“Eylem yapmak” kimin işi diye sorsalar, hiç düşünmeden Kıbrıslıtürkler’indir derim…

Birisi çıkıp “hade eylem var” derken den, hazırda bekleyenler düşüyor yollara…

Nedenini bile sorma ihtiyacı duymuyorlar. Sosyal paylaşım ağından günlerce örgütlenip eylem gününü bekliyorlar.

Ayrıca her eylemi de beğenmiyorlar, daha çok; kadına şiddet, çocuk istismarı, doğa ve çevre sorunları onlar için öncelik taşıyor…

Doğru adreste yapılan eylemler bu kişilerin ilgisini çekmiyor, daha popüler eylemlerde yer alıp, daha entel sloganlar ile yürüyorlar…

Sendikal hakları savunma ve hükümete karşı yapılan eylemleri ise siyasi partiler ile sendikalar üstlenmiş durumda…

Sivil toplum örgütleri ve renkli eylemlerin daimi katılımcılarıysa yukarda bahsettiğim öncelikli eylemlere katılıyorlar…

Bir gün de biri çıkıp, “yahu her kesim eylem yapıyor, demekki bu sorunların ortak temelini bulmamız gerekiyor” demiyor. Ya da demek işlerine gelmiyor…

Daha çok birey olarak katılımı tercih edip, eylem yerinden kendi fotoğraflarını sosyal paylaşım sitelerine servis ediyorlar.

Böyle de olunca, her gün eylem yapmak için önlerine bir sorun çıkıyor ve bunun suçlusu olarak da yönetimi görüyorlar…

Gerçekleştirdikleri eylemler sorunları çözmüyor, sadece onları o gün tatmin edercesine erteleniyor…

İlginç olan ise eylemciler bunu bile bile, ertelenince zafer kazanmış gibi seviniyorlar…

2007 yılında ortaya çıkan ve dün onun bir devamı olan çevre sorunu için, Dipkarpaz’da bir eylem gerçekleştirilmeye çalışıldı.

Eylem öncesi sosyal medya da “cami hoparlörlerinden ‘Kıbrıslıtürkleri köye sokmayınız’” anonsu yapılıyor” mesajlarını gördüğümde hemen aklıma “Sivas katliamı” geldi…

O kan dondurucu olayın görüntüleri ve onun öncesindeki yaşananlar gözümün önünden geçmeye başladı…

Dipkarpaz belediye başkanının tavrı, Sivas belediye başkanından farksızdı…

Yobazlar Madımak Otel’inin önünde toplanmadan önce, cami hoparlörlerinden anonslar yapılıp insanları provoke etmişlerdi…

O kadar bir gözleri dönmüştüki, tatilde olan okulların yurtlarını, diğer şehirlerden getirdikleri sözde öğrenciler ile doldurup vahşetin zeminini hazırlamışlardı… 

Dünde bunun bir benzerini Dipkarpaz belediye başkanı yaparak, köylüsünü oraya gelen eylemcilere karşı kışkırttı…

Nasıl olurda böyle cahilce yanlışı yapabilen bir kişi, bu ülkede belediye başkanı olabiliyor demeyiniz, çünkü bu kişi ilk seçimlerden hemen sonra sizin vekiliniz de olabilir…

Geçtiğimiz hafta yaşanılan olaylardan sonra kişilerin kendi işini hukuk ve adalet yolu ile değil, kaba kuvvet ile halletmeye başladığını görmüştük.

Dünde Dipkarpaz köylüsü kendi işini kendi halletmeye karar verdi ve eylemcilerin bazılarını darp etmeye kadar olayı üst seviyeye taşıdılar.

Artık bazı konularda Kıbrıslılar ile Türkiyeliler karşı karşıya geliyorsa, bu durumun sonu Sivas’takine benzer bir olay doğurtabilir.

Daha önce yazdığım gibi, bizim için tehlikeli olan kişiler, yeni gelmiş ve amacı sadece çalışıp para kazanmak olanlar değil, daha çok 75 ve sonrasında gelip “burası bizimdir” diyenlerdir…

Artık bu tür eylemleri parça parça yapmaktan vazgeçip, sorunun temelini sorgulayıp, birlikte hareket etmeliyiz…

Bunu yapmadığımız takdirde, sonumuz Madımak Otel’inde yaşananlardan daha da kötü olacaktır…

“Hade bir tane Karpaz var” demekten vazgeçip, “hade bir tane Kıbrıs var” değimiz gün kazanmaya daha yakın olacağız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31