Yanına gittim.

Daha önce tanışmıştık ama bu sefer çıkartamayabilir diye düşündüm, kendimi tanıttım.

Tanımış gibi davrandı.

Tanımamıştı oysa.

Biraz daha anlattım.

Tanıdı.

Ayaküstü konuştuk.

Sohbet 10, bilemedin 15 dakikayı geçmedi.

-Denktaş’ı tanımıştım, dedi.

Bekledim neler anlatacak diye…

-Denktaş’a, bizim gibi siz de anlatamadınız, dedim…

-Neyi?

-Biz Ermeni meselesini anlatamadık… Siz de Rumların sizlere yaptıklarını…

Denktaş’a neler söylediklerini o anlatıyor, ben dinliyorum. …

-Bizde katliamı Ermeniler yaptılar… ama gençler meseleyi bilmediklerinden konuya duyarsız kalıyorlar.

Sizde de Rumlar çok Türk kesti… Neydi o banyo hikâyesi. Adamlar hiç acımadan doğradılar.

-Bir dakika dedim…

Yüzüme baktı. İtiraz geleceğini beklemiyordu.

Sonra destek umarken eleştiri alacağı hiç aklına gelmemişti.

-1974 Yunanistan darbesinde faşist Rumlar bizzat devrimci Kıbrıslırumları  öldürdüler…

Ondan önceki meseleleri de ya bilmiyorsunuz ya da bilerek unutturmaya çalışıyorsunuz.

-?

Bizde camilere bomba koyanlar bizdik… “Rumlar yaptı” dedik. Bazı Türkleri yine Türkler öldürdüler… “Rumlar” dedik.

Aynı şekilde Rumlar Rumları öldürerek…, Türklere attılar suçları…

Ve ne ilginçtir ki TMT de EOKA da ABD tarafından kuruldu.

Hiç şaşırmamış gibi baktı.

Canı sıkılmıştı.

-Olacak o kadar, dedi.

Ve o hırsla, kurtarılmaya layık değilmişsiniz, demeye getirdi.

-Parayı biz veriyoruz siz orada yiyorsunuz. Biz çekilsek siz orada ne yapabilirisiniz, dedi.

Asker çekilirse güvenliğimiz tehlikeye girecekmiş.

Ve bildik ne kadar besleme, asalak türü konuşma varsa sıraladı.

Ona, “Gönderdiğiniz vatandaşlarınızı çekin, neyiniz varsa alın, para mara göndermeyin, böylece Anadolu halkından kestiğiniz vergiler cebinizde kalır” dedim.

-Olur mu hiç, dedi sizi kim koruyacak?

O giderken arkasından baktım.

Türkiye’de bilim adamı deseler ilk aklıma geleceklerden birisiydi.

Kendi branşında başarılı.

Dünya çapında.

Adını yazsam tanıyacaksınız.

Fakat bizim konumuzda tam bir cahil…

İnsan her konuyu bilmek zorunda değil diye düşündüm.

Resim hocamız Ali Atakan, “Be çocuklar her şey olmaya çalışmayın. Tek bir şey olun yeter” demişti.

Konuştuğum kişi kendi branşında büyük bir şey ama Kıbrıs konusunda hiçbir şey.

Ertesi gün benimle Kıbrıs konusunu hep konuşan, konuştukça Kıbrıs’ı anlayan bir abime anlattım.

“Oğlum” dedi…

“Onun gözlüğü Türkiye senin gözlüğün Kıbrıs…

O ne kadar uğraşırsa uğraşsın senin gördüklerini göremez” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31