29 Ocak 2021 Cuma 08:52
1025 Okunma
Tehlike çok büyüktür  ve siyaset bitmiştir!

Dünya’nın neredeyse tüm ülkeleri, bizimki gibi sıkıntıları aynen yaşıyor...

Büyük ekonomiler bile sarsıntı geçiriyor.

Hükümetler özel tedbirler almaya çalışıyor.

Okullar kapatılıyor ve açılamıyor.

Online eğitimde sıkıntı yaşanıyor.

Hastaneler yetersiz.

Acil servisler yıkılıyor.

İngiltere’de yaşamını yitiren sağlık görevlisi sayısı bini buldu.

Toplumumuz mensupları orada patır patır dökülüyor, burada da yoğun bakımda yatanların sayısı artıyor...

-*-*-

Bu arada belirteyim, çok değerli bir büyüğümüzü daha Londra’da kaybettik.

Peristeronalı Mustafa Gençsoy da yaşamını yitirdi.

Kıbrıs Türk Cemiyeti’nin efsane başkanı, güzel insan, iyi insan, yardımsever insan...

Allah rahmet eylesin.

Çok anılarım var kendisiyle, bir gün mutlaka yazarım...

-*-*-

Konuya geri dönelim...

Sakın, “bizim hükümet doğruları yapıyor” dediğim yargısına varılmasın.

Ama, “yapılacak olanlar, şu anda yapılanlardan pek fazla olamazdı” demeye getiriyorum.

-*-*-

Elbette şu anda otursak, bir çırpıda, “işte hataları” diyerek, belki de 20 tane büyük yanlış falan sayarız.

Ama, iktidarda C partisi veya B partisinin bulunması yarışına girmememiz gerekiyor!

Yani eleştirirken, frene basalım falan inancında değilim de; şu anda pek sırası olmadığı inancımı eklemek istiyorum...

-*-*-

İnancım şudur ki; mevcut vaka sayısı, nüfus oranı ve resmi rakamlara göre, Güney Kıbrıs’tan, hatta Türkiye’den çok daha kötü durumda olduğumuzu ortaya koyuyor.

Hatta şunu eklemekte fayda var; sevgili yönetenlerimiz, ikide bir, “Güney’den daha iyi durumdayız veya biz Güney’den daha iyi idare ettik” demekten vazgeçesinler çünkü gidişat; hiç de o yönde değildir.

-*-*-

Cemal Özyiğit hocam, “derhal kapanalım” dedi; haksız değildir...

Tufan Erhürman hocam hükümet edenleri, kararları nedeniyle öngörüsüzlük, basiretsizlik ve plansızlıkla suçladı ki O da haksız değil...

Kudret Özersay hocam, meseleyi çok daha ileri taşıdı, “durum kritiktir, siyaseti bırakalım, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, hükümete her konuda yardımcı olmaya hazırız” güzelliğini yaptı.

Dr. Ali Pilli, “Meclis’te kimse konuşmasın, zaten komitelerde konuşuldu, bütçeyi oylayalım, geçelim” dedi.

Bütçe hızlı hızlı kabul edildi ve Çarşambaya kadar uzaması önlendi.

-*-*-

Eminim artık hükümet de muhalefet de, ticaret de, sanayi de, esnaf da, sendikalar da, sağlık açısından çok ciddi durumda olduğumuzun farkındadır.

-*-*-

Ve 1974 öncesini yaşamayanlar bilmez; biz de ucundan yaşadık ama çektiklerimizi eğer hatırlayacak olursak, şu andaki durumun pek de farklı olduğunu söyleyemeyiz...

O dönemde, en azından mevziye girip, gelecek kurşun saldırısına kurşunla yanıt verme şansımız vardı ancak şu anda, virüs saldırısına karşı virüsle karşı koyacak durumumuz pek yok gibi duruyor!

-*-*-

Aşılama mı?

Türkiye’den dün 20 bin doz daha geldi.

Yani 10 bin kişi daha aşılanacak.

Sıranın bozulmaması, torpil yapılmaması, aşılanan vekil varsa derhal istifa etmesi, en azından özür dilemesi kaçınılmazdır.

-*-*-

Başbakan Ersan Saner, “500 bin doz aşı gelecek” diyor.

Bu, en kısa sürede, “virüs saldırısına karşı savaşı aşı ile kazanmanın tek yoludur” anlamına gelir.

Ve bu, Kudret hocanın da dediği gibi, “siyaseti bırakıp, birlikte savaş vermekle” daha kolay başarılır.

