KTHY batırılmadan önce, “sermaye %100 Kıbrıslıların olacak” demişlerdi.

Başta CTP’ydi.

CTP’nin başında da Ferdi Sabit Soyer...

Korsan devlette, dış ülkelere uçması gereken uçakların, Türkiye’den geçmesi şartı varken firma bizim 

olmuş, olmamış ne fark eder ki, demiştim.

İrade yoksa...

Davul sende ama adam tokmağı kafana vuruyorsa...

Giremediğin evin anahtarı sende olsa ne olur, olmasa ne?

Önce sevinir gibi yapmıştım.

Sonra batarsa batsın ama ondan sonra elimizde ne kalmışsa kendimizin olsun, biz karar verebilelim 

demiştim.

Olmadı.

Yıllar geçti üstünden.

KTHY battı.

Neden batırdılar sorusuna hep beraber cevap aramıştık.

Bulmuştuk da.

TC, her yerde olduğu gibi burada da söz sahibi olmalıydı.

Kıbrıslılar, özgüvenlerine kavuşmamalıydılar.

Sömürmek de kolaylaşır o zaman, yönetmek de...

Mesela o günlerde dikkatimi çeken bir durum vardı.

Diğer iki uçak firmasına verilen iniş saatleri ile KTHY’nın iniş saatleri en uygun saatlere ayarlanmıştı.

Oysa diğer firmaları daha geç veya daha erken saatlere yaysalardı KTHY avantajını kaybetmemiş 

olacaktı.

Olmadı.

Çalışanlar çok dediler.

Ki öyleydi.

Masraflar çok dediler.

Ki öyleydi...

Ve bir müddet sonra da külüstür uçaklar kiralayarak yola devam edelim derken müşteri daha iyi 

servise aktı.

İş bitti.

Çalışanların işleri de bitti...

Sonra projeye devam edildi.

Projede havaalanının elden çıkartılması vardı.

Havaalanı daha modern yapılacak, denilerek AKP yandaşı TC firmasına peşkeş çektirildi.

Eskiden alışveriş yapmaktan hem keyif hem kâr ettiğimiz duty-free bölümleri tekelleştirildi.

Sonunda oradan ticaret de bitti bitiyorken...

CAS’ı kapattılar.

Sonuç...

Havaalanı inen uçaklarla, çalışan elemanlarla, işleten firmayla ve en önemlisi karşılayan devlet 

çalışanıyla tamamen Kıbrıslısızlaştırıldı...

Bu nasıl kelime demeyim.

Açıkçası şu...

Kıbrıs’ın kuzeyinde, her yerde olduğu gibi orası da ele geçirildi.

Sabah televizyon izlerken canlı bağlantı yapanları dinledim...

Gençlerdi çoğu...

Biri, “KKTC’yi beğenmeyen güneye gitsin” dedi.

Diğeri, “Annelerimiz, babalarımız mücadeleyi gâvurlardan kurtarmak için verdiler” dedi...

Diyeceğim o ki...

Yapılmak istenenleri gördük.

Yapanlar da bizim onların niyetlerini gördüğümüzü gördüler.

Ama başka bir şey daha gördüler.

20 sene yaşattıkları, 40 sene besledikleri, “Rumlar bizi kesecek” korkusu gençlerin bir kısmında hala 

canlı.

Bize düşen...

Gerçek tehlikenin ne olduğunu anlatmak...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31