Güney,  gitgide sesini daha çok yükseltiyor.  Çünkü korkuyor!  Ve fark etmeye başlıyor ki korkusunun ecele faydası olmuyor. 

Sebebi hikmeti  “Tekerleğin Kuzey’den yana dönmeye başlaması.”   KKTC hem siyasi hem de ekonomik yönden ivme kazanıyor. Türkiye’nin Kuzey’i kaldırıp taşıyan elinin şimdi çok daha güçlü olduğu görülüyor.  Buna karşılık Güney bir yandan    batan Yunanistan’ın kamburuna yüklediği    olumsuzlukları,   öte yandan ekonomik açmazları ile bunalıyor!

Ve çanlar,   geçmişinden ders alıp akıl koymayanların başlarına nasıl felâketler getirdiğini hatırlatarak,  bu kez Güney için çalıyor…

RUM HEP KAYBETTİ:  Belki biz kazandığımız için değil.  Fakat 1954 EOKA hareketinden beridir öncelikle siyasi yönden hep kaybeden Rum liderliği ile sayesinde Rum halkı oldu.  Kıbrıs Cumhuriyetinden  “hayır” dediği Annan planına kadar! 

Bugünün genç kuşağı yaşamadığı için bilmeyebilir.  Eğer örgütlü Rum güçleri     Türk halkına saldırıp,  evini köyünü yakıp göçe zorlamamış olsalar,  sahip oldukları nüfus ve mülk çoğunluğu ile sosyo ekonomik güçlerini   akılcı politikalarda sürdürebilselerdi;  bugün adada belki bir Türk cemaatı olurdu ama Rum’un kulu kölesi esamesinde!   

Oysa Rum sosyo ekonomik gücü ile nüfus çoğunluğunu,  gözlerini kör eden  Türk düşmanlığı  üzerine kullandığında,  bu adadaki  “enosis”  davasını da kaybettiydi,  egemen olabilmeyi de yitirdiydi…

Ki bizim en büyük korkumuzdu:  “Ya gün gele bu Rum’un ekonomisi altında soluksuz kalıp boğulursak!”  

Ne derler ama.  Alma mazlumun ahını  çıkar zari zari!

****

RUM HEP KAYBETTİ

Şimdi de ekonomik yönden kaybetmeye başlıyor.  Nitekim artık haberlerle rakamlar  Güney ekonomisinin Türkiye hatta yavaştan yavaştan Kuzey ekonomisi ile de çakışıp içli dışlı oluşlarını ortalara koyuyor. 

En basitinden,  TC’nin AB Gümrük Birliğinde olması, Türkiye ile kaçınamayacağı ekonomik ilişkileri zorluyor.   2011 yılında sağlık malzemelerinden inşaat ve  gıda maddelerine kadar TC’den  666 bin dolarlık mal ithal ediyor. 

EKONOMİK NASİHAT: Dahası Türkiye artık Güney’e hem ekonomik hem de siyasi nasihatler çekiyor,  Hristofyas da kuzu kuzu dinlemek zorunda kalıyor.          Ntekim haberlere göre geçtiğimiz günlerde   İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş Güney Lefkoşa’yı ziyaret edip Hristofyas’la ikinci kez  görüşüyor.  Türkiye’nin KKTC’yi desteklemeye devam edeceğini söylüyor.  Ve Hristofyas’a diyor ki    “şu anda Kuzey’e oranla ekonomide güçlü olabilirsiniz..  Ancak bu böyle devam etmez.  Zamanında tedbir almazsanız risk ağırlaşır. Hazır,  güç sizdeyken harekete geçin. Çünkü artık büyümüyorsunuz”  Ve ekliyor:   “Sorunlarını çözmüş Kıbrıs’a her taraftan  yatırımcı gelir. Atılacak olan ekonomik adımlar siyasi çözümü de hızlandırır…” 

Hristofyas dinliyor.  Çünkü artık karşısında sadece kendisinin değil, dünyanın da   kulak vermeye başladığı Türkiye’nin bir Ticaret Odası  başkanı vardır…

Tekerlek Türkiye’den yana dönüyor! 

****

KKTC İSE KAYNIYOR

Grevlerin biri bitmeden öteki başlıyor!  Karpaz’dan Güzelyurt’a kadar  “battık”  feryatlarından  başka hiçbir ses duyulmuyor!  Hristofyas’ın çözümü yokuşa sürmesine karşılık sistematik şekilde Eroğlu dolayısıyle Türk tarafı suçlanıyor!   Talat bile  çözümü savsaklayan Rum liderliğidir demiş olmasına karşın şürekâsı laf dinlemiyor,  ayni minval  Rum içeri Türkiye dışarı diyor! 

Artık açık kalp ameliyatlarının bile yapılacağı KKTC,  Rum’a elektrik satan KKTC,  yakında Türkiye’den akacak su ile suya da doyacak KKTC,  yolları,  villaları dillere destan KKTC,    Türkiyedekilerin rüyalarında görseler hayra yormayacakları maaşlara sahip KKTC,   her gün,  her gün   artık yaşanamaz  ülke olarak lanse ediliyor!       Fuhuşun, esrarın,  cinayetlerin,  hırsızlıkların,  tecavüzlerin,   kumar ve kumarcıların  barındırılıp yaşatıldığı bir memleket olarak tanıtılıyor! 

VE KURTULUŞ ÇARESİ ŞÖYLE FORMÜLE EDİLİYOR: “Sorunlar ancak Güney’le birleşik Kıbrıs oluşturulursa aşılır!”   Yanına da   Türkiye ile askerinin  Kuzeyden atılması  önerileri  konuyor!

Kısaca Kıbrıs Türk halkı  bırakın sahip olduğu devlet gücünü kullanmayı,  kabul etmeyi bile  barışa,  çözüme vurulacak darbe olarak yorumluyor!  Ve dünyada Devlet olmayı istemeyen tek halk olarak şampiyon oluyor.  Bravo şampiyonlara!

****

VATAN MİLLET AŞKI

SORMALI:   Halklar  “vatanları” ile mi yoksa “milliyetleri”  ile mi Devlettirler? 

Birisi İnsanların bağımsız ve egemeni  oldukları sınırları çizilmiş topraklarıdır. O topraklara  aidiyetlerini çakarak  var olurlar. Diğeri  “millet” yahut  “ulus”   kavramına  anlam veren dil ve kültür birlikteliğidir. İnsanlar birbirleri ile   bütünleşirlerken tarihleri ve bayrakları ile gurur duyarlar…    

İşte bu  “Vatan ile millet” yan yana geldiler mi   “devlet”  olunur! 

Şimdi düşünün bakalım:  “Kıbrıslılık”  üzerine laflar döktürürken hangi vatanla hangi  milleti koyacaksınız yan yana?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31