Yollarda gezenlere bakınca görmek gerekir.

Görmek ve sormak…

Biz ne yaptık?

Tıpkı “Ne var ne yok” sorusu gibi bir soru bu…

Basit gibi görünür ama zor.

Böyle basit gibi bir sorunun cevabı çok zor…

Biz ne yaptık?

Gel çık işin içinden.

Nereden başlamalı?

Hangi tarihe gitmeli.

1955-1958 gibi sakin suların birden dalgalanmaya başladığı geçmişe mi?

1963 gibi fırtınaların bitmeyecekmiş gibi devam ettiği barutlu, kanlı, azaplı günlere mi?

Tuhaf bir durumdayız öyle veya böyle.

Biz bir yerlerde hatalar yaptık.

Fakat hataların hangi tarihte başladığını bulamıyoruz.

Birinci hatalar silsilesi ilk silahı elimize verdiklerinde yapmıştık.

Yanlış anlaşılmasın lütfen.

Bu yanlış sadece Kıbrıslıtürklerde değil.

Silah alan Kıbrıslrumlar da hata yaptılar.

Karşı tarafı temizlemeyi kolay sandılar.

İnsan canına kıymak, toptan kıymak kolay gibiydi.

Kasaptan et almak mıydı ki kıyma yapılsın.

Ancak göremedik.

Göremediler.

Biz şimdi günümüze bakalım.

Bakalım ve görelim.

Nerede hata yaptığımızı anlayalım.

Dağları, taşları yabancılarla doldurduk.

Kendi ellerimizle yerleştirdik.

Onlara seçme seçilme hakkı tanıdık.

Şimdi ayaklarına gidip oy istiyoruz.

Ki Kıbrıs’ın geleceğini yönlendirecek makama seçilelim.

Oysa onlar çok iyi niyetli çıktılar.

Deseler ki “biz de partimizi kurup seçileceğiz.

Biz de bu ülkenin en üst mertebesine geleceğiz.

Ve biz de gerekirse Kıbrıs Cumhuriyeti’nin şekillenmesinde rol alacağız.”

Kim ne yapabilir?

Söyleyin ey arkadaşlar.

Bu kadar yıl geçti üstünden.

Seçilenlere bakıyoruz.

Bakıyorsunuz.

Görüyorum, görüyorsunuz.

İsteseler, bu yollarda dolaşanların yani kendi aralarına bizleri katmayabilirler.

Diyebilirler ki…

Siz ne anlarsınız yönetmekten?

Derlerse derler.

Bizim kafa yapımızla onlarınki farklı çünkü.

Onların bakışları ile buradakilerin bakışları farklı.

Kim ne derse desin.

Burada, cumhuriyette yetişmiş ile laik sistemi içine sindirememiş toplumdan gelenler aynı olamaz.

 Farklı olması da çok doğal…

Laik sistemi sindirmemiş birisinin bakışı ile burada yetişenler bakışı elbette farklı olacaktır.

Ezanın sesini biraz kısar mısınız, diyene saldırmaları bundandır.

Doğal yani.

Şimdi yoldakilere bakın…

Bir de kendinize…

Nerede hata yaptık, diye sormayın.

Çünkü hataların neler olduğunu zaten biliyorsunuz.

Başka soru sorun kendinize…

 “Neden hataları görmezden geliyoruz,” deyin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31