Kaç kuşaktır Kıbrıs’ta tutunmakla,göç arasında gidip geldi.

Birileri, çıkarlarına uygun olmadığı için bunun sonlanmasını ve Kıbrıs Türk Halkının önceden karar verdiği gibi “Kendi geleceğini kendisinin tayin edeceği” yolda ilerlemesini engellemektedir.

Bazıları nerede ise Rum Liderlerinin yakalarına yapışıp, “Hayır birlikte olacağız” saçmalığını sürdürmek istemektedirler.

Rum ve Yunanlı, reddettiği hâlde hâlâ bunun nedenini Türk Halkına ya da Türk Liderliğine mal ederek rahata ermeyi denemektedirler.

Buna halk deyimi ile  “Yüzünüze tükürseler yağmur yağıyor sanırsınız” denir.

Kilise savaş ilân eder,EOKA adının önündeki harfleri değiştirir,başa geçen Rum Liderler Makarios’un yolunda ilerleyeceklerini saklamayıp ilân ederler ama Kıbrıs Türk Halkının karşısına geçenler bunları görmezden gelerek “Hayali Ortaklığın” tellâllığına soyunurlar.

Hatta geçmişte Türk halkına karşı Rum Liderliğinin yürüttüğü kampanyaları yok sayarlar.

Tarihi, 20 Temmuz 1974’den başlatan Rumun ekmeğine yağ sürerler.1974 öncesi yok;1963 yok;15 Temmuz 1974 yok…

Birileri Kıbrıs Türk Halkını hep alarmda kalarak “Ha bugün, ha yarın ortaklık kurulacak” masalı ile uyutmaktadır.

Zaman zaman Anavatan Türkiye’de iktidara gelenler de Türkiye’nin dış politikasına bağlı olarak, bu masala inanır görünmekte ve de buna uygun politikalar izlemektedirler.

Bundan hep zarar gören Türkiye ve  Kıbrıs Türk Halkı oldu.Şimdi de aynı noktadayız.

Bunun istisnası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son Kıbrıs ziyaretinde açıkladığı ve uygulanmasını beklediğimiz yeni Kıbrıs Politikasıdır.

Rum ve Yunanlı 1963’de silâh zoruyla ele geçirdiği “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni” Rum Cumhuriyetine dönüştürdü ve tepe tepe kullandı.

Bugün Türkiye’ye gülücükler dağıtan ABD,İngiltere, Almanya,Fransa  ve kuşkusuz Rusya,Kıbrıs’ta temsilciliklerinin tümünü Rum kesimine taşıyarak, Türk Halkını oraya gitmeye zorlamaktadırlar.

Bununla Rumun Kimlik Kartını,Rumun Pasaportunu almak durumunda bırakıldık.

Sonuçta ortaya “Kıbrıs(Rum)Cumhuiyeti” kaldı.

İşte yıllardan beri sürdürülmesi için her taraftan baskı yapılan “Kıbrıs Görüşmeleri”, bu iki eşitsiz taraf arasında yapılmaktadır.

Türk Halkı buna zorlanmaktadır.

Hatta Rum ve Yunanlı,dönüp güçlü ülkelerden ve BM ile AB’den  Türkiye’ye bile daha fazla baskı davet etmektedirler.

Görüşmeler bunların baskıları ile sürmekte ama yol alamamaktadır.

Sahte bir görünümle Rum ve Yunanlıya hızmet edilmektedir.

Onlar Kıbrıs  Rum Cumhuriyeti’ni salim sulara kaydırmanın peşinde iken Kıbrıs Türk halkını buna yama yapmak için baskıyı her geçen gün arttırmaktadırlar.

Ne acı ki “Türk Cephesi” de uslu çocuk politikasına yıllardan beri sırt vermiştir.

Sonuçsuz görüşmelerin yılmaz savunucusu olmanın marifet olduğu sanılmaktadır.

Ankara  da bu politikanın  gerçek ve inanılır olduğunu kabul etme hatası içindedir.

Halka verilmek istenen izlenim,oluşturulacak “Federal Kıbrıs Cumhuriyeti” AB içinde refaha erecek,artık adada kan akmayacak,enosis mezara gömülecek” şeklindedir.

Oysa AB’nin esas patronları, AB’nin Hristiyan Kulübü olduğunu saklamamakta ve 80 milyon Türk’ün AB’ye alınmayacağını saklamayıp savunmaktadırlar.

AB’nin mali ve ekonomik politikası iflâs etti.

Bunu kimse saklayamıyor.

Bırakınız ötekileri, işte Yunanistan.

Cebine para konmadan ayakta duramıyor.Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti de onun yolunda ilerlemektedir.

Hal böyle olunca “Kendi muhtaç bir dede başkalarına nasıl himmet ede” diye AB’ye sormak gerekmektedir.

***

KKTC artık gerçeklere dayalı politika izlemelidir.

Bu “Kıbrıs görüşmeleri kopmasın” diye Kıbrıs Türk Halkına zarar verilmesini önlemektir.

Sonuç alınmayacak görüşmeler sadece Rum ve Yunanlıya hızmet etmektedir.

Bunu bildiğimiz hâlde görüşmelere devam etmemiz kendi kendimizin kuyusunu kazmaktır.

Bu saçmalık artık yetmelidir.

Rum ve Yunanlının bizimle alay etmesine izin vermemeliyiz.

AB de masal olduğuna göre bu adada iki devletin yan yana yaşamasını kabullenmekten neden çekinmekteyiz?

İntihar etmekten vazgeçelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31