“Boşuna zaman harcadık.”   Ve bakın  2004’lerden beridir rutin aralıklarla sürdürülen müzakereler nedeniyle neler kaybettik:

BİR:  Zamanı ve takvimi olmayan süreçte yıllarca  “anlaştılar-anlaşamadılar”  tahminleriyle,  umutlarla umutsuzluklar ikileminde heyamola çekerken pasif ve dondurulmuş  duruma düştük…

İKİ:   Çözümsüzlükle geçen uzun süreyi iyi kullanan Rum tarafına  kaybedeceği bir şeyi olmadığından tüm politik çabasını  tamamen Kuzey’deki Türk halkının kaybetmesi üzerinde kurgulama fırsatı verdik! 

ÜÇ:   “Türk tarafı ne kadar zayıflar ve çaresizliğe düşerse biz o kadar çok kazanırız”   taktiğini kullanan Güney Rum liderliğine,  bu amacını gerçekleştirmek için KKTC bünyesinin içini boşaltacak bir kısım     ajan provokatörle”  işbirliği yaratma fırsatı verdik…

DÖRT:  Kendi bünyesinde Kıbrıs siyasi sorununu ulusal dava yapan Güney Rum’u “Ulusal Konsey”ler oluştururken;  biz Devletini inkâr eden,  Devletinden soğuyan,  Türkiye’nin dışlanması için  provoke olanların  uğraşları sonucunda   KKTC’de iç barışı dinamitleyecek  kavga ortamları yarattık…

BEŞ:  Geçen süreç içerisinde Annan planına hayır dediği halde AB’ye üye olarak alınmışlığını Türkiye’nin AB karşısındaki üyelik sürecini olumsuz şekilde etkilemek için kullanan Rum tarafı,  Kuzey’i Federal çözüm lafları ile bağlayıp uyutmak için KKTC’de dürüttüğümüz    siyasi görüş ayrılıkçılarından yararlanmıştır!   El an bu Rum politikası devam etmekte,  “üzücü”  olmasına ve  “maalesef”  denmesine karşılık desteğini de bizzat Kuzey’deki sempatizanlarından  almaktadır…

KISACA:  Eğer Rum ve AB karşısında güçlü bir Türkiye olmasaydı,  o güç KKTC’nin var oluşunu sürdürmesi için himmette bulunup güvenliğini sağlamasaydı;  bugün bu Rum ve bu AB ile BM’ler karşısında çoktan  “dalya”  derdik!   

**********

“ÖZEL DOĞA OKULLARI EĞİTİM HİZMETLERİ”

“Siz mesela önünüze on yıllık  hedefler koyar,  öğrencileri mesleki yönden hazırlayacak programlarla bu hedeflere yönlendirirsiniz.   fakat  bakarsınız ki  bu on yılın sonunda hedefleyip saptadığınız  seçenekler de  meslekler de sizi aşan teknoloji ve büyük bilimsel gelişmelerle  kadük hale gelmişler,  yerlerine  “yenileri”  oturmuş…”

“Pekala ne yapalım ki öğrencileri yetiştirirken hem koyduğumuz hedeflere  “doğru”  şekilde varalım hem de hızla gelişip değişen çağın yenilik ve teknoloji ile bilimine  tam tamına adapte olacak bir eğitim ve öğrenim sistemi oluşturalım…”

İŞTE DOĞA KOLEJLERİ:  Geçen hafta,   sancılı bir tartışmanın ardından DAÜ’ye bağlı DAK ve DAİ’yi kiralayarak devralan  “Doğa Kolejleri” nin müdürü Okan Dilik’le görüşme gereğini duyuyorum.                    Çünkü hatırlarda olmalıdır.  O dönemde bu “kiralama”  olayına yönelik büyük kıyametler kopartılmış,  olayın kalite ve eğitime kazandıracağı yararı değil,  TC çıkışlı bir  Eğitim Kuruluşuna devredilmesi eylemlerle protesto edilmişti.  Bu karşı çıkışlara ise  karşı çıkanlardan birisi de bizdik.  Çünkü olayı,  böyle bir eğitim kuruluşunun     KKTC için ne büyük şans olduğu yönünden değerlendiriyorduk.

