Festivaller mevsimi açıldı, vatana ve millete hayırlı olsun.

Güzelyurt Portakal Festivali belki de bu ülkenin en esik ve köklü festivalidir.

Narenciye bahçelerinin 100 bin dönümden 50 binlere kadar düştüğü bir kentte neyin festivalidir yapılan apayrı bir konu ama festival açılışında kurdele başındakileri sanırız hepimiz basından görmüşsünüzdür.

Üretim dibe vursa da bölgede yaşayan insanların kaynaşması açısından hiçbir festivale itirazımız olamaz…

En azından yıllardır birbirini görmeyenlere yarar bu festivaller.

Hatta bölge esnafının işleri hareketlenir biraz olsun soluk alırlar, ta ki tezgahlarını bir başka festival alanına taşıyıncaya kadar.

Konu Güzelyurt, Bostancı, Lefke olunca son günlerde iyice daralan yüreğimiz bir o kadar daha daralır.

Hele de festivalden festivale oralarda siyasetçileri görünce, kan beynimize sıçrar!

Bir de objektiflere sanki de bölgeyi kurtarmış gibi kahramanca gülerek bakarlar ya, bölge halkının siyasiler hakkındaki düşünenleri burada yazmamız ahlaki değerlerimizle ters düşer.

Kurdele kesmek için bölgeye üşüşen siyasiler, halkın içine girerler, sırtlarını sıvazlarlar ve yine vaatlerini yaparak, bir dahaki kurdele kesimine kadar bölgeye uğramazlar.

Oysa gelmiş geçmiş tüm hükümetler, nedendir bilinmez itilmiş ve kakılmış olan bu bölgeleri iktidara gelince kalkınmada öncelikli bölge ilan ederler, basın ve bürokrat ordusu ile toplantılar düzenler ama sonuçta hepsi fiyaskoyla sonuçlanır.

Bölgede halen biri bakan olmak üzere toplam 6 milletvekili var…

Elbette bunlar sabah evlerinden çıkınca ilk olarak bulundukları bölgeye yakın kahvehanelere gider halkın arasına karışırlar ama sırt sıvazlamak ve boş vaatlerle insanların karnını doyuramadıklarının bilincindedirler.

Vatandaş ufak bir umut ışığı olarak görse de ‘sayın bakanım’ ya da ‘sayın vekilim’ diye başlar sözüne ve başta istihdam ve kredi olmak üzere isteklerini sıralar, bu gelenek hiç değişmez.

Değişmeyen bir başka gelenek de, siyasilerin halkın gözünün içine baka baka yalanlarını sürdürmeleridir…

Aslında her iki taraf da bir tiyatro oyununun parçalarıdır ama gelenek hiçbir zaman bozulmaz, çünkü bir umut ışığı vardır insanların yüreğinde.

Şimdi sözümüz önce hükümete sonra muhalefete;

Ne kadar farkındasınız bilmeyiz ama sadece güneye kayan ekonomi değil, insanların kendisi.

Ne zaman aylardır göremediğimiz birisini görsek, hemen hepsinin artık geleceğini güneyde aradığını ve bunun için aileleriyle birlikte güneye göçtüğünü duyunca içimiz parçalanır, yüreğimiz dağlanır.

Siz bilir misiniz ki, kepenk indiren esnafın neredeyse yarısı şimdi ya Güney’de Lefkoşa’da, Larnaka’da ya da Limasol’da yaşamaktadır ve çocukları da oralarda okumaktadır?

Gidenlerden kimi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin verdiği haklar nedeniyle gider işsizlik başvurusunda bulunur ve aylık 1.200 Euro işsizlik ödeneği alır, kimi de ufaktan da olsa orada esnaflık yapmaya başlar.

Yine aylardan beridir görmediğim bir dostum anlattı, KTHY eski çalışanlarından 6 kişi ailesini de almış yanına ve Larnaka’ya göçmüşler…

Hem de bir daha geri dönmemecesine!

Olaya bakar mısınız Allah için;

Bizimkiler burada pişmiş kelle gibi gülerek kurdele keserken, bizim insanımız geleceğini yıllardır ‘düşman’ bildiğimiz güneyde arıyor.

