... " Ben ki İstanbul fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmed bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul'un Taşlık mevkiinde kain ve malumu'l-hudud olan 136 bap dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakfı sahih eylerim. “

Bugünkü Türkçe’ye çevirmeye değer mi, artık bilmem… Fatih Sultan Mehmed’in “vasiyeti”dir bu… Kimmiş bu “çaresiz kul”? İstanbul Fatihi imiş… Neymiş? İstanbul’u fethetmiş bu adam… Ne yapıyor? 136 kapı dükkânı vakfediyor! Nasıl elde etmiş bu 136 dükkânı? Ganimet olarak mı? Kılıç hakkı ile mi? Hayır! “Alın teri ile kazandığı akçelerle satın almış”! Kim? Padişah… Nerde satın almış? Fethettiği şehirde… Neden el koymayıp da satın almış? Çünkü, o Fatih Sultan Mehemmed Han… Çünkü el koysa, herhangi bir yağmacıdan ne farkı kalırdı? Çünkü o Türk Tarihi’nin, Oğuz han’dan sonra gelen ikinci efsanesi! Ve çünkü onun bir beylikten devralıp kurduğu imparatorluğun etkisi, beş yüz yıl sonra, bugün bile sürüyor… Ve çünkü onda, adalet duygusu var… Çünkü “hayır” ancak kendi emeğinizi vakfederseniz hayırdır…

Bizim tarihimizde, farklı hanlar da vardır… Ganimet yapan, yağmalayan, katliam yapan… Kılıç hakkı ile her fethettiği yeri, şahsi malı gibi çapullayan! Timur gibi, Cengiz Han gibi… Kendi fethettiği şehirde, askere üç gün yağma izni verdikten sonra, kendine bile parasını “alın teri ile kazandığı akçelerle” ödemeden, mal sahibi olmanın yolunu kapayan Fatih Sultan Mehemmed Han gibileri de… Öncekilerin kurduğu devletler, kendi hayatları süresince; onun kurduğu ise yüzyıllarca yaşamıştır. Fark bu…

Devlet adamı mısınız? Buyurun o zaman torununun oğlu Muhteşem Süleyman’ı dinleyin! Bizim “Kanunî”, dünyanın Muhteşem dediği, kanun yapıcıyı:

"Allah'a ve Ahiret gününe inanan, güzel ve temiz olan Hazreti Peygamberi tasdik eden, Sultan, Emir, Bakan, küçük veya büyük herhangi bir kimseye, bu vakfı değiştirmek, bozmak, nakletmek, eksiltmek, başka bir hale getirmek, iptal etmek, işlemez hale getirmek, ihmal etmek ve tebdil etmek helal olmaz. Kim onun şartlarından herhangi bir şeyi veya kaidelerinden herhangi bir kaideyi bozuk bir yorum ve geçersiz bir yöntemle değiştirir, iptal eder ve değiştirilmesi için uğraşır, fesh edilmesine veya başka bir hale dönüştürülmesine kastederse, haramı üstlenmiş, günaha girmiş ve masiyetleri irtikap etmiş olur. Böylece günahkârlar alınlarından tutularak cezalandırıldıkları gün Allah onların hesabını görsün. Mâlik onların isteklisi, zebaniler denetçisi ve cehennem nasibi olsun. Zira Allah'ın hesabı hızlıdır. Kim bunu işittikten sonra, onu değiştirirse onun günahı, değiştirenler üzerindedir…" (Kanuni Sultan Süleyman. Vakfiye. Yıl 1543) Kaynak: http://www.vgm.gov.tr

“Ne Sultan, ne emir, ne bakan!”

Çocuğa padişahın namını isim diye vermek ya da Meryem’cağızı Hürrem sanarak televizyon başına kurulmak başka, Osmanlı’nın neden büyük olduğunu anlamak, sindirmek başka…

“ Biz öyle uygun gördük!” Yok yahu… Siz kimsiniz efendi hazretleri?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31