Dağına taşına iyice baktınız mı memleketin?

Havasını koklayıp, denizine girdiniz mi?

Veya sahilindeki hırçın kayaların üzerinde durup, balığın kokusunu yaşadınız mı?

Çektiniz mi içinize tozunu, toprağını?

Ve bir sürü şey daha…

Baflılar toplantısı Kıbrıs’a gelmem için bir bahaneydi diğer tüm bahaneler gibi.

Gelmek için her fırsatı değerlendiririm.

Bakmam havanın durumuna…

Kar da olsa, Temmuzun sıcağı da, fark etmez…

Bir şekilde Mesarya ovasından geçmek için koşarım oraya.

Beşparmaklara çıkmak, Trodos’una selam vermek…

Omorfo’ya, Lefke’ye ve Limnidi’ye uğramak…

Leftigo kebabı yanında bir bodiri Anglia içmek veya pide içinde şeftali kebabı yemek…

Hele Aynikola yolundaki şarap imalathanesinde durup, birkaç bardak memleket şarabı içmek…

Daha bir sürü sayılacaklar için koşarım oraya.

Ve Kıbrıs’a gitmenin en zor yanını dün yaşadım.

Arkadaşları orada bırakıp döndüm…

Bazen düşünürüm, neden böyle oldu diye.

Baf’ta iken tahsile gelen arkadaşlar benim gibi değillerdi.

Onlar da çok özlüyorlardı yerlerini ama gelemiyorlardı.

Çarpışmalardı belki sebep.

Belki de sıradan engeller.

Her fırsatta gelenleri pek görmezdim.

Yazdan yaza, bazen yazdan yaza bile gelmeyenler oluyordu.

O dönemde tek havaalanı vardı, birkaç da liman.

Uçak seferleri bugünkü kadar değildi.

Günübirlik gitmek, dönmek zordu.

Pahalıydı da.

Diyelim birkaç günlüğüne geldiniz, Lefkoşa’dan Baf’a ulaşmak ve tekrar havaalanına dönmek de meseleydi.

Git git bitmezdi.

Otoyol değil yollar.

Köfünye’yi düşünün mesela.

İlle orada mola verilirdi.

Yorulurdu yolcular da şoför de.

Çay molası değildi ama yemek ve bir nefes molasıydı Köfünye.

Sanki binlerce kilometre gidiliyordu.

Ki öyle geliyordu bizlere.

Haliyle gelmeler, gitmeler zordu…

Ve yurtdışına gidenler pek gelemezlerdi geriye.

Londra’dakileri düşündüm, bir daha ne zaman görüşecektik kim bilir.

Hasret tavana vuruyordu bir sonraki buluşmaya kadar.

Bir ara Baf’a feribot koymuşlardı.

Hangi tarihteydi hiç hatırlamadım.

Bu yazıyı yazarken geldi.

Babamın, “Onunla Türkiye’ye gideriz” dediği geldi aklıma.

Daha sonra ne oldu bilmem.

Her fırsatta geldiğim Kıbrıs’tan dün dönerken, tarlalardaki çok sayıda “sahibinden satılık” tabela dikkatimi çekti.

Çoğunda Türk arazisi yazıyordu.

Baflılara, Leymosunlulara, Larnakalılara kısaca güneyden kuzeye göç edenlere yapılan bu haksızlığı yol boyunca düşündüm.

Siz de düşünün.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31