Ne geldiyse başımıza  bu “shock moment” lerden geldi, deyip dünkü yazımı bitirmiştim.

Bu deyimi ilk defa duyunca  şaşırmış ama, “Bu uğurda camiyi biz yıktık” diyen Sabri Yirmibeşoğlu  aklıma gelince anlamıştım.

Demek ki iki toplumu düşman yapabilmek adına her yol, mübahmış.

Biz o yolları çok yaşamışız meğer.

Ve çarşıda pazarda gördüğümüz herkes o yolculardan  olabilirdi.

Masum gibi görünen yolcular belki de filmlerde  bile korktuğumuz olayların benzerlerini bir gece önce yapmış olabilirlerdi.

Hani insan olay anında tehlikenin farkında olamayabilir ama  tıpkı soğuyan yaranın acıması gibi zaman geçince olayın vahametinin farkına varıp ürperebilir.

Gazeteler şimdi olduğu gibi tek taraflıymış o dönem de…

Şimdi anlıyoruz.

Gerek Türklere gerekse Rumlara, karşı tarafın yaptıkları en ince ayrıntısına kadar anlatılırken kendi yaptıklarını es geçiyorlardı.

Ve halk hep kendi tarafını mağdur, karşı tarafı cani bildi.

Bunları yaşadık.

Eskileri konuştuğum, “Be Rehik dediğim” arkadaşım, 1974 savaşı öncesinde yaşanan (bugünkü aklımızla) çok basit bir olayın ne boyutlara taşındığını anlattı.

Savaşın hemen öncesinde iki halk arasında aman aman  düşmanlık yoktu.

Geçişler serbestti,alışveriş, en eskisi gibi olmasa da iyi düzeydeydi.

Lisede okuyan bir grup genç Baflı Türk, sanırım Rum bölgesinde yaşayıp Rum gençlerin takımında oynayan başka bir Baflı Türk’le irtibata geçip Rum bölgesinde maç yapmaya karar vermişler.

Bu maç ne resmiydi ne de bir puanlama vardı.

Sadece mahalle maçının futbol sahasında oynanmış şekliydi.

İçlerinde değişik duygular taşımayan bu çocuklar beyaz T-Shirtlerine birer ay yıldız çizerek dikkat çekmesin “toplu olarak” nereye denilmesin diye ikili üçlü olarak o tarafa geçtiler.

Ve maç başladı.

Hem sahanın boyutlarının daha büyük olması, hem de çekingenlikleri yüzünden daha ilk dakikalarda Türk gençlerinin takımı 2-0 (1.golü Rum takımındaki Türk attı) geriye düştü.

İlk devre bitmeden maç 2-1 olmuş ve 5000 kişilik saha dolmaya başlamış.

Seyirciler karşılarında ay-yıldızlı formalı takımı görünce şaşırmışlar ama güzel hareketlerini de alkışlamışlar.

Meğer o gün UEFA’ya bağlı olan Rum takımlarının o sahada kupa maçları varmış.

Haliyle maç için gelen gazeteciler olayı fotoğraflayıp ertesi günkü gazetelerine, “Büyükler başaramamışlar ama Kıbrıslıgençler bu işi başararak birleştiler ve “HAÇ ile HİLAL Kucaklaştı” diye yazmışlar.

Gençlerin tüm gizlemelerine rağmen basından dolayı Türk tarafı teyakkuza geçmiş.

Bu nasıl olabilirdi?

Bu vatan hainliğiydi.

Bu bağışlanamazdı.

Ve soruşturmalar suçlamalar günlerce devam etmiş.

Soruşturma  heyetinde mantıklılar olmasaydı sonuç ne olurdu bilmiyorum.

Olay bir müddet sonra unutuldu ve tarihe karıştı.

Hem oyuncuların hem soruşturmacıların isimlerini yazmadım.

Olaylar senaryo değil.

Olaylar yaşandı ve gördüğünüz gibi bitmedi ,devam etmektedir.

Ne yazık ki bu kafa yapısı ile de devam edecek.

***

-Be ama, ”Remziye’yi kim öldürdü?”

-Sakın yazma ha, yoksa…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31