Memlekette son zamanlarda popüler üç konu var. Hatta bu konular UBP’nin kurultayından bile daha önemli. Birincisi trafik kazaları ve intiharlar ki trafik kazalarını da intihar kategorisinden sayabiliriz farklı bir durum değil. İkincisi “her an elektriğiniz kesilebilir hasa” fenomeni, üçüncüsü de DPÖ’nün “hayat bilmem kaç kuruş ucuzladı” muhabbeti. Gelin sırayla bir inceleyelim.

İNTİHARLAR DOLU DİZGİN SAĞLIK BAKANLIĞI SEYİRCİ

Şimdi eleştirisel yazınca biliyorum güceniyorlar bana ama güceneceklerine yazacaklarımı dikkate alıp bir şeyler yapsınlar. 2012 yılına girer girmez cadının biri bir büyü mü yaptı ne insanlar patır patır intihar etmeye başladı. Genç, orta yaş hatta ihtiyarlardan dahi canına kıyanlar var. Kimseden tık yok. Televizyon programlarına bakıyorsunuz bizim meslektaşlardan bir tanesi bile buna ilişkin program yapmıyor, yani medya olayın dışında tutuyor kendisini, onu geçtik Sağlık Bakanlığı intiharların engellenmesi konusunda hiçbir adım atmamış sadece olanları izliyor. Bu bakanlığın tek görevi memlekete ilaç bulup hastane yapmak değil sanırım, yapılsın onlarda yapılsın da bu ülkenin Akıl hastanesinin tek yaptığı depresyon hapı mı vermek gelenlere. Sanırım öyle.

Daya gitsin depreks ile zanaxı. Bunları uydurmuyorum giden pek çok genç arkadaşım var. Doktor bunalımda olan gence soruyor “neyiniz var?” genç anlatıyor sorunlarını, peki diyor doktor bu yazdıklarımı al 1 ay sonra gene gel konuşalım “fulsac, apikopal” çok da sinir olursan yarım zanakscık alabilin”..

Evet, olay bu kadar basit! Terapi yok, farklı yardımlar yok. Şu an başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Hükümetin kesinlikle depresyona giren, intihara teşebbüs eden ve etmeye niyetlenen gençler için aldığı hiçbir önlem yok. Varsa açıklasınlar öğrenelim. Son bir hafta içinde ihtiyar bir teyze intihar edip öldü ve iki gün önce 26 yaşındaki bir gencimiz yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Tık var mı birilerinden?

Tabipler birliğini de gerekli girişimleri yapmıyor ve Sağlık Bakanlığı üzerinde baskı kurmuyor. Halbuki ben Dr Hüdaoğlu’nu biraz kavgacı sanırdım.  Belgelerle yayınladığım Tüp bebek vakalarına bile sessiz kaldılar.

İşte hal böyle olunca kimsenin inancı kalmıyor ne bu ülkeye ne de bu ülkede yaşamaya. Kaçabilen kaçıyor kaçamayan da intihar ediyor görünümü oluştu.

MAZOT BİTEBİLİR, EL-SEN  GREV YAPABİLİR

Bir de bu korku çıktı. Adeta bilinçaltına korku gönderiyorlar. Hele El-Sen eline bir iğne almış çocuklar gibi “batırırım haaa” diye sırıtıyor; “keseriz elektriği, özelleştirmeye hayır, her an kesebilir, kestiiik”. Kesin be kardeşim , elektriğe bağlı yaşamlarını sürdürenler ölür kalanlarla yola devam ederiz. Düşündükçe Cem Yılmaz’ın esprileri geliyor aklıma. Mazot bitecek diye bir haber düştü Kıbrıs Postası’na, eğer mazot biterse ve mazot bitti diye elektrik kesilirse bakın net söylüyorum Ekonomi ve Enerji Bakanı da alsın çantasını gitsin işyerinde otursun. Bu halka kış gelecek elektrik korkusu yaz gelecek elektrik korkusu verecekler ama benim Enerji bakanımdan ses çıkmayacak, siyasilere güven eksikliği böyle başlıyor.  İlgili bakan kimse ses verip “hoopp ben buradayken ne mazot biter ne ışıklar söner demesi” lazımken, tık yook. Yazınca da güceniyorlar.

DPÖ’nün hayat ucuzladı şeklindeki açıklamasına da şu soruyu yöneltirsem sanırım yeterli olur; hayatın ucuzladığını hissedeniniz var mı?

****************

ÖZERSAY’A DA YAZIK OLACAK

On beş kişiyi topladınız mı kurarsınız bir parti. Dernek kurmaya benzer bu iş. Bazen derneklerin partilerden daha çok üyesi bile olabilir. Kudret Özersay, Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra ilk basın toplantısı düzenledi ve ilk ışığı yaktı, parti kuracak. Bu besbelli. Özersay parti kuracak ve bu halk da Özersay’ın asil ve temiz ilkelerine sadakatle bağlanacak. Ömürleri kitapları arasında geçmiş akademisyenler anlamıyor ki Kıbrıs Türk halkı okuyan, yazan dinleyen bir halk değil. Yine ömürleri kitaplar arasında geçen akademisyenler sanıyor ki bu halk fikirden, eşitlikten ya da ganimet düzenine son felsefesinden feyiz alır, ilham alır. Keşke öyle olsaydı. Keşke bu halk Raşit Pertev gibi Mustafa Akıncı gibi değerleri  bir kenara itmeseydi, keşke bu halk yıllarca ganimet dağıtan liderleri, korku salan liderleri başımızda tutmasaydı. Sevgili Kudret gel sen yol yakınken parti kurmaktan vazgeç, güçlü lobi yapan bir harekete dönüş, inan bu ülkeye daha çok faydan dokunur. Makam bitince telefonların susmadı mı , selamlar kesilmedi mi? Sen bu halkı daha tanımadın. Ayarla da bir kahve içelim.

***************

UBP-ÖRP BİRLEŞMESİ BU SEFER KESİN

Adettendir sıraya girer partiler bir bir Ankara’nın yolunu tutar, Türkiye Başbakanı Sn Erdoğan ile görüşür, anlatır, gelecekteki iktidar koltuğuna yatırım yapar aklınca, bir de karizmatik fotoğraf çektirir ve biner THY’nin tarifeli uçağına gelir memlekete. Olmasın mı bu tür ziyaretler olsun tabii canım. Siyasetin tuzu biberi. Fakat ne ilginçtir ki CTP görüşür  ve “dış politika da AK parti ile en iyi uyuşan parti biziz” diyecek gaflete düşer, sonra DP gider görüşür olası bir seçimde koalisyon ortaklığını bilinç altına yiterler Sn Erdoğan’ın. “ her ikisi de kavgalıydı bir ara”… Bakın ÖRP’nin gidişi kutsal ve masumane. Sn  Turgay Avcı umarım bu görüşmenin ardından UBP-ÖRP birleşmesini bağlamışsındır artık. Seçim çok da uzak değil ona göre.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31