İttihad Terakki'nin Tıbbıye bahçesinde, tıp öğrencileri tarafından kurulup; Harbiye öğrencileri tarafından geliştirilmesi, ilginçtir. Balkan isyanlarında, Balkan çetecilerini kovalayan genç subaylar, savaştıkları bu insanları tanımaya çalışırken, ulusçu fikirleri de öğrendiler. Osmanlı subayları, Balkan çetecilerinin, yöntemlerinden de etkilenirler. İttihad Terakki kadrolarının tümünün, Jakoben ve komplocu olmasında, bu gerçeğin de önemli payı vardır.

Partinin, bu çeşit işleri çevirecek, bir kolu bulunmaktadır:

Teşkilat - ı Mahsusa...

Süleyman Askeri ile Kuşçubaşızade Eşref'in başında bulunduğu bu örgütün, en tehlikeli görevleri yerine getirecek, bir de vurucu kuvveti, yani tetikçiler grubu vardır ki; Eşref Kuşçubaşı’nın,yayınlanmamış anılarında, 1910 yılına ait Fedai-i Zabitan listesindeki en önemli isim, Kolağası Mustafa Kemal'dir.

1911 yazında, İtalya sömürge edinememiş olmasının hesabını, Osmanlı'dan sormaya kalkar ve Oniki Ada ile Libya üzerinde, hak iddia etmeye başlar. İngiltere'nin de ön vermesi üzerine, İtalyanlar, Trablusgarb'e asker çıkarırlar. Osmanlı'nın yapabileceği tek şey vardır. Kimi serdengeçti subaylarını oraya gönderip, yerli halkı İtalyanlara karşı örgütleyerek, savaşmasını sağlamak.

Karar verilir, kadro hazırlanır ama Libya'ya nasıl girilecektir? Devlet'in oraya müdahale edecek askeri gücü bulunmadığı gibi, subaylarını alenen gönderecek, politik gücü de bulunmamaktadır.

Enver ve Fethi Bey'lerin yönetimindeki ilk grup, Avrupa'ya geçerek, deniz yolundan Trablusgarb'e ulaşmayı, başarır. Mustafa Kemal ve Süleyman Askeri'nin yönettiği ikinci grup, Mısır'dan girmeyi deneyecektir.

Mustafa Kemal, " Tanin Gazetesi Muharriri Mustafa Servet Bey" (Bazı kaynaklara göre M. Şerif Bey) adına düzenlenmiş sahte bir kimlik edinerek, İzmir'de ortadan kaybolur.

15 Ekim 1911 günü, Tanin Gazetesi muharrirlerinden Mustafa Şerif (ya da Servet) bey Odessa'dan kalkıp, İzmir'e de uğrayan bir Rus gemisine biner. (E. Hiçyılmaz, geminin Avusturya bandıralı olduğunu yazar.) Gemi, Hasan İzettin Dinamo'ya göre, Kıbrıs'a da uğrayıp, İskenderiye'ye gider.

Gizli görev ve sahte kimlikle, Kıbrıs'a uğramış olan M. Kemal'in adaya kesin olarak ne gün geldiğini, Limasol'a mı yoksa Lârnaka'ya mı uğradığını saptamak için, gümrük kayıtlarına bakmak, yeter de artar ama güneye geçip de bu araştırmayı sonuna vardırmamız, mümkün olmadı. Yoksa, 17-20 Ekim 1911 tarihleri arasında adaya uğrayan, Odessa çıkışlı, Rus ya da Avusturya bandıralı gemilerin sayısı, herhalde sınırlıdır.

M. Şerif Bey, kıyıya inmiş midir?

Hiç şüpheniz olmasın! Zira, Teşkilat-ı Mahsusa'nın öteki önemli ismi Kuşcubaşı Eşref, daha 1907'de, adaya uğrayıp, buradaki Teşkilat hücresinin korumasında dinlendiğini yazdığına göre, 1911'de Mustafa Kemal buradan geçen bir gemi ile seyahat etmeğe boşuna karar vermiş olamaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31