Dün duyduğum en önemli haber, İsrail’de bir Rum heyetinin yaptığı açıklama idi…

“ Çözüm bağlamında ele alınırsa, deniz dibindeki hidrokarbonu, dünyaya Türkiye üzerinden ihraç etmek, mükündür.” Anlamına gelebilecek olan sözkonusu açıklamayı, biz uzun zamandır dile getiriyoruz! Türk dış politikasının son zamanlardaki ekseni de bu…

Dün gelen haberlerden bir başkası, sanki de yukarıdakini teyit eder gibiydi: Financial Times’a göre, “Türkiye ile İsrail, Doğu Akdeniz tabanında, birlikte birşeyler pişiriyorlar…” Bunlar yetmezmiş gibi, Reuters de güneyde iflas tehlikesinin doruğa ulaştığını yazmaz mı? Dünkü haberler bununla da kalmıyor, yeni bir dalgası açıklanan Wikiliks belgelerine göre, 1974’te olup bitenden 3 gün önce, Türkiye ile ABD, meselenin aslı konusunda anlaşmışlar! Buyrun…

Dış politika, bir duygu, akrabalık, soy sop ilişkisi değildir! Çıkarların uyuşması sorunudur. Ve bu çıkarlar da sonsuza kadar donmuş bir bişimde kalmazlar! Döneme göre çıkarlar denilen kavram da dinamik olarak değişir! Bu bakımdan tarihin en kanlı bıçaklı iki devleti, Almanya ile Fransa, bugün içli dışlı, sarımsak başlıdırlar. Dolayısıyla, dış politikada ne ezeli ve ebedi düşman; ne de dost vardır.

1974 sonrasında güney Kıbrıs’ta oluşan refah düzeyini, neyin sağladığı şimdi çok daha iyi anlaşılıyor! Turizm falan değil, para ticareti yapmaktı meğer işin püf noktası! Kendi üretim seviyenizin sekiz kat üstünde, parayı kontrol edebilirsiniz ama bir süre… Sonra saatli bomba gibi kucağınızda patlar! Nitekim patladı… Bir habere göre Rum yönetiminin ay başında 160 milyon euro maaş ödemesi zorunluluğu varmış ama ellerinde sadece 85 milyon euro, nakit bulunmaktaymış! Devlet ödemelerini yapamadığı an, ekonomi iflas eder… Bu, bankaların iflasına da benzemez…

Ama “kurban olduğum allah” bir kapıyı kaparken, ötekini açarmış, derler… Rastlantıya bakın ki Annan Planı öncesinde, bizim bankaları batıran yüce güç; hidrokarbon yatakları gündeme gelince, Rumlar’ın da bu fakr-ü zaruret içine düşmelerine “engel olamadı”! 1821’den beri Türkler leyhine bir tek kelâm etmemeye yeminli olan kilisenin başı bile, “ çıkarlarımıza uyarsa, doğal gaz Türkiye üzerinden geçebilir” diye, demeç de verdi; seçim öncesi… Rastlantıya bakın! Ne büyük tesadüfler bunlar? Vallahi insanın inancı artıyor!

Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon yatakları sorunu gündeme geldiğinde, “Bu ya savaşa neden olur, ya da barışa” demiş olanlar, galiba haklı çıkıyor… Sorunu çıkarına olduğu müddetçe engelleyen ana güç de sanırım şimdi artık bölünmüşlüğe tahammül edememe noktasındadır. Zaman da değişti, mekân da insanlar da…

Kavga çıkaracağını sandığımız mesele, galiba çözüm getirecek…

O su hattı, denizin dibinden nereye kadar geldi acaba? Kaç mil kaldı Girne’ye? Tek hat mıdır? Emin misiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31