İki gündür, Türkiye gazetelerinde, bir tıp rezaleti tefrika ediliyor…

Tıp’ta bir temel kural vardır: Hastayı daha iyi edemiyorsanız bile, daha kötü olmasına da sebep olmayın…

Cerrahinin de bir başka temel kuralı vardır: Yaptığınız ameliyatın  meydana gelebilecek komplikasyonlarını tedavi edebileceğinizden emin değilseniz, o ameliyatı, yapmayın!

Tıpta pratiği otuz beş, cerrahi deneyimi de otuz yılı aşmış bir hekim olarak, “Dünyada ilk! Dört ekstremiteyi birden naklediyorum…” reklâm ve avazeleri ile dördüncü sınıftaki bir tıp öğrencisinin bile sorabileceği “peki bunun metabolik sonuçları ne olacak?” sorusunun yanıtını düşünmeden, kolsuz/bacaksız da olsa yaşamakta olan sağlıklı bir insanı masaya yatırarak, sonra da ailesine cesedini verip, “üzgünüm” diye açıklama yapmayı, ne meslek etiğine ne de deontolojiye sığdıramıyorum! Meslek ahlâkına aykırıdır… Ayıptır… Rezalettir…

Her hekim, meslek pratiğini uygularken, hata yapabilir!  Bu ihtimali kimse inkâr etmez… Hepimiz de yapmışızdır! Zaten normal memleketlerde “malpraktis” yâni mesleki hata denilen bu duruma karşı sigorta yaptırmayan hekimi, çalıştırmazlar…

Ne var ki bu söz konusu uygulamayı, normal memleketlerde, değil insana, deney hayvanına bile yapamazsınız! Hayvan Hakları örgütleri, sizi tefe koyar… Etik kurullar da canınıza okur…

Değil insanı, hayvanı dahi aklınızın kestiği gibi kesip biçemezsiniz yani… Her ameliyathanede, bir ameliyat defteri vardır! Her ameliyat ettiğiniz hastaya neler yaptığınızı, uyguladığınız yöntemin ne olduğunu, hangi teknikle o ameliyatı yaptığınızı o deftere yazmak, yasal ve etik bir zorunluluktur! Öyle “ben cerrah diploması aldım” diyerek, kendi aklınızı kestiğini yapamazsınız! Bilinen, emniyeti kanıtlanmış tekniklerle yaparsınız bir ameliyatı…

Ne halt ettiğinizi de çıkar çıkmaz, olduğu gibi yazarsınız. Yoksa her aklı evvel, işte bu yapılanı yapar! Marifet “dünyaya meşhur olacağım” diye gözünüzü hırs bürümesi değil, hastanın ameliyat masasından, yattığından daha sağlıklı kalkmasıdır! Bunun için de remil atma hakkınız yoktur! Siz şaman mısınız, hekim mi?

Yeni bir tıbbi uygulamanın, insana uygulanması için, tıp etiğinde belli bir yol vardır! Önce teorik, kimyasal v.s. gibi bütün meseleyi, bilimsel olarak yazarsınız! Eğer yazdığınız konu bilimsel bir kurulun soracağı tüm ayrıntıları yanıtlıyorsa, size hayvan deneyi yapma izni verilir.

Belirli bir süre sonunda yaptığınız hayvan deneyleri başarılı bir sonuç vermişse, o zaman da önerdiğiniz yeni tedavi yöntemini, tehlikeleri ve bütün riskleri de anlatılmak koşulu ile gönüllü bir insan grubuna tatbik etmenize izin verilir!

Eğer o çalışma da yeni yöntemin başarısını ortaya koymuşsa, ancak o zaman bu yeni yöntemi, rutin bir tedavi yöntemi olarak kullanmanıza izin verilir…

Cerrahi  bir “zenaat” değildir! Bilimle desteklenen bir sanattır…

Ayrınıtılı rapor ortada yok! Hastanın neden öldüğünü bile gizliyorlar! “Kalbi dayanamadı” diye, tıbbi rapora değil, şarkı sözüne benzer bir açıklama yaptılar!

Oysa, haberi tv’den duyar duymaz, bir hekim olarak, kendi kendime , “Peki yabancı myoglobin bu adamın böbreklerini mahvetmez mi?” deyip, eşime “Buyur?” deme fırsatı verdiğimi hatırlarım!

Bu “kahraman” meslektaşım, yargılanmalıdır… Ceza mahkemesinde…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31