Bir arkadaş nette beni “eleştirecek” diye, şöyle bir şey yazdı: “Günün adamı olma değişir, hakikatin adamı ol!” Sanırım şu memlekette öyle bir tavrım olduğunu düşünen çok insan yoktur ama, Hakikat mutlak ve değişmez midir? Bunu dediğiniz anda, dialektik yöntemi inkâr ediyorsunuz demektir ki günümüzde sağ siyaset bile Hegel’e mal ederek onun doğruluğunu kabul eder… Yoksa Einstein’i bile inkâr etmeniz gerekir: “Gerçek, görecelidir…”

Mutlak gerçeğin, insanın dışında bir yerde durduğu ve insanın ona vakıf olmasının mümkün olduğu görüşünü ilk defa ortaya atan düşünür, Platon’dur. Platon’un gerçek hakkındaki öngörüsü, batı zihniyetinin temellerinden birini oluşturmaya, devam etmektedir. Bu öngörü daha sonra dinler tarafından da teyid edilmiştir. “Gerçek, Tanrı kelâmıdır”...

Bu düşünsel zeminde, gündelik yaşamda, okulda, mahkemede; yaşamın her alanında “gerçek olan”, “doğru olan” aranır. 19. yy’da doğal bilimler örnek alınarak toplumsal bilimler gelişirken, bu anlayışın bir ürünü olarak, doğal bilimlerde kullanılan yöntemlerin uygulanmasıyla, “gerçeğe” ulaşılabileceği varsayılmıştır.

Oysa doğal bilimlerin gerçeği bile göreceli olup, mutlak bir gerçek yoktur. Çünkü bildiğimiz “gerçek”, sadece dünyada böyledir. Uzayın başka yerlerinde bambaşka olabilir ve henüz gerçeğin o boyutu hakkında bir fikrimiz yoktur. Uzayın ve dünyanın boyutları karşılaştırıldığı zaman, suyun kaynaması gerçeğinin bizim bildiğimiz kısmının acınacak kadar küçük bir ayrıntıdan ibaret olduğunu, anlayabiliriz.

Sosyal bilimlerin gerçeği ise doğal bilimlerinkine oranla çok daha esnek, oynak, göreceli ve değişkendir.

Gerçek, henüz tanımı üzerinde bile fikir birliğine ulaşılamamış bir kavram olup son derecede göreceli ve özneldir. Dünya tarihi boyunca her düşünürün, başlıca meşgalesi de bu olmuştur: Hakikat var mıdır, varsa nedir? Dostumu kızdırmak pahasına, Marxsist felsefe’nin yaklaşımından başlayayım:

“Hakikat ile hata, kutupsal karşıtlıklar içinde devinen düşüncenin bütün belirlenimleri gibi, ancak son derecede sınırlı bir alan için mutlak bir geçerliliğe sahiptirler… (Bu) dar alan dışında uygular uygulamaz, bu karşıtlık bağlantılı ve gerçek bilimsel ifade için elverişsiz bir durum alır... Eğer onu bu alan dışında kesinkes geçerli olarak uygulamaya girişirsek, ... karşıtlığın iki kutbu, kendi terslerine dönüşürler, hakikat hata, hata da hakikat yerine geçer.”[1]

Ola ki Engels’in modası geçmiştir denir, buyurun Focault:

“ Her toplumun, hakikate ilişkin kendi politikası vardır… Hakikat, bir hakikatler rejimidir.”[2]

“Bunlar modası geçmiş Marxist ahmaklar” denilebilir, işte Liberal Popper: “En iyi kuram "zamana bağlı olarak yanlışlanabilir, çürütülebilir olan kuramdır"[3] Konumuz bakımından diyor ki üstad: “ Hakikat, zamana bağlı olarak değişir! Bunu bilmeyen teori iyi bir teori değildir.”

O da mı eski? Buyrun bir kuple post-modernizm:

“ Hakikat... özgürlük korkusudur.”[4] Keith Jenkins…

Kapak olması bakımından bir de Müslüman filozof koyalım mı buraya?

“ Değişimler ve durumdan duruma geçişler bütünüdür her şey!” Bu da İbn-i Haldun.[5]

Mutlak, değişmez bir “hakikat” yoktur… Gül’e sormadım. Google’da Cemil Meriç’in özlü sözlerinde bu anlamda bir şey bulamadım; Nitzche’nin Laforizmalar’ına da bakmadım ama bu herifler böyle der!

 

 

--------------------------------------------------------------------------------

[1] - F. Engels, Anti Duhring s. 163

[2] - zikr. Jenkins Tarihi Yeniden Düşünmek.  s.44

[3] - http://www.felsefe.gen.tr/karl_raimund_popper_bilim_felsefesi.asp

[4] - Jenkins. age s.44

[5] - İbn-i Haldun. Mukaddime.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31