Ne kadar haklı olduğumuz ve  Doğa Kolejlerini savunanların  da ne kadar haklı olduklarını zaten geçen süre içinde izlemiş olmamıza karşın bu okulların durumuna bir de  bizzat  “yerinde”  görüp elleyelim dedik…

Nitekim yukarıda girişini yaptığım söylemler Mağusa Haber Ajansı kurucusu arkadaşım İsmet Ezel’le ziyaretine gittiğim  Müdür Okan Dilik’e  ait… Sohbetimizde Eğitim Öğrenimin artık ne kadar önemli olduğuna görüş birliği koyarken özellikle vurguluyordu:  “Biz zamanı,  geleceği,  hayatı  her yönüyle kucaklayacak donanımlı öğrenciler yetiştirmek amacındayız…” 

“ÖZEL DOĞA OKULLARI” NEV’İ ŞAHSINA MÜNHASIRLAR.   Dilik  “çok çalışıyoruz”  diyor.  Okulu devraldığımızdan itibaren  baştan sona değiştirip yeniden kurduk.  Bizde sistem bireyden bireyedir.  Dolayısıyle öğretmen çok önemlidir.   “Ahmet’ten yine bir Ahmet çıkar…”

Okan Dilik ODTÜ’si mezunu.   Uzun yıllardır Özel Doğa Okullarında Eğitim hizmeti veriyor.     Bu arada bazı  bilgiler de veriyor:   “Bu okulların ilk kurucusu Fethi Şimşek adlı bir kimya öğretmeni.    Kısa sürede  büyük başarılara imza atılmış.  Türkiye genelinde 38 okulları var.  Bu  okullarda 27 bin öğrenci  3 bin öğretmeni ile eğitim öğrenim görüyorlar.  1800 de çalışanı var…   (Hatırıma geliyor.  Bizde böylesi bir devlet müessesesi bu öğrenci ve öğretmen sayısı ile faaliyet göstermiş olsaydı  o  çalışan sayısı en az beş bin kişi olur zaten ispatları kendinden menkul olayları yaşadık,    sonra da borçtan harçtan dolayı batar giderdi!)

Dilik asıl hedeflerinin AB’de bu  amacı taşıyan oklular içinde ilk üçe girmekmiş.  Bir büyük dünya şirketi ile işbirliği sonucunda yakın gelecekte Dubai,  Kiev,  Kanada,  Sofya, Kahire’de de   okullar açmayı ve 100 bin öğrenciye ulaşmayı hedefliyorlar. 

PEKALA NASIL BİR EĞİTİM.  Desek ki  Ata binmekten  tenis’e, öğrencileri periyodik aralıklarla gözlem ve araştırma yapmaları yanı sıra gelişmelerine katkı koyacak amaçlarda  dış ülkelere göndermeye kadar  adına uygun bir anlayışla  öğrenim ve eğitim veriliyor…     Küçük öğrenciler artık toprakla da yoğruluyorlar  yabancı dil de öğreniyorlar.  Turşu değil mi turşu.  Onu bile yapıyorlar.  Hayır amaç elbette ki turşucu yahut jokey yetiştirme değildir.  Hayatı hayatın gerçeklerlerinde kucaklayacak,  yaratacak,  yoğuracak,  kendine yetecek bir nesil yetiştirmektir.   Bir yanda en üst seviyede öğrenim,  öte yanda doğa ile insanı yaşam kalitesini kucaklayacak bir görgü ve beceride yetiştirmek… 

Gerçekten de eğitim öğrenimin hedefi bunlar değiller midir?   Ayaklarının üzerinde duracak bilgi ve beceriye sahip bir gençlik yetiştirmek.  Sadece testlerin ABC’lerine mahkûm olmayan,  kısır döngüde sadece  matematik İngilizce ile sonunda ne olacağını asla bilemeyen öğrenciler yetiştirmek yerine,  hayatı sıkı sıkı kavrayacak yarının gençlerini yetiştirmek.

VE HATIRIMIZA GELİYOR:  Biz yat kalk Allah  battı memleket,  gitti doğa, boğulduk pisliklerden,  öldük trafikte diyerek yırtınır ve bir yandan da  bu sorunların üstesinden gelmek için  “eğitim gerekir”  derken;  işte size  eğitimi de okulu da.  Ki tek bir temenni kalıyor geriye. Böylesi okulların yoğalıp çoğalması.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31