*-

Mesele, “vatan sevgisi” gibi milliyetçi bir kavramı da kapsayan, “sağlam bir yurtseverlik eğitimi” almamış olmamızdır.

Nasıl mı?

Anlatmaya çalışayım!

-*-*-

Vatan sevgisi nedir?

Yurtsever olmak nedir?

Vatan sevgisi; o vatan uğruna ölebilmektir...

Yurt sevgisi, o yurt için canını feda edebilmektir...

-*-*-

Pekiiii; Baf’ın Tera köyünde doğan dedeme, anneme ya da dayılarıma; “Yok canım, doğduğunuz köyü unutun, 1974 sonrası yerleştiğiniz başkasına ait topraklar da vatandır, orasını sevin” demek; sizce eğreti bir eğitim değil midir?

Bence eğretidir!

Ve üzgünüm, dedem, Tera’yı düşünerek, Kozanköy’de ölmüştür, Lefkoşa’da gömülmüştür!

-*-*-

Vatana vatanım; yurda yurdum demeyi öğretmekte başarılı olamadığımız bir gerçektir!

Eğer öğretebilseydik; bu kadar hoyratça kullanmazdık bu toprakları!

Eğer öğretebilseydik; bu kadar adaletsiz bir vergi sistemimiz olmazdı!

Eğer öğretebilseydik; “milliyetçiliğin”, sadece para kazanmak, zengin olmak, köşe dönmek, rüşvet almak, rüşvet vermek, kirli işler yapmak için kullanılan bir paravan olmasını önlerdik!

-*-*-

Elbette vatanını yurdunu gerçekten sevenler vardır!

Elbette bu açıdan “yurtsever – vatansever” insan doludur ortalık ama öyle olmayanlar ne acıdır ki çoğunluktadır!

Çoğunlukta olmasaydı; hiç bir gerekçe; Tera’lılara Tera’yı unutturup, Larnaka dis Lapitus’un adını Kozanköy yapıp, “canım köyüm” dedirtemezdi!

Hiç bir Baflı, Omorfo ya da Maraş’a, “canım kasabam” diyemezdi!

-*-*-

Haaa efendim, nesiller değişecek ve alışacak mıyız?

Olabilir!

Ama alışıncaya kadar, vatanı vatan olarak sevmeyi öğrenemediğimizden, yani vatan sevgisi denen eğitimi doğru dürüst alamadığımızdan dolayı, yerlere, ormanlara, bahçelere çöp atacağız; asırlık hatta 10 asırlık zeytin ağaçlarını sobalarda yakacağız, karantinadan kaçıp, herkesin sağlığını hatta yaşamını da riske atmaya devam edeceğiz!

-*-*-

“Haaaaa efendim, bir gün gelecek, bizim de ayrı devletimiz olacak ve O’nu çok seveceğiz” mi diyorsunuz?

Peki bunu nasıl becereceksiniz?

Mülkiyet ve toprakla alakalı sıkıntıyı nasıl aşacaksınız?

-*-*-

Eğitim evet eksiktir.

Çok eksiktir bu memlekette.

Bu yüzdendir ki, kimse otoriteye veya hükümete güvenmiyor.

Bu yüzdendir ki, otorite ya da hükümet, kendisine güvenilmesini sağlayamıyor.

-*-*-

Bu yüzdendir ki, medeni ülkelerde, ülkesini seven medeni insanlar, akademik eğitim seviyeleri ne olursa olsun; “evinde 14 gün karantinada kalacaksın” dendiğinde kalıyor...

Biz mi?

Bize söylendiğinde, “beytambal kalsın”lardayız!

Alınan kararlar da, alınan ülke de, alan otorite de “beytambal”dır!

Neden?

Çünkü bu ülkeye, “benim ülkem, benim vatanım, benim yurdum ve benim devletim” diyecek nesiller yetiştiremedik!

 “Kuşunu, keçisini, ağacını, böceğini, insanını sevin” demedik ki!

“Harnubuyla, zeytiniyle sohbet edin, suyundan için, dağında tepesinde yürüyün, mantar, ayrelli toplayın” demedik ki!

Hatta, harnubu, zeytini, suyu yok etmeyi maharet saydık yahu!

Yürüyecek tepe bırakmadık!

-*-*-

Ve hatta ve hatta en acısı, “benim yurdum ikiye bölünmüş ortasından, hangi yarısını sevmeli insan?” diyen sanatçısını, şairini “hain” ilan ettik!

-*-*-

“Ganimettir, haktır, kanla aldık, yiyin yutun” dedik!

“Çalabildiğiniz kadar çalın” dedik!

“Üzerine dikebildiğiniz kadar apartman dikip satın” dedik!

Bunları öğrettik!

-*-*-

Ve şimdi adam şimdi karantinadan kaçıyor, hırsızlık yaparken de yakalanıyor!

İnsanları riske atacakmış, vatan – yurt hasta olacakmış!

Peeeeee, kimin umurunda!

-*-*-

Hapishane de tıklım tıklım!

Tut hapishaneye koy, e vallahi katillere bile günah!

-*-*-

Hazır aklıma gelmişken, Norveç’te, her 100 bin kişiden 49’u hapiste...

Ama orada hapishaneler tatil köyü gibi... Belki de bir çok kişi bu yüzden içeridedir ki o da ayrı bir mesele!

Bizde mi?

KKTC’de aynı oran; nüfus 400 bin, hapishanedeki mahkum ve tutuklu sayısı ise 750’yse; 100 binde 187’dir...

Norveç olalım demiyorum canım!

Sadece bir örnekti!

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.