Mülkiyet bu ülkede “engelli” ya da “özürlü” bir haktır...

Kişinin hakkını; mülkiyet hakkını koruması gereken yasalar vardır.

O yasaları da yapanlar bulunmaktadır.

Şimdi bir yanda “toplumlararası” bir sorun olan ve “uluslararası hukuk” seviyesinde de çözüm aranan mülkiyet sorunu aynı zamanda bizim kendi içimizde de çok ciddi bir “ganimetçi zihniyet” sakatlığının acısını çekmektedir.

Cumhuriyetçi Türk Partisi’ni bu konuda affetmek mümkün değil. Mehmet Ali Talat’ı da... İktidarları döneminde bu konunun kangrenleşmesini engelleme şansları vardı. Arada bunu da söyleyip devam edelim.

Şimdi; elbette ki yüce yargımıza müdahale edecek bir “had”de değiliz. Her ne kadar adımız “Ser – had” olsa da; bu işin “Ser”i de değiliz; “pir”i de... Amma velakin; bir “tarla”nın ipotek gösterilirken, “arsa” olamayacağını; üzerine ev yapılamayacağını; bir bankanın veya finans kurumunun da “ipotek” alırken; gözünü kapamayacağını, kapamadığını biliriz... 
Kendi içimizde hukuğumuza, adaletimize, yargımıza, yasalarımıza ne kadar güvensek de; ne kadar mükemmel olduklarına inansak da; “iç hukuğumuzun” uluslararası kabuliyeti ciddi anlamda “engelli”dir. Resmen “sakattır” demek daha doğru. Çünkü iç hukuğumuzun tükendiği noktada, “muhatab” biz değiliz, KKTC değildir. Türkiye’dir..

Bu işin “hukuk”la alakalı kısmı.

Bir de “moral” açıdan değerlendirme yapmamız gereken yanı vardır.

KKTC bir turizm ülkesidir. Bir yandan ülkeye turist getirmek için çırpınırken, öte yandan meclisimizde çok kolay değiştirilebilecek yasalarla özellikle ev sattığımız binlerce yabancı insanı mağdur etmemeliyiz.

Elbette bu insanlar hukuken hatalı – kusurlu olabilir. Ben yargıç değilim. Ama, ne kadar hatalı ve ksurulu hatta ne kadar “ard niyetli” olsalar da; bunu bizim dünyaya anlatabilme şansımız yoktur.

Diyeceğim şudur ki; birileri; çok daha geç olmadan, kazıkladığımız İngiliz vatandaşlarıyla sorunları çözmeli.. “Ban haklıyım, mahkememiz de beni haklı buldu” demeyin sakın...

Bu sorunu çözün... Çünkü; birincisi o insanlar arasında çok ciddi anlamda masumlar olduğundan herkes emindir... İkincisi; bu konu Türkiye’nin itibarını kesinlikle zedelemektedir... Üçüncüsü KKTC’nin tek şansı olan turizme önümüzdeki dönemde ciddi zarar vereceğinden eminim...

Ganimetti be arkadaşlar zaten...

Hade, Güneyden gelene verdiniz; hakkı vardı kullandı, sattı falan bir dereceye kadar açıklayabilirsiniz de yarın Türkiye’den gelenlere verdiklerinizi; onların Kulaksız faciasındaki gibi batıp ya da satıp; Türkiye’de kaybolurken, geride bıraktığı kiri nasıl örteceksiniz!

KIBRIS Gazetesi’nde geçtiğimiz gün iki İngilizle yapılan söyleiyi manşetten okudunuz. “Suç bizde” başlığını kullandı genel yayın yönetmenimiz... Evet, suç bizdedir... Haaa, bir avukat hanım aradı. Saygımız sonsuz. Konuşamadık ama not bırakmış. Demiş ki; “bu İngilizler o kadar masum değil”... Kimse masum olduklarını söylemiyor zaten. Yasalarımız, elbette belli ki müvekkillerinizden yana... Saygımız da sonsuz bu yasalara... Ama; bu işte bir iş olduğunu siz de eminim biliyorsunuz avukat hanım... Biz “haklı” kim aramıyoruz... Biz, ortadaki kirin kalkmasını istiyoruz... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31