Türkiye’de, bazı taşlar yerine oturuyor galiba! Hakan Şükür, milletvekili olarak katıldığı bir söyleşide, “Ben bir Arnavut’um… Bu bakımdan, Türk değilim… Ama bu toprakların ekmeğini yedim, burada yaşıyorum…” demiş! Yani, “ vatandaşlık bağı ile Türkim” demek istiyor… Bravo! Gene golü attı… Türkçü düşüncenin önde gelenlerinden Şemsettin Sami de Arnavut’turHem de Arnavutluk’ta “milli kahraman” kabul edilecek kadar! Kardeşi de Arnavut milliyetçiliğinin bayrağıdır… Paraya resmi, Tiran’a heykeli konulacak kadar… Ali Sami Yen de, İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif de ! “Hürriyet Kahramanı” Resneli Niyazi de sanırım şu ünlü Çevik Bir de… Ayıp değil ya!

Bana kalırsa, bu bakımdan cumhuriyet paradigması, görevini yapmıştır! Kendine, bir biçimde “Türk” diyen herkesi, Türk kabul etme zaten modern ulusçuluğun temelidir! Uluslar, bir etnik kimliğin gölge uzantıları değil, özgür bireylerin, politik seçimidir! Onları etnik köken birliği değil, vatandaşlık bağlarıdır birbirine bağlayan! Yoksa Mesut Özil’i, Hakan Yakın’ı, Elvan Abiligidse’yi izah edemezsiniz! Thiery Hanri veya Zeynettin Zeydan’ı (Zinedin Zedan) da…

Cumhuriyetin ilk yetmiş yılında, ulus ile etnosu birbirine karıştırmanın sonucunu, Türkiye sadece bir Kürt meselesi ile ödemiş değildir! Bunun yanında herkesin bildiği, ama kimsenin söylemeye cesaret edemediği bir başka sorunu daha, Türkiye toplumu içten içe yaşıyor! Herkes, etnik kökenini bilir! Çocuğuna da aktarır… Bazısı, evinde kendi dilini de konuşur! Toplumsal alanda, atar savurur ama hiç adını koymadan, kendi etnik dayanışmasını da yapar! Çerkez Çerkezi, Boşnak Boşnağı, Kürt Kürdü, Arnavut Arnavut’u, Lâz Lâzı v.b. bilir, tanır ve kollar… Ama kimse adını söylemez! Bölgecilik diye bir kılıf uydurup, hemşerilik gibi bir bahane yaratılıp, sosyal alanda, herkesten daha Türk geçinilir! Çandaroğlu Cengiz’e bile Türklük öğretilir! “Türkmendirler” diye sürülen bizlere de… Çünkü devlet, başka türlü yaşama şansı vermez! Bunun dile getirilmesi, “bölücülük” esasından, ananızın ağlatılmasına sebep olur!

Geçen gün okuduğum bir ankette, Türkiye’de yaşayanların sadece %54’ü “kendini Türk hissediyor” deniliyordu… Eskiden bu rakkam %63 imiş, şimdi düşüyormuş! Olacağı buydu tabii…

Etnik kökenden, vatandaşık bağına geçmek, bir ilerlemedir! Ancak başka bir sorunu da beraber getiriyor:

Ya etnik olarak Türk olup da TC vatandaşı olmayanlar nasıl tanımlanacak? Bir gazetede Asil Nadir için, “Kıbrıs asıllı Türk işadamı” deniyordu… Adam, British… Mesut Özil, “Türk asıllı Alman” oluyor da Kıbrıs’ta doğmuş, Britanya pasaportu taşıyan birisi, neden“Kıbrıs asıllı İngiliz işadamı” değil?! Kırcaali’dekiler “Türk asıllı Bulgar”; Batı Trakya “Türk asıllı Yunan”, biz de “Türk asıllı Kıbrıslı” olmuyor muyuz, şimdi? “Arnavut asıllı Türk” milletvekili olabildiğine göre…

İçerde, vatandaşık bağı, dışarda etnik köken ile Türk olunuyor! Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal… Yirminci yüzyılın herkesin kabul ettiği bir tek tanımı bulunmayan ama en çok konuşulan kavramı Ulus, tarihsel bir kategoridir! Ne ezelden beri vardı, ne de ebede kadar devam edecektir! Ama başlarken nasıl dünyaya savaşlar hediye ettiyse, sönerken de bin türlü kafa karışıklığı ve acı bırakıp, öyle gidecektir!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31