Ama siyaseti bırakması gereken sadece muhalefet olmamalıdır; “... Aşılar sayemde geldi, sayemizde geldi, filancanın sayesinde geldi” gibi abukluklardan ve de sabukluklardan da uzak durmak kaçınılmazdır!

-*-*-

Şimdi, tıpkı çok zor savaş günlerinde olduğu gibi; herkesin en azından “gelir” açısından eşitlenmesi gerekir.

Bu, şu demektir: “Virüs ile kavgada başarılı olmak istiyorsak, düşük gelirli olanları korumalıyız!”

Yani, eğer bu savaş, kapanmayı gerektiriyorsa, gün kazanıp gün yiyen, kapanma halinde aç kalma ihtimali olan, bu ülkede kendisine bir kaç yüz TL ekmek parası desteği yapacak kimsesi olmayan, çok düşük gelirle yaşam süren nüfusun derhal belirlenmesi kaçınılmazdır.

-*-*-

Hükümete de, muhalefete de, ticaret, sanayi, esnaf, inşaat, öğretmen, memur, asker, polis ve hepimize düşen görevlerin en başında gelen budur!

Ve bir kez daha Kudret hocanın söylediğini hatırlatmak istiyorum; “lütfen siyasetten uzak – siyaset bitmiştir”!!!

-*-*-

Bir süre siyaset yapmayalım!

Bir süre, sadece seferberlik ilan edelim!

-*-*-

Efendim, pandemi hastanesinin şu planı yoktu, bu testi yapılmamıştı, oydu – buydu mu?

Serdar Canaltay kaptanla dün sohbet ettik; o kibar adam bile neredeyse küfredecekti!

Kardeşim, pandemi hastanesinin planı, çizimi, test edilmesi, çok mu zor?

Hemen yapın; mızırlık etmeyin!

Bunları söyledi Serdar kaptan!

Peki haksız mı?

Yani hala siyasi mızırlık, siyasi gıcıklık, siyasi kurnazlık, siyasi hazımsızlıkla mı uğraşacağız?

-*-*-

Elbette ben bu teknik işlerden anlamam!

Ama KKTC denen ülkede, bittikten sonra planı onaylanmış binlerce bina bilirim!

Derdimiz, dertlerimiz bunun gibi mızırlıklar olmamalı!

-*-*-

Elbette çok sıkıntılarımız vardır!

Ama, şu andaki vaka artışı, öteki ülkelerle kıyaslandığında, felaketle eşdeğerdir.

-*-*-

Ve ilk anda başarmamız gereken, tabii ki Türkiye’nin de desteğiyle, hem testleri, hem aşıları hızlandırmak, en kısa sürede, en yüksek test ve aşılama rakamlarına ulaşmaktır.

Ve yine ilk anda başarmamız gereken, maskeye, mesafeye, sokağa çıkmamaya, bulaş riskini düşürmeye hatta sıfırlamaya çaba göstermektir.

Ve yine en başta başarmamız gereken, en düşük gelir seviyesindeki insanımıza destek olabilmek adına, en üstten başlayarak, bazı kesintileri yaşama geçirme cesareti sergileyebilmektir!

-*-*-

“Maaşımdan keserseniz, sizi mahkemeye veririm” diyen ciddi sayıda muhalif karakterden mesajlar okudum!

-*-*-

Bu mesajları kimse dikkate almasın...

Aklı sıra hükümeti suçlamak, tüm sorumluluğu hükümete yüklemek amacında olan bu siyaset hobicilerini sakın takmayın!

Hükümet edenlere ve muhalefetteki parti yetkililerine “iş öğretmek” gibi olmasın ama; “... En üst maaş diliminden kesinti yapıp, en alt dilime paylaştırmayı becermek, boynunuzun borcu olmalıdır... Virüsle mücadele, en düşük seviyede gelir elde eden veya hiç elde edemeyenleri koruyup, aşılayıp, ileriye bakmakla mümkündür.

-*-*-

Yaşı yetenler ve bilgisi olanlar; yaşı yetmeyen ve bilgisi olmayanlara, herkesin ayda 30 Kıbrıs Lirası ile geçinmek zorunda olduğu günleri anlatsın...

Haaa o günlerde de ayrıcalıklı – gronkçular var mıydı?

Şimdi bunu tartışma zamanı değildir!

İçinde olduğumuz günler; herkesin 30 Kıbrıs Lirası aylıkla geçindiği günlerden çok daha tehlikeli günlerdir!

Yani demek istediğim şudur; beş piyade, bir sten ve bir A4 ile o zamanki tehlikeye karşı direnmiş olabiliriz ama şu andaki tehlike, bırakın o zamanki eskimiş tüfekleri; en süper silahlarla dahi savuşturulamayacak kadar büyüktür!

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.