Ortaokuldaydım…

Babam, “gel” dedi,” bu yaz tatilinde sana iş buldum orada çalışacan”.

Elimden tuttu götürdü.

Zaten Baf ne kadar büyük ki…

Evimizin dibiydi gittiğim iş.

Toptancıydı gittiğim yer.

Baf’ta iki toptancı vardı.

Biri Kazım Ahmet Raşit’in (KAR) dükkanı ikincisi benim gittiğim.

Kazım Ahmet Raşit babamın iyi dostuydu veya ben öyle sanıyordum.

İş olmayan 1963 fasariyalarının hemen ertesindeydi hatırladıklarım.

Elinde meyhanecilik mesleği vardı babamın.

Boş gezmektense galif malif ayarlayım, orada işimi yapayım dedi ve yer aramaya başladı.

Küçücük Mutallo’da nerede lokanta veya meyhanecilik yapılabilirdi ki…

Ayrıca maddi olarak da destek gerekirdi.

Babamla beraber Ahmet Raşit’e gittik.

-Yardım et, kredi aç da bir yercik ayarlayınca meyhanemi açayım, dedi babam.

-Yer bul gel, dedi KAR.

Bir müddet sonra babam Vikla’nın girişinde yani limanı uzaktan, tepeden gören bir yer buldu.

-Buldum, dedi.

-Görelim, dedi KAR.

Gittiler, baktılar yere, “İyi dedi KAR ve o zamanın 90 Kıbrıs Lirasını kredi olarak babama verdi.

Gamışlardan, iplerden ve alçıdan galifi biz yaptık.

Bir tarafını kapattık, orası mutfağı oldu.

Gel zaman git zaman o galifin yerine betonarme ev yapılsa daha iyi olur dedik.

Yine KAR’a gittik.

-Bak be Safa dedi Ahmet Raşit o arsacık kiminse ben alayım ve inşaatı da ben yapayım sana kiralarım.

Araştırdık.

Arsa Ahmet Raşit’in çıktı.

Bir müddet kullandık orayı…

Sonra sahibine teslim ettik, çıktık.

Diyeceğim o ki iki toptancıdan biri babamın nazının geçtiği KAR’dı.

Diğeri de annemin sınıf arkadaşı.

Ben annemin sınıf arkadaşının dükkanında işe başladım.

Bir yaz tatilimde orada çalıştım.

Kağıt mendil ilk o yıl gelmişti dükkanlara.

Babama, “Be Safa bu kağıdı bir seferlik kullanacan ve atacan ha” dediğini bugün gibi hatırlarım.

Ayrıca orada güvenmeyi, güvenilmeyi öğretmişti bana annemin sınıf arkadaşı.

Geçen gün Facebook’ta okudum…

Kaybettik.

Şimdiki adıyla Sobutay Irıkoğlu o dönemdeki adıyla Sobutay Ali Ratip’i…

İlk ustam ve ilk hayat öğretmenimindi o.

Gidenin arkasından ne söylenebilir ki…

1974’ten sonra bir sefer görmüştüm, o da babamla birlikte Omorfo pazarını gezerken.

Ayaküstü konuşmuştuk.

Şimdi ne babam var, ne Kazım Ahmet Raşit ne Sobutay ustam.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5