Yollara, sokaklara, deniz kıyılarına ve dağlara bakarak en azından 30, 40, hatta ailelerini de sayarsak 100 bin kaçak var, diyorduk…

Meğer topu topu 10 bin kadarmış tüm kaçaklar, Nazım Çavuşoğlu açıkladı…

Bu açıklamasını yaptıktan sonra da, ellerini böğrüne dayayıp, göğsünü hafif öne doğru  çıkartarak, “ Çıkarttığımız bu aftan çok iyi netice aldık. 10 bindi kaçaklar, bunların 9 bin beş yüz kırk üç kişisi aftan yararlanmak için başvurdu. Bundan sonra sıkı tedbirler alacağız. Kaçaklar da onları çalıştıran iş yerlerine de ağır cezalar vereceğiz  ” dedi.

Nasıl da inanmış gibiydi açıklarken.

Oysa ki sayı vereceklerine bazı sorulara açıklık getirselerdi daha iyi ederlerdi.

Mesela…

Kaçakların neden kaçak olduklarını…

Kaçakların, büyük para cezalarına çarptırılacaklarını bile bile, üstelik de  bedavaya kurtulmaları imkanı varken neden bir kısmının bundan faydalanmadığını…

Sanırım birilerinin çıkıp ülkenin bu duruma nasıl getirildiğini de açıklaması gerekir.

Her neyse.

İstanbul’da kar vardı kaçtım ve yoğun yağan yağmurların ardından çıkan güneşe, Kıbrıs’a geldim hafta sonu…

Hırçın esen rüzgarların savurduğu dalgaları izlemek için deniz kıyılarını dolaştım.

Yağmurlar sonrasında yaprağından söküp atamadıkları yağmur damlacıkları ile kucaklaşmış otu, çiçeklere dadanmış böcekleri ve dalgaların jilet gibi oyduğu kayaların fotoğraflarını çektim.

Kaldığım iki günde de meyhaneye uğradım.

Ve mecburdum dönmeye, döndüm…

Dönerken ilginç birkaç olaya tanık oldum.

Vaktim vardı, uzun bir kuyruk olduğu halde sakince kuyruğa girip bekledim.

Acelem yoktu ya…

Tam sıra bana gelmişti ki içeriden elinde TC pasaportu olan birisi,  ” Abi 20 dakikam var şuna bir mühür vurur musun ” dedi.

Sıramı verdim…

TC-KKTC’li polis bilgisayarına baktı ve ” Ülen” dedi  “ her tarafın faul “.

” 2009’dan beri kaçak durumdasın, cezalısın. Ama seni aftan yararlandıracağız” diyerek mührü patlattı.

Meğer adam kaçakmış.

Ve af, günün sonuna kadarmış.

TC-KKTC’li bir bayanla evlenip vatandaş olacakmış, son anda kızın babası vermekten vazgeçmiş falan.

Adana uçağı sırf bu beklemelerden dolayı bir saatten fazla rötar yaptı.

İstanbul uçağı da ki ben de oradaydım bir saat rötarla kalkabildi bunları beklemekten.

Yanımda oturan kadın Adana’ya yer bulamadığı için İstanbul bileti almış hem de gidiş dönüş…

Aynı gece geri gelecekmiş.

Evde, çalışma izni olan eşi ve iki de çocuğu varmış.

Çıkmasa 7 bin lira ceza verecekmiş.

İyisi mi 300 TL vererek hiç uçak değiştirmeden gidip döneyim demiş ve yanımdaki koltukta yer almış.

Yüzlercesi o kadın gibiydi son gün.

-Kendi ülkeniz dururken neden bu fakir, üstelik suyu bile olmayan Kıbrıs’ta ısrar ediyorsunuz? diye sordum.

Kadın sadece ağzını büzerek bir de omuzlarını kaldırarak bilmiyorum anlamına gelen bir hareket yaptı.

Çok sevinen Nazım Çavuşoğlu’na duyurulur…

Son gece gidip, son gece bitmeden dönen yüzlerce eski-yeni kaçağınız var…

Hayırlı olsun.


Günün Karikatürü:

1.20120208113510.jpg

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31