Eyvah ki, eyvah!.. Kızakta oturtulurken yüklü maaşları ödenen “müşavirler ordusu”na yeni hükümetle birlikte yepyeni taze kan birlikler katılıyor şimdi... Bu birliklerin katılmasından önce müşavirler ordusunun devlet bütçesine maliyeti yılda 11 milyon TL idi. Şimdi bu rakamda patlama olacak... 
   Ha, bir de görevden alınan sekreterler ve makam şoförleri ordusu vardır ki, bunun devlete maliyeti henüz hesaplanmadı. Yeni makam sahibi, selefi eski makamın bıraktığı sekreterleri ve şoförleri kesinlikle istemez ve onların yerine kendi seçtiklerini atar... O seçilenin sekreterlik ve şoförlük ömrü de, makam değişinceye kadardır. Bizim politikanın vazgeçilmez geleneğidir bu maalesef... Her hükümet tasarruf vaadiyle gelir… Ne ki, o vaadin ilk çiğnenmesi, işte bu geleneksel görev değişiklerinde yaşanır. 
   Hükümet tasarrufta samimi ise, üst kademe yöneticileri yasasında küçük bir değişiklik yaparak, yöneticilere sadece görevde oldukları süre içinde makam ödeneği verilmesini sağlayabilir.Bu gidişle Lefkoşa ve Mehmetçik belediyeleri gibi devlet de batırılacak ve memurlar maaş alamayacak!.. Bizden söylemesi…
       *       *       *
   Buradan gönüller dolusu sevgi ve saygı Dr. Hasan Bozer'e... Cumhuriyet Meclisimizin eski başkanına... Politikada vefa yoktur anladık da, Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek bir erdemdir. Onun, Cumhuriyet Meclisi’nin E kurumlarımızdan birine dönüşmesi için verdiği çabalar takdire şayandır. Bundan sadece milletvekilleri değil, Cumhuriyet Meclisine ilgi duyan herkes ve bilhassa biz gazeteciler de yararlanmaktadır. Evrakların milletvekillerine e-maille gönderilmesi onun döneminde başlatılmadı mı? Yine meclisteki disiplini sağlayacak iç tüzük değişiklerini gündeme getiren ve bu tüzük çalışmasında epeyce yol alan ve hatta milletvekillerinin disiplinsizliklerini kamuoyumuz önünde ısrarla paylaşan, en sert biçimde eleştirip teşhir eden yine o değil miydi? Politikada vefalı olmak ve hizmetleri unutmamak özlenendir… Ben değerli bir devlet adamımız olarak gördüğüm Dr. Hasan Bozer'in şu anda politikamızda bıraktığı boşluğu yadırgayanlardan ve üzülenlerdenim. Ya siz?..
       *       *       *
   Şu örtülü ödenekle donatılan yöneticilerimize birkaç söz: Şeffaf, hesap verici ve demokrat olduğunu iddia eden yöneticilerin örtülü ödeneği mi olur?...
   UBP-TKP koalisyonu döneminde, TKP genel başkanı olarak başbakan yardımcılığı yapan Mustafa Akıncı örtülü ödeneğin tümünü ve izaz-ikram kalemindeki parayı kuruşuna bile dokunmadan bütçeye iade etmişti... İşte özlemini duyduğumuz yöneticiler böyle olur... Mustafa Akıncı politikadan çekildiği halde hâlâ çok saygın ve hâlâ aranan bir isim... İşte bu tür özelliklerinden dolayı.
       *       *       *
   Başbakan Özkan Yorgancıoğlu'nun açıklamasından anlaşılan o ki, şu meşhur TOMA ille de gelecek... Ama Yorgancıoğlu hükümeti TOMA'nın halka karşı kullanılmasına kendi deyimleriyle "müsaade etmeyecek." Peki, yüksek müsaadenizle, kime karşı kullanılacak TOMA?.. Yoksa halktan sayılmayan kitlelere karşı mı?.. Ya da, TOMA’cık gelir gelmez, "kullanılamaz araç" levhasıyla polis müzesine mi kaldırılacak? Bir çözebilsek bu işin esrarını!... Bu arada geçmiş hükümetin kararını aldığı yangın helikopteri de ülkeye gelecek mi? Merak edilmeyecek gibi değildir…
   *       *       *.
   Arasta ve Asmaaltı'nın yayalaştırılmasına ilişkin Belediye ile esnaf arasındaki görüşmeler anlaşmazlıkla sonuçlandı. Hiç de sürpriz değil. Çünkü Belediye Başkanımız Kadri Fellahoğlu masaya önyargıyla oturmuştu. "Esnaf ne derse desin, yayalaştırma projesinde kararlı olduklarını" açıklamıştı. Kutlay Erk ve Cemal Bulutoğluları'nın da programındaydı bu proje. Ama bir farkla: Surlar dışına yeterli otopark açmayı ve Girne Kapısı'ndan Asmaaltı'na uzanacak bir tramvay sistemi kurmayı vaat ediyordu onlar... Fellahoğlu ise bu elzem önlemleri gündeme getirmeden soyundu yayalaştırma projesine…
       *        *       *      
   Ters bir ülkeyiz vesselâm… Kelimenin tam anlamıyla herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine... Kapkaranlık gecelerde ışıklarına hasret kaldığımız sokak lambaları, güneşe rekabet edercesine, güpegündüz yanıyor... Sonra da EL SEN, ödenmediği gerekçesiyle ışıkları hükm-ü karakuşi keser... Tasarrufa ve düzgün ödemeye bu kadar duyarlıdırlar madem ki, güpegündüz yanan ışıklarla neden ilgilenmezler?.. Anlayan varsa beri gele!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31