Kahvaltıların vaz geçilmezidir hellim.

Adı var soyadı yok onun.

Hellim.

Bazıları kibar konuştuğunu sanarak, biraz da ağzını yamultarak hellime, “hellim peyniri” der…

Onlar Mağusa’ya Magosa, Lefkoşa’ya Lefkoşe diyenlerdendir.

Hatta bıraksanız Leymosun’a Limesel diyecek kadar da ileri gidebiliyorlar.

Onlar hellime hellim peyniri derlerken aslında hellimi peynir sandıklarından diyorlardır.

Oysa hellim hiçbir zaman peynir olmadı.

Kahvaltılarımızda kırmızı peynir vardı…

Beyaz krem peynir…

Bir de gaşgaval…

Bir ara Kooperatifin beyaz peyniri vardı ama o fazla rağbet görmezdi.

Varsa da kırmızı, beyaz krem peynir, yoksa da…

Ama ille ki hellim baş tacımızdı.

Ki hala öyle…

Hellimi eline aldığında önce koklarsın.

Mis gibi süt kokar taze hellim.

Kazandan çıktığı anda yersen gıcır cıcır ses çıkartır…

Yerken her bir parçası katmer katmer açılır…

İçine nane koyanlar vardır hellimin.

Pek beğenilmese de iyidir…

Ve taze hellim gibi eskimiş hellim de severiz.

İçinde kurtçular kaynayan orofiden çıkartıp hafif yıkarsınız.

Sonra rendeden geçirip magarına bulliye dökersiniz…

Dilerseniz kurumuş eski hellim ile pilavuna yapar keyfinize bakarsınız.

Hellimli de eski hellimden olmalı.

Parça parça hellimler kesilir, hamura atılır, biraz zeytinyağı, biraz nane…

İşte hellimli ekmek…

Yemeye doyamazsınız onu.

Bir yaşam biçimidir hellim.

Ona peynir denmesinden hiç hoşlanmaz.

Duymasın…

O ne peynir cinsidir ne de sebze.

O sadece ve sadece hellimdir.

Hellimle ilgili bir haber vardı…

Rum tarafı Nikos Kuyalis’in şahsi son karşı hamlesi ile “Hellim Savaşı” nı kazanıyor.

Tank savaşı vardı İsrail ile Mısır arasında.

Yüzlerce tankını çölden İsrail’e sürmüştü Mısır.

Ve yüzlerce tankı o çölün içinde hurdaya dönmüştü.

Böyle bir savaş değil bu hellim savaşı.

Soğuk savaş dönemi vardı.

Bu pek soğuk savaşa da benzemiyor…

Sıcak savaş deseniz ortada ne barut kokusu var ne de sıcak bir alev…

Ormanlar yanmıyor örneğin.

Denizler kabarmıyor.

Ve dağlar patlamıyor.

Hellim savaşını güney kazanıyor iz kaybediyoruz diye kuzeydekiler ağlaşmaya başladılar.

Oysa…

Hellimin tescilini yaptırmayı Kıbrıs Cumhuriyeti başarırsa aslında başaracak olanların başında hellime hellim diyen bizlerden başkası olmayacaktır.

Kaybedenler ise ısrarla Güzelyurt, Magosa ve Lefkoşe derken hellimi peynir sananlar.

Kısacası neyi desteklediklerini bilmeyen KKTC’çiler.

Hellim…

Kahvaltıların vaz geçilmezidir hellim.

Adı var soyadı yok onun.

Hellim.

Bazıları kibar konuştuğunu sanarak, biraz da ağzını yamultarak hellime, “hellim peyniri” der…

Onlar Mağusa’ya Magosa, Lefkoşa’ya Lefkoşe diyenlerdendir.

Hatta bıraksanız Leymosun’a Limesel diyecek kadar da ileri gidebiliyorlar.

Onlar hellime hellim peyniri derlerken aslında hellimi peynir sandıklarından diyorlardır.

Oysa hellim hiçbir zaman peynir olmadı.

Kahvaltılarımızda kırmızı peynir vardı…

Beyaz krem peynir…

Bir de gaşgaval…

Bir ara Kooperatifin beyaz peyniri vardı ama o fazla rağbet görmezdi.

Varsa da kırmızı, beyaz krem peynir, yoksa da…

Ama ille ki hellim baş tacımızdı.

Ki hala öyle…

Hellimi eline aldığında önce koklarsın.

Mis gibi süt kokar taze hellim.

Kazandan çıktığı anda yersen gıcır cıcır ses çıkartır…

Yerken her bir parçası katmer katmer açılır…

İçine nane koyanlar vardır hellimin.

Pek beğenilmese de iyidir…

Ve taze hellim gibi eskimiş hellim de severiz.

İçinde kurtçular kaynayan orofiden çıkartıp hafif yıkarsınız.

Sonra rendeden geçirip magarına bulliye dökersiniz…

Dilerseniz kurumuş eski hellim ile pilavuna yapar keyfinize bakarsınız.

Hellimli de eski hellimden olmalı.

Parça parça hellimler kesilir, hamura atılır, biraz zeytinyağı, biraz nane…

İşte hellimli ekmek…

Yemeye doyamazsınız onu.

Bir yaşam biçimidir hellim.

Ona peynir denmesinden hiç hoşlanmaz.

Duymasın…

O ne peynir cinsidir ne de sebze.

O sadece ve sadece hellimdir.

Hellimle ilgili bir haber vardı…

Rum tarafı Nikos Kuyalis’in şahsi son karşı hamlesi ile “Hellim Savaşı” nı kazanıyor.

Tank savaşı vardı İsrail ile Mısır arasında.

Yüzlerce tankını çölden İsrail’e sürmüştü Mısır.

Ve yüzlerce tankı o çölün içinde hurdaya dönmüştü.

Böyle bir savaş değil bu hellim savaşı.

Soğuk savaş dönemi vardı.

Bu pek soğuk savaşa da benzemiyor…

Sıcak savaş deseniz ortada ne barut kokusu var ne de sıcak bir alev…

Ormanlar yanmıyor örneğin.

Denizler kabarmıyor.

Ve dağlar patlamıyor.

Hellim savaşını güney kazanıyor iz kaybediyoruz diye kuzeydekiler ağlaşmaya başladılar.

Oysa…

Hellimin tescilini yaptırmayı Kıbrıs Cumhuriyeti başarırsa aslında başaracak olanların başında hellime hellim diyen bizlerden başkası olmayacaktır.

Kaybedenler ise ısrarla Güzelyurt, Magosa ve Lefkoşe derken hellimi peynir sananlar.

Kısacası neyi desteklediklerini bilmeyen KKTC’çiler.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31