TC Cumhurbaşkanı geldi…

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla görüştü…

TC Başbakanı geldi…

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla görüştü…

TC Bakanı geldi…

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla görüştü…

Belediye başkanı geldi…

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla görüştü…

Muhtar geldi…

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla görüştü…

İstanbul’daki bizim mahalleden bir arkadaş geldi.

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla görüştü…

FB Başkanı Aziz Yıldırım geldi…

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla ve KTFF Başkanı ile görüşecekti…

KTFF Başkanı ile görüşmekten vazgeçti…

Akıncı görüşmeyi iptal etti.

CTP başkanı önceden görüştüğü için görüşmesini iptal edemedi.

Onun yerine CTP-BG açıklamada bulundu: “Kıbrıslı Türklerin kurumlarının Türkiye’den gelen yetkililerce dikkate alınmaması, önemsenmemesi ve bu kurumlarla ilişkilere yeterli özenin gösterilmemesinin Talat’ın kabul edebileceği bir durum değildir”.

Bizde bu gibi işlerden sonra bir söz söylenir.  

“Eyya… Ne beklerdik ya?”

Bugün görüşme masasında iki pürüzlü madde var.

Biri yerleşiklerden ötürü çıkmaza girecek mülkiyet meselesi.

Diğeri, garantörlük sorunu…

Sorunu diyorum çünkü gerçekten sorun.

“Soydaşlarımız” dediklerinde ağızları kulaklarına varır.

“Onlar bizimle aynı” derler.

Korumak isterler.

Ki evimizden, yurdumuzdan, canımızdan olmayalım.

Ne yaparlar?

Bizi korumak için evimizden uzaklaştırırlar.

Nereye?

Başkalarının evlerine.

Sonra derler ki “evinize dönmeyeceksiniz, çünkü eviniz güvende değil”…

Peki diyoruz “şu anda oturduğumuz evimiz güvende mi?”

“Evet” derler, çünkü 40 bin asker sizi koruyor.

Bir soru daha sormalıyız…

“Madem kendi kendimizi koruyamayacaktık, neden kendi kendimizi koruyamayacağımız kendi evimizde kalmıyoruz?

El cevap…

“Çünkü Kıbrıs bizim vatanımız… Kanla aldık geri vermeyiz.”

Bir soru daha şart oldu…

“Hani burası Kıbrıslıtürklerin toprağıydı ve siz anayasal düzeni düzeltip gidecektiniz?”

Bitmeyecek sorular ve tatmin etmeyecek cevaplarla, geçen günlerimizle ömrümüz biterken…

Ne irademiz, ne itibarımız ne güvencemiz kalır…

Siz başka bir ülkenin korumasında kendini güvende hisseden toplum gördünüz mü?

TC Cumhurbaşkanı geldi…

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla görüştü…

TC Başbakanı geldi…

Cumhurbaşkanı, başbakan, diğer bakanlarla görüştü…

TC Bakanı geldi…

“Orada dur” demeli…

Sonra görüşmelerden vazgeçerek, önce biz kimiz, neyiz, burada ne haklarımız var sorularına cevap aramalıyız.

Yoksa 40 yıl daha TC heyetleri ile görüşerek daha da alt seviyelere gerilemeye devam ederiz.

Ve sinirlerimiz daha da bozulur…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31