Maliye Bakanı Ersin Tatar, fonlarda ve KDV oranlarında yapılan indirimin marketlerdeki fiyatlara da yansıdığını, Rum tarafında gıda ürünlerinde yüzde 5 KDV uygulamasının başlamasıyla Türk tarafındaki fiyatların daha da ucuzladığını söyledi geçenlerde.

Tatar ayrıca, "Önemli olan; kendi çarşımıza, kendi marketlerimize, kendi iş adamlarımıza sahip çıkmaktır" diyerek, vatandaşlara kendi ülkelerinden alışveriş yapmamalarını salık verdi.

Maliye Bakanı'nın söylediği bütünüyle doğru, bütünüyle yanlış değil, yani Güney tamamen pahalı, Kuzey tamamen ucuz değil. Orada ucuz olan şeyler var, burada ucuz olan şeyler var. Ancak Bakana yüzde 100 katıldığım bir nokta var ki, o da KKTC halkının ülkesinden alışveriş etme zorunluluğudur. (O zorunluluk olarak söylemedi, kelime bana ait)

Dünyayı kasıp kavuran ekonomik krizi göz ardı ederek, ülkedeki sıkıntıyı bütünüyle hükümetin beceriksizliğine bağlayanlar, Rum'a vereceği her kuruşun ülkenin ekonomisine vurulmuş bir darbe olduğunu öğrenmeli artık. Ve bu darbenin şiddetini...

Hatırlatalım, Fileleftheros gazetesi Kıbrıslı Türklerin 2010 yılında Rum tarafında kredi kartı kullanımıyla 18 milyon 600 bin, Kıbrıslı Rumların ise 7.1 milyon Euro'luk harcama yaptıklarını yazmıştı geçenlerde. Habere göre Türkler bu harcamaların 4 milyon 100 bin Euro'sunu süper marketlerde, 3 milyon 300 bin Euro'sunu konfeksiyon mağazalarında, 1 milyon 300 bin Euro'su da ev eşyaları alımında gerçekleştirmiş.

Ayrıntılara geçelim;

Rumlar bizimkinden aşağı yukarı 11 milyon Euro daha düşük harcama yapmışlar! Ve bu harcamanın hepsi KKTC'de yapılmamış üstelik. 7.1 milyon Euro'luk harcamanın büyük bir kısmı Antalya'da gerçekleştirilmiş. Bu harcamaların 1 milyon 800 Euro'su eğlence amaçlı, 1 milyon 300 bin Euro'su uçak şirketleri için ve 1 milyon 800 bin Euro'su da otellerde kalmak için yapılmış.

Verilerden açıkça görüleceği gibi Kıbrıslı Türkler tüm harcamayı yiyecek, giyecek ve ev eşyasına yapmışlar. 18 milyon 600 bin Euroluk harcamanın tamamını!

Üstelik tek adrese...Yunanistan'a veya diğer Yunan adalarına değil, sadece ve sadece Güney Kıbrıs'a!

Kimse kusura bakmasın ama bunu cehalet olarak adlandırmak durumundayım. Ekonominin tüm ülkelerde grak grak ettiği bir dönemde, verilen rakamlar insanın içini acıtıyor, canını sıkıyor.

Tamam; bazı ürünleri oradan üç kuruşa aldın ancak ülkedeki ekonomik krizin faturasının sana dolaylı olarak kesileceğini bilmiyor musun? Belki harçtan, belki vergiden, belki faturalarından... Ama illaki kesilecek...

Sözün özü, insan, doğası gereği çıkar peşinde koşmaya yatkın bir mahluk. Çıkarlar insanoğlunun mutabakat ettiği alanları genişletiyor. Hepimiz ucuz ve kaliteli olanı tercih ediyoruz. Lakin, kimi zamanlar da var ki, insanlar "kırk katır mı, kırk satır mı" arasında sıkışıp kalıyor.

İşte o zamanlarda en makul ve mantıklı çarelerin devreye girmesi gerekiyor. Uzun vadede en az zarar verenin tercih edilmesi... Üç kuruş fazla versek de, bunun bir şekilde ekonomimize, dolayısıyla bize yansıyacağı bilinmeli. Bu izan ışığında, en azından bir süre Güneyden alışverişler kesilmeli, kesilemiyorsa azaltılmalı...

Ve, o zaman bu zaman...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31