Modern geriatri anlayışını kurumsallaştıracak projelerin hâlâ ırgalanmadığı bir ortamda, Yaşlılar Haftası ile yeniden buluştuk ve bu haftayı da geride bıraktık.  Yine kozmetik birtakım icraatlarla geçiştirilen bir haftaydı... Kaldı ki, yaşlılık olayı, tek haftanın içinde sınırlandırılamaz... 

   GERİATRİ, yaşlıların tüm sosyal sorunları, sağlıkları ve beklentileriyle ilgilenen bilim dalıdır. İşte bu bilim dalını ülkemizde kurumsallaştıramadığımızdan dolayıdır ki, ülkemizdeki yaşlılar, çoğunlukla yalnızlıktan ve dışlanmışlıktan kaynaklanan huzursuzluklarla karşı karşıyadırlar... İster paralı olsunlar, ister parasız... Kedere dönüşen bu kaderden kurtulamıyor yaşlılarımız... Her dalın yığınla uzmanı olduğu halde geriatri dalında bir tek hekimiz yoktur. İşte yaşlı nüfusa verilen önem!..
   Aslında geriatrinin uygulama alanları olması gereken huzur evlerimiz yok değil... Ne ki bunlar, Batılı anlamda niteliklere sahip değiller. O ilkel kurumlarımız, yaşlılık bağlamında artmakta olan huzursuzlukları giderebilme kapasitesinden yoksundurlar. 
   Tıp olanaklarımızın, kültürün ve refahın gittikçe gelişmesine paralel olarak, yaşlı nüfusumuz da büyümektedir. Büyüyen yaşlı nüfusu, bizim bilinen koşullarımız içinde, yaşlılık dramlarının da büyümesi demektir.

    *        *       *   

   Toplumsal nüfusumuza vurduğumuzda, intihar olayları düşündürücü yoğunluktadır. Ve genellikle yaşlılar başvuruyor intihara... Bunun nedenleri mi? Bakımsızlıktan, ilgisizlikten ve yaşlılıktan kaynaklanan yalnızlık duygusu… Hastalıklar, büyüyen kâbuslar, acılar, sızılar ve gelecek güvensizliği... Sözün özü, yaşlılardaki intihar eğilimi, yürek sızlatan bir trajedi... Toplumsal boyutlu bu acı gerçeği görmezlikten gelmeyelim...
   Bunun sorumlusu, yaşlısına hak ettiği ilgiyi esirgeyen toplumdur. Yaşlıları yalnızlıkları ve acılarıyla baş başa bırakan umursamazlık giderek yaygınlaşmaktadır. Kuşaklar arası kopukluk günden güne büyümektedir. Geçenlerde, Yaşlılar Haftası dolayısıyla bu konuyu konuştuğumuz ortamda bir dostum, tespitini çok yalın biçimde dile getirdi. Dedi ki:    "Nobranlık aldı başını gidiyor... Aynı kuşağın insanları bile birbirlerinden kopmaktadırlar. Farklı kuşakların birbirinden kopuk durmasına niye şaşalım bu durumda?.." 
   Yaşlılık hali bilinir... Yaşam sürecinin son basamağı olan yaşlılık evresinde, birey güçsüzdür... Korku ve kaygı içindedir... Geçmişe özlem duymakta, geleceğe umutsuzlukla bakmaktadır. Yakınlarının çoğunu yitirmiş ve toplumdan kopmuştur. 
   Güçsüz yaşlı, işte bu aşamada, tıpkı bir çocuk gibi bakıma, şefkate ve gözetime muhtaçtır... Bu ihtiyacı karşılayacak anlayış ve kurumlar nerede?
   Yapılması gereken; herkesin bir gün kendisinin de yaşlanacağını düşünerek, kendisi için yaşlandığında ne istiyorsa, işte onları hazırlayarak yaşlılara bugünden sunmasıdır... 
   Ama acıdır ki, yaşlı nüfusun giderek çoğaldığı ülkemizde, sosyal düşünce ve yapılanma evrimi bu yönde gelişmiyor... Sağlıklı bir toplum yapısı için, yön ayarlamasına gereksinim var... Önemli bazı toplumsal geleneklerimizi ve değer yargılarımızı yitirmiş olmamıza karşın, ülkemizdeki yaşamı yaşlılar için cennete dönüştürecek olanaklara ve minyon yapıya sahibiz. Eksik olan motivasyondur... Motivasyonun mutlaka yaratılması gerek...

    *        *      *

   Çağdaş geriatri anlayışı, yaşlıya, yaşadığı çevreden koparılmaksızın, gereksinim duyduğu tüm hizmetlerin sunulmasını öngörür. O hizmetlere rağmen yaşlı kişiyi yaşadığı ortamda tutmak mümkün olmayabilir. Böylesi durumda yaşlı, kurumsal hizmetler kapsamına alınmaktadır. Sosyal güvenlik bağlamında herkesin emeklilik gelirine sahip olduğu ülkemizde, biz bunu hâlâ başaramıyorsak bunun tek nedeni vardır: ÖRGÜTLENMEMEK!.. Örgütlenelim ve bir kader olan yaşlılığın kedere dönüşmesine "dur" diyelim...
   Yaşlılık halini en güzel anlatan dizelerden biri de efsane aktör Orson Welles tarafından plağa okunarak ebedileştirilmiştir. O dizeleri etkileyici müziğinin eşliğinde Orson Welles'in büyülü sesinden her dinlediğimde tepeden tırnağa duygu kesilirim. Welles'in Türkçeleştirilmiş o dizelerini gelin birlikte içimize sindirelim: 
   "Ben gençliğin ne demek olduğunu bilirim / Ama sen yaşlılık nedir bilmezsin... / Bir gün gelecek aynı öyküyü sen de okuyacaksın / Güzel ve çirkin günlerim oldu anımsadığım… /   Gel seninle şarkı söyleyelim / Ben yaşlılığı anlatırken sana / Sen gençliği çal bana…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31