Dahası da var;

Bizim siyasiler sadece boş vaatlerle halkını kandırırken, Rum siyasiler bu düzenden öyle güzel yararlanıyor ki, Kıbrıslı Türkler için apartmanlar ve siteler dikmeye başlamışlar.

100 bin Euroluk dairelerin 20 bin Euro’sunu Rum hükümeti üstleniyor, kalan 80 bin Euro’luk kısmını da 50 seneliğine taksitlere bölüyor ve kira öder gibi bizim insanımızı ev sahibi yapıyor.

Şimdi sözümüz kurdele keserek icraat yaptıklarını zannedenlere;

Kestiğiniz her kurdele, siyasi bir şovdan başka bir işe yaramıyor.

Siz kurdele keserken, Rum bunu iyi değerlendiriyor, benim ülkemin insanına ya işsizlik parası bağlıyor, ya iş kurması için kredi imkanı sağlıyor ya da ev sahibi yapmak için devletin tüm imkanlarını seferber ediyor.

İnanırsınız ya da inanmazsanız, şu anda güneyde binlerce Kıbrıslı Türk aile var…

Sizlerin sayesinde ülkelerinden ümitlerini kesmişler, belki de silah sıktıkları Rum’a muhtaç bir durumda, şimdi onlardan medet umuyorlar…

Kıbrıs Türkünü bu durumlara düşürdüğünüz için kendinizle ne kadar övünseniz azdır!

      

 

 

 MESAJ KUTUSU

 

Sayın Halil İbrahim AKÇA, Güzelyurt ve çevresindeki bahçelerde çok sayıda TC uyruklu işçi hiçbir sosyal hakkı olmadan kötü şartlarda yaşıyor ve barınıyorlar. Birçoğunun memleketine sakat gittiği bu insanlarımız elinizi oralara uzatmanızı bekliyor.

Sayın İrsen KÜÇÜK, bazı basın kuruluşları istekleri yerine getirilmeyince sizi topa tutma kararı almışlar ve bunu da ilk atışları yapılmış. Gazanız mübarek olsun diyoruz, ha keşke daha önceden söz vermeseydiniz.

Sayın Zorlu TÖRE, hafta sonu Lefke’de Şeyh Nazım Kıbrısi’yi ziyaret ettiğiniz ve elini öpüp hayır duası aldığınızı öğrendik. Oğlunuzun okulunu birinci olarak bitirmesi nedeniyle bu ziyareti gerçekleştirdiğiniz iddia ediliyor doğur mu?

Sayın Ersan SANER, geçen hafta 6 KTHY eski çalışanı pılıyı pırtıyı toplayıp Larnaka’ya göç etti ve bir daha da dönmeyi düşünmüyorlar. Dün biri mesaj göndermiş, vicdanınız rahat mı diye soruyor…

Sayın Ahmet KAŞİF, Dr.Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde üst düzey yönetim arasında büyük bir huzursuzluk olduğunu biliyor muydunuz? Hastanede de siyasi nedenlerden dolayı bu tür olaylar yaşanırsa bu ülke sizce nerelere gidiyor?

Sayın Özay ÖYKÜN, Erenköy yolu sipahi kavşağındaki cadde çeşitli tuzaklarla doluymuş. Sizi arayanlara benim işim değil diyormuşsunuz ama en azından ilgili yerlere bildirmenizde yarar var. Allah korusun burada ölümlü bir kaza olursa bunun hesabını kim verir sonra?

Sayın Mustafa ÇOBANOĞLU, Gümrük Dairesi çalışanlarından bir grup arkadaş aradı, sorunları ile daha yakından ilgilenmenizi istiyorlar. Çalışanlar müdürleri vezir de yapar rezil de bilirsiniz değil mi?

Sayın Sümer AYGIN, hadi kirli suların denize boşaltılmasının önüne geçemediniz bari insanların orada denize girmesinin önüne geçin de sağlın hastalıklar paniği yaşanmasın. Hoş tek bir zabıta ile nereye koşturacaksınız değil mi?

