Bu yıl geleneksel Tıp Bayramı kutlanırken kendimi sağlık tarihimizle ilgili derin araştırmalı bir çalışmanın içinde buldum. Kıbrıs Türk Tabipleri Odası’nın önerisi ve desteğiyle Kıbrıs Türk tıbbının efsaneleşen adı Dr. Kaya Bekiroğlu’nun otobiyografisine endekslendim. Dr. Bekiroğlu’nun tıp serüveninin derinliklerine inebilmek için bir ayı aşkın süredir gecemi gündüzüme katarak yakın tarihimizin bu bağlamına dair yeni bilgilere ulaşmaya çalışmaktayım. 
   Öylesine verimli bir araştırmanın içindeyim ki, sağlık tarihimiz konusunda var olan bilgimi geliştirdikçe geliştirmekteyim. Başta bizzat Dr. Kaya Bekiroğlu’nun kendisi, duayen sağlıkçılarımız ve 1963 sonrasının sağlık olaylarını yaşayanlarla, kıdemli gazeteci dostlarımla, sağlık hizmetlerimizin temelinin atılmasına ön ayak olan TMT’nin yaşlı mensuplarıyla ve hatta ilkel koşullar içinde ameliyat ve tedavi edilerek bugün hâlâ yaşamda olan sıradan yaşlı insanlarımızla yaptığım söyleşiler, hem heyecan veren ve hem de toplumsal gururumuzu okşayan kapsamlı bir belgeselin zengin hamurunu yoğurmaya başladı.
   Sonuç olarak, inanıyorum ki bu hamurun son şeklini alarak, bol fotoğraflı ve tarihsel ayrıntılı belgesel bir kitaba dönüşeceği tarih yakındır.
    *       *       * 
   İz bırakan tıp kazalarına ve sürekli toplumsal tedirginliklere neden olan oturmamış sistemi nedeniyle sağlık hizmetlerimiz eleştiri bağlamında demirbaş konumuzdur. Aslında bu konuda aşırı duyarlı olmamız çok doğaldır. Çünkü sağlık, hem bireysel, hem toplumsal ve hem de ülkesel açıdan en önemli meselemizdir. Her şeyin başı sağlıktır… Sağlıksız ortamlarda mutluluk ve istikrar yoktur. Sağlıksızlık, toplumun her sektörüne yansır, moralleri çökertir.
   Gerçek böyle olmakla birlikte sağlık konusunda 1963’ten bu yana ateşle verilen sınavlar içinde az yol kat etmedik. 1963 Kanlı Noel’inde, Akritas darbesiyle kurucu ortağı olduğumuz devletin yıkılmasından sonra, en büyük kaybımız sağlık kurumlarından yoksun duruma gelmemizdi. 
   İşte inanılmaz koşullar içinde ve hatta kurşun yağmuru altında Girne Caddesi’nde, zamanın polis merkezinin tam karşısındaki küçük bir klinik içinde organize olmaya başlayan sağlık hizmetlerimiz, küçümsenemeyecek adımlar atarak 48 yıl içinde bugünkü devletsel düzeyine ulaşmıştır. Bugün, tıp turizmi yapabilecek konumdayız. Adı “Dr. Naim Adiloğlu Kliniği” olan o mekândan birkaç sokak ötede, Abdi Çavuş Sokağı’ndaki metruk ve eski bir sigara fabrikasına taşınan sağlık hizmetlerimizin aşamadan aşamaya ulaşmasında özverili, yaratıcı ve yetenekli hekimlerimizin payı büyüktür. 
   Toplumun sağlık sorunlarının aşılabilmesi için destansı uğraşların verildiği o günlerde hekimlik ideal meslek haline gelmişti. Hangi gence ya da çocuğa meslek olarak neyi seçeceği sorulsa genellikle “doktor olacağım” yanıtı alınırdı. Bu idealizm genç hekim kuşaklarımızın yetişmesinde ve sağlık sorunlarımızı çağdaş anlayışla yüklenmelerinde tetikleyici unsur oldu.
   *        *       *
   Hekimlerimizin sayısının parmakla sayılabildiği o dönemden başlayarak Dr. Kaya Bekiroğlu’nun tıp serüvenini izlediğimde, toplumsal gururumuzu okşayan gerçeklerle karşılaşıyorum. Bu ülkede tıp bağlamında pek çok ilk, Dr. Kaya Bekiroğlu’nun kişiliğinde başarılmıştır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra ülkesine döndüğünde sömürge yönetiminin genel hastanesinin İngiliz başhekimi tarafından ancak “pratisyen hekim”liğe layık görülen ve bunu gururuna yediremeyen Dr. Bekiroğlu, İngiltere’nin en gelişmiş hastanelerinde, en ünlü cerrahlara asistanlık yaparak ülkesine geri döndüğünde, kısa sürede el üstünde tutulan bir hekime dönüşür. Çünkü cerrahide pek çok ilke attığı imzalarla büyük bir ünün sahibi olur. 
   Beyin kanamasına karşı ilk beyin ameliyatını yapan, tek seansta prostat ameliyatını başaran, ilk diyaliz makinesini çalıştıran, ilk akciğer ameliyatını yapan, olanaksız görülen tıbbi müdahaleleri başaran hep Türklerin Dr. Kaya’sı olur ve adı “ölümden adam alan doktor”a dönüşür. Rum hastalara uyguladığı başarılı tedavilerle Rumların bile efsanesi olur.
   Dr. Bekiroğlu’nun tıp serüvenini araştırırken, sağlık tarihimize dair öğrendiğim gurur verici başarılar, halkımızın içindeki inanılmaz değerlerin tıp bağlamındaki yansımasıdır. Böylesi cevherleri erdem olarak kimliğinde taşıyan halkımızın çağdaş sağlık hizmetlerini yakalayabilme şansının çok büyük olduğuna inanıyorum. Yeter ki ideal sistemi kurabilelim ve sağlık ordumuzu bu sistem içinde görevlendirebilelim. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31