Adrien Brody’i tanıyor olmalısınız. Hani şu 2002 yılında oynadığı piyanist filmiyle Oscar ödülü alan oyuncu… Pek çok filmi var ancak Forest Whitaker ile birlikte harika bir iş çıkardıkları “The Experiment” (Deney) filmini izlemişsinizdir. Aslında film 2001 Alman yapımı olan Das Experiment’in yeniden çevrimi. (Yani klasik Hollywood yaklaşımı… ) Her neyse filmde, sosyal araştırmalara ilgi duyanların artık klişe olarak nitelendirdiği yönetenler ve yönetilenler kavramının kişilikleri nasıl değiştirdiği üzerine yapılan meşhur hapishane deneyi konu ediliyor. Filmin bilgi bölümünde ise söz konusu deney ile ilgili aynen şöyle yazıyor:

“Deneyin amacı; insanlara giydirilen roller ve bu rollerin, bireyi ne kadar zamanda gerçek benliğini ele geçirerek yabancılaştıracağı ve bu süreçte kişinin, bu yabancılaşmaya ve kendisine biçilen role, ne denli uyum sağlama ya da kendi benliğini muhafaza etme iradesine haiz olup almadığının belirlenmesi”

Sonuç olarak filmde aslında olmadıkları bir role bürünen kişilerin gücü elde etmeleri halinde neler yapabileceği gösteriliyor. Gardiyan rolü verilenler, mahkum rolünde olanları ezince, mahkumlar bir olup gardiyanları eziyor. Yani film kaos ve kan ile bitiyor.

Önceki gün, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinin Poliklinik bölümünde olan bir doktor arkadaşımı görmem gerekti. Her zamanki gibi Poliklinik bölümü çok yoğun ve kalabalıktı. İnsanlar sağlık hizmeti alabilmek için sıralarını bekliyor, doktorlar da işlerini yapmaya çalışıyorlardı. O kaos ortamında bir adam dikkatimi çekmeyi başardı. Üzerinde herhangi bir özel kıyafet veya tanıtıcı kart olmadığından dolayı kim olduğunu ne iş yaptığını anlamamıza izin vermemek için elinden geleni yaptığını düşündüğüm bu adam bas bas bağırıyor ve oradaki hastaları azarlıyordu! Ne var ki, adamın sözleri herhangi bir işe yaramıyor, kaos ortamı düzelmiyordu. Ancak adam bağırmaya, hastaları azarlamaya devam ediyordu. Hal böyle olunca, “Bu adamın görevi ne?” diye uzun süre düşündüm. Aklıma bir anda yukarıda sözünü ettiğim film geldi ve vardığım sonuç şu oldu: Sanırım bu adama birileri görev verdi ve oraya görevli olarak gönderdi. Ancak belli ki adam eline güç verildiğini hissediyor ve önüne geleni eziyor.

Aslında ülkemizde birçok alanda bu tür kişilerle karşılaşabilirsiniz. Bu kişilerin temel sorunu bana göre, kendilerine geçici olarak verilen rollere bürünmeleridir. Bu nedenle gerek alt kademede, gerekse üst kademede atama yapanlara (ki yeni hükümet oluşumu ile birlikte bu üst kademe atamaları çoğalacak) tavsiyem kişilik analizi yaparak görevlendirme yapmaları ve takip ederek halkı haksızlıklara karşı korumalarıdır. Aksi halde ezilen halk olur. Sonra o halk belki filmdeki gibi değil ama sandıkta mutlaka ezer! Ona göre…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31