Sayın Mustafa TOLGA, emekliden haksız yere kesilen vergilerin geriye ödenmesi için girişim başlatmanız isteniyor. Bu iş soğumadan, hükümet paranın üstüne yatmadan elinizi çabuk tutmanız yönünde mesajlarınız geliyor.

Sayın Ersin TATAR, hiçbir zaman kravatı çıkarmayan siz nasıl olur da konuk bakan gelince çıkardınız aklımız almış değil. Vatandaş da meraklı ya bunun nedenini öğrenmek istiyor. Başka işleri güçleri kalmadı mı ne?

Sayın Murat YILMAZ, Türker Vural giderken davul zurna şovunuzun meyvelerini topladığınız gözlemleniyor. Ancak mesai arkadaşlarınız size karşı fena halde diş biliyorlar haberiniz olsun.

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, sizin için kapı kapı gezip oy toplayan Ali Zeybekoğlu adlı vatandaşa bir türlü randevu vermemişsiniz. Biz sizi vefalı biri olarak tanırdık yoksa yanıldık mı?

Sayın Şahap AŞIKOĞLU, öncülüğünü yaptığınız OTEM’in kuruluş çalışmaları nasıl gidiyor? Bu konuda biraz gecikme yaşanmadı mı? Otel işletmeleri ara elaman konusunda büyük sıkıntılar yaşıyor.

Sayın Yaşar ERSOY, hafta sonunu ailecek cümbür cemaat Koca Reis’de geçirmiş, bol bol da denize girmişsiniz. Ancak güneş altında soğuk bira içmek her zaman işe yaramayabilir, aman dikkat…

Sayın Özel KADIOĞLU, yorucu bir çalışma sezonu sonrasında nihayet yıllık izninize çıktığınız görülüyor. Ancak şehir içinde kalınca belediyede işi olanların işleriyle uğraşarak tatil güme gidiyormuş. Artık deniz kenarından bir villa kaldırmanın zamanı gelmedi mi?

Sayın Mehmet SAYDAM, konuk olduğunuz kanalın sahibi bakan olunca programdan sonra epey fırçalandığınız söyleniyor. İnsan hiçbir bakanın olduğu kanalda ilgili bakanı eleştirir mi canım?

Sayın Erhan BAŞAY, Salomanje’nin yeni menüsünü bir sır gibi saklıyormuşsunuz. Bu arada ceviz macunlu dondurmanın tadı yiyenlerin damağında kalıyormuş. İyi akıl etmişsiniz doğrusu…

Sayın Şener ELCİL, güçlü bir halk hareketi için perde gerisinde yoğun çalışmalar yaptığınız ihbarları geliyor. Şu işi sonbahara bıraksanız da vatandaş ağız tadıyla bir tatil yapsa diyoruz.

Sayın Yalçın VEHİT, siz de denize öğlen sıcağında değil de akşam serinliğinde girerek bu konuda tecrübeli olduğunuzu kanıtlıyorsunuz. Üstüne de iki kadeh buzlu rakının keyfine doyum olmaz değil mi?

Sayın Eşref ÜNLÜSOYER, müdürlüğünüz hayırlı ve uğurlu olsun. İlk iş olarak düğün salonlarının ses desibellerini ölçtürerek yüksek sesten rahatsız olan vatandaşları rahatlatabilirsiniz. Özellikle Lefkoşa’daki düğün salonları artık bu işi epey abarttılar.  

  

 

 

Günün Fıkrası

 

Genetik yarışması

 

Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik profesörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış. İlk Fransız profesörün çalışmasının başına gelmişler. Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş. Fransız profesör başlamış anlatmaya:

- "Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim. Ortaya çıkan mahlukatın eti kırmızı et kadar lezzetli, beyaz et kadar sağlıklı oldu", demiş.
Ardından diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar. Sıra gelmiş Türkiye'den bizim Laz profesöre. Jüri başkanı:
- "Sizin çalışmanız nedir?", diye sormuş. Laz profesör anlatmış:
- "Ben" demiş, "karpuz genleri ile hamam böceği genlerini birleştirdim!"
Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan Laz profesöre:
- "Bu çalışma ne işe yarar?", diye sormuş. Laz profesör:
- "Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyorsunuz, çekirdekleri kaçışıyor!